• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Bolu -1 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -3 °C

NE OLUYOR, NELER OLUYOR? BİRİ BİZE ANLATSIN

Hasan Dinç

Anlamı ve mahiyetinin açıklanmasında zorlanılan olaylar seçim öncesinden gelişmeye başlamıştı. Bir belediye başkanı tarafından Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına “Has…tir” çekilmesi, bölge milletvekillerinden bazılarının halkın önüne düşerek görev başında polisi tokatlaması ve polis araçlarının tekmelenmesi, taşlanması gibi nahoş gelişmeler, bunlardan basına yansıyan ve milli vicdanın asla kabul etmediği olayların sadece bazılarıydı. Seçim heyecanının kontrol edilemez sonuçları gibi kabul edilen bu yasa dışı aşırı tavırlar, seçimlerin huzur içinde geçirilmesi yönünden ilgililer tarafından hoş karşılandı ve belki de göz yumuldu. En azından bu kişilere adli ve idari yönden herhangi bir müdahale yapılmaması bizde böyle bir kanaati uyandırdı. Ancak bütün bu olanların seçim sonrası büyük gelişmelerin habercisi olduğu şimdilerde görülmektedir. Bizim olumlu kanaatlerimizin de ne yaman bir çelişkiyi yansıttığı ortaya çıkmaktadır.

Seçimlerden hemen sonra bölgeden bağımsız seçilerek meclise girme hakkı kazanan belli sayıdaki bazı milletvekillerin yaptıklarını, yasayla ve demokrasi ile açıklamak mümkün değildir. Meclisin açılışına ve anayasal zorunluluk olan  MİLLET  VEKİLİ ANDI yapmamak bir yana verdikleri sözlü beyanatlar ve mitinglerde yaptıkları konuşmalar “sabır taşlarını” bile çatlatır hale gelmiştir. DEMOKRATİK ÖZERK BÖLGE, DEVLETE VERGİ VERMEME ve buna karşılık MERKEZİ HÜKÜMET BÜTÇESİNDEN PAY İSTEME talepleri, Sayın başbakanımızı bile şaşırtmıştır. Bu arada DİYARBAKIR’IN “AMED” adıyla bölgesel her türlü siyasi faaliyetin merkezi haline getirilmesi ve partilerinin sürekli olarak gurup toplantılarının Diyarbakır’da yapılacağının resmen duyurulması ikinci bir yönetim merkezi ilanından başka bir anlam taşımamaktadır. Bu durum TÜRKİYE TEK MERKEZDEN YÖNETİLEMEZ tezlerinin   sessizce yürürlüğe konulmasıdır.

Seçimlerden bu yana daha 45 – 50 gün geçmesine rağmen akıl almaz öyle olaylara tanık olduk ki bunların normal akılla izahı mümkün değildir. Ateşkes için verilen süre dolmuş, ayrılıkçı terörist unsurlar aldıkları emirler doğrultusunda bölgenin her yanında güvenlik güçlerimize saldırmaya ve acımasızca   katletmeye başlamışlardır. Bu bir buçuk ayda verdiğimiz kayıplar neredeyse geçmiş yıllarda verdiğimiz iki yıllık kayıplara denk düşmektedir. Artık saldırılar sadece dağlarda değil güpegündüz yollarda, caddelerde, lojmanlarda olmaktadır. Güvenlik güçlerinin eş ve çocukları da saldırıların muhatabı durumuna gelmiş, hisselerine düşeni ziyadesiyle almışlardır. Cumhuriyetten beri ilk defa Genel Kurmay Başkanlığı bölgede görev yapacak personelin eş ve çocuklarını görev mahalline getirmemeleri yönünde çağrıda bulunmuştur. Patlayan mayınlar, yaralanan gaziler ve şehit olan Mehmetçiklerimizin haberleri basında gerekli ilgiyi görmez sıradan haberler haline gelmiş ve sansürlenir olmuştur.

Geçtiğimiz hafta bölgede devletin egemenliğinin tartışılacağı olaylar yaşanmıştır. Bir bölge milletvekili yanına aldığı bin kişilik bir bölücü gurupla Türkiye – İran sınırındaki Esendere sınır kapısına gelerek iki pankart açıyor. Bu pankartlardan birinde Kürtçe “KÜRDÜSTAN ÖZERK BÖLGESİ” diğerinde ise “PASAPORTSUZ GİRİŞ YASAKTIR” yazıyor. Yanına “KCK KONTROL NOKTASI” ibaresini de ilave ediyor. Bu arada sınır kapısındaki “TÜRK BAYRAĞINI” indiriliyor, yerine zaman zaman ekranlarda   gördüğümüz bez parçası çekiliyor. Bütün bunlar bölgede devletimizin varlığının ve egemenliğinin en azından tartışılır duruma geldiğinin işaretleri değil midir?

Yine geçtiğimiz hafta işlediği bir suç nedeniyle yurt dışına kaçmış birinin resmi devlet görevlisi gibi  karşılanışına şahit olduk. Suçu zaman aşımına uğradığı için yasal takibattan kurtulan bu bölücünün özelliği federasyona giden yolun silahsız açılmasıdır. Yani ülkenin bölünmesi yönünden APO’dan hiçbir farkı yoktur. İşte Kemal Burkay denilen bu adam, devletin özel korumasında ve bakanların ağır misafiri pozisyonunda kabul edilmiştir. Her bakanın kabulünde aşırı övgülere mazhar olmuştur. Atatürk hava limanında ise İstanbul vali yardımcısı tarafından resmi törenle Kürtçe “MEMLEKETİNİZE HOŞ GELDİNİZ” diyerek karşılanmış ve “VİP” salonunda ağırlanmıştır. Kültür bakanımızla kaldığı otelde yaptığı ortak basın toplantısında ise duvardaki “ATATÜRKLÜ TÜRK BAYRAĞI” bir başka Türk bayrağıyla kapatılarak devletimizin kurucusuna cumhuriyetten bu yana en büyük saygısızlık yapılmıştır.

Kısa süre içinde gelişen bu yoğun olaylar insanımızın kafasını karıştırmış, her duyarlı insanımızın gündemine  “NE OLUYOR, NELER OLUYOR?” sorularını getirmiştir. İnsanlarımız kafalarına takılan bu sorulara cevap bulmak adına yetkililerin ağızlarından çıkacak sözlere bakar hale gelmişlerdir. Cumhurbaşkanımızın ağzında bu konulara yer yoktur. Suriye de gelişen olaylar nedeniyle bütün dikkatlerini o yana çevirmiş, Suriye lideri Esad’a telkinlerde hatta tehditlerde bulunmaktadır. Başbakanımız ise ordumuza karşı giriştiği itibarsızlaştırma, güçsüzleştirme ve yönetimde rolünü azaltma mücadelesinin zaferini dış devletlerin tebrik ve övgü mesajlarıyla kutlamaktadır. Son hafta ise o da Cumhurbaşkanımıza ayak uydurarak Suriye’ye ültimatom hazırlığı içinde olduğunu ve ABD’nin bölge politikasına katkıda bulunmaya adım attığını muhataplarına göstermeye çalışmaktadır. Maalesef muhalefet partileri de her zaman olduğu bu yöndeki beklentilerimizi boşa çıkarmaktadır.

Yeni seçilen Milet vekillerimiz mi? Onların bu olayların mahiyetini  kavradığını bile sanmıyorum. Ali Ercoşkun kendisine çevrilen namlulardan çıkan kurşunları “Kurşun askerleriyle” savuştururken, Fehmi küpçü ise romantik dünyasında realizme yer olmadığını göstermektedir. İktidar partisinin yerel yetkilileri ise kaybettikleri bir millet vekilinin kavgasını yapmaktan, ülkenin bir kısmını kaybetmemenin mücadelesine zaman ayıramamaktadır.

Ama birilerinin bize olup biteni anlatması gerekmiyor mu?

09.08.2011

Bu yazı toplam 1376 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim