• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 0 °C

Ne seni içime alırım, ne senden vazgeçerim

Nadir Garipoğlu

    Ülkemizde 3 Ekim'den sonra Avrupa Birliği’ne girmişiz gibi bir hava esti, bu havayı estiren siyasiler işimizin çok zor olduğunu bilmiyorlar mı?

    Bu bayram havası, Gümrük Birliği anlaşmalarını imzaladığımız zaman da estirildi. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller tarafından yaratılan bu bayram havası, havaalanlarında karşılamalar, Esenboğa'dan Ankara'ya kadar yolların bayraklarla süslenmesi, gece havai fişekler, şenlikler ve Başbakanın demeci “3 yıla kadar AB’ye tam üye oluyoruz.”

    Aynı hava yıllar sonra müzakere tarihini aldığımız zaman da oldu. Mevcut iktidar aynı bayramı Türk halkına empoze etti.

    Gerçekten öyle mi? Avrupa Birliği’ne birkaç adım mı kaldı? Yoksa rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal'ın dediği gibi bu iş “uzun ince bir yol mu?” Hem de çok uzun bir yol mu?

    Avrupa Birliği’ni Avrupalılar’ın nasıl kurduğunu, neden ve nasıl birleştiklerini araştırdım. Gerçekten Avrupa Birliği bir Hıristiyan kulübü mü?

    Evet Avrupa Birliği’nin kuruluşunda Hırıstiyan birliği yatar ve Avrupalılar’ın Türkleri Avrupa’dan atmak için kurdukları bir birliktir.

    Ve biz bu birliğe girmek için uğraşıyoruz.

    Batı Hun İmparatoru Atilla, 450 yıllarında Avrupa'yı Roma'ya kadar istila etmiş, ortalığı hallaç pamuğu gibi atmıştı.

    Ardından birkaç asır sonra yani 11.yy’da Selçuklular Anadoluyu İznik'e kadar fethedip, İstanbul kapılarına dayanınca Bizanslılar’ın teşvikiyle harçlı seferleri başlatıldı.

    Türk beyliklerinden Osmanlılar, Marmara bölgesinin ardından Rumeli’ye geçtiler. İstiladan korkan Avrupalılar, tekrar haçlı seferlerini başlattılar. Ancak Osmanlıları hiçbir güç durduramadı. 2.Murat'ın, haçlıları Varna ve Kosova savaşlarında perişan etmesi, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u Fethi, Türk tehlikesi ve Türk korkusunu Avrupa insanının yüreklerine kazıdı.

    Avrupa'daki ülkeler sıranın kendilerine geldiğinden çekiniyor, kilise papazları şehir şehir, ülke ülke dolaşıp Türklere karşı birlikte hareket etmenin önemini anlatıyorlardı. Halk o kadar yılgın hale gelmişti ki “Bu dünya Türklerin, ahiretin de Hıristiyanların olduğuna inandılar.” Bu yılgınlık, bu korku üzerine Avrupalılar yeni planlar yaptılar. Bohemya kralı 1462 yılında Avrupa’da birlik, beraberliği sağlamak ve hem de Türkleri Avrupa’dan kovmak için “Avrupa Birliği” kurulmasını önerdi. Ve Türklere karşı rahatça savaşabilecek Avrupa Birliği kurulması düşüncesi hakim oldu.

    Bu birlik üye ülkelerden alınacak vergilerle desteklenecek, milletler üstü bir askeri güç olacak, müşterek para birimi olacak, ayrıca mahkemeleri de olacaktı.

    Tarih boyunca birbirleri ile savaşan Avrupa preslikleri birleşecek “Avrupalı olma” fikrinin doğup yayılması sağlanacaktı.

    Osmanlıların durdurulması düşüncesi, Bohemya kralının ölümünden sonra da Avrupa'lı aydınlar tarafından sürekli şekilde geliştirildi ve bugünkü Avrupa Birliği ortaya çıktı.

    Ve şimdi biz bu Avrupa Birliği’ne girmek için yırtınıyoruz, uğraşıyoruz, didiniyoruz ve olmayacak tavizler veriyoruz.

    Avrupa halkının yüreğine işlemiş Türk korkusu,Türkler’in Avrupa'ya yayılması çekincesi ve Türkleri durdurmak için kurulan bu birliğe gireceğiz diye akla hayale gelmedik hatta gururumuzu rencide eden taleplerle karşılaşıyoruz.

    Halkının istekleri dışında hareket edebilen bir lider gösterebilir misiniz?

    İşte Fransa referandumda ne yaptı? Avusturya niye müzakerelerin başlamasına son ana kadar karşı çıktı?

    Tarihten gelen etkiyle Avrupa halkı bizi istemiyor. Bilinçaltında hala bizden korkuyor, onlar hala koyduğumuz yerdeler.

    70 milyonluk ülke, genç ve dinamik nüfus, konum itibariyle stratejik bir bölge, güzel bir Pazar olan Türkiye'den vazgeçmeleri de mümkün değil.

    Avrupalılar bize diyorlar ki; “Ne seni içime alırım, ne senden vazgeçerim.”

    Ama biz hala anlamıyoruz. Veya anlıyoruz

26.10.2005

Bu yazı toplam 261 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim