• BIST 96.121
  • Altın 240,601
  • Dolar 6,2046
  • Euro 7,2854
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 16 °C

NEDEN HAYIR

Hasan Dinç

Önümüzdeki Pazar günü referandum var. Bu yazı referandumdan önceki son yazım oluyor. Referandumla ilgili düşüncelerimi okuyucularımla paylaşmak benim görevim. Genel olarak okuyucularımın beklentileri de bu yönde. Günün çok az zamanında çarşıya çıktığımda halkın bu yöndeki sorularıyla karşılaşıyorum. Sorularını dinliyorum. Ayaküstü birkaç cümle ile de olsa onlara cevaplar veriyorum. Ancak bunların yeterli olduğuna inanmadığım için referandumdan önceki son yazımı bu sorulara tahsis etmenin daha faydalı olduğuna inanıyorum.

Halkımızın soruları daha çok iki konuda toplanmaktadır. Genelde “referandumda oyumuz hangi yönde olmalıdır?” şeklinde bir soruyla karşılaşıyorum. Bu sorunun kısa cevabını aldıktan sonra ise “Bahçeli niye böyle yapıyor”  sorusuyla karşılaşıyorum. Sayın Bahçelinin niye böyle yaptığını şimdilik kaydıyla cevaplamam mümkün olmadığını, ilerde bu referandumun tarihi yazıldığında milletçe niye böyle yaptığını belgelerden öğrenme fırsatımızın olacağını söyleyerek soruya cevap vermiyorum. Ancak doğrusunu söylemek gerekirse bu sorunun cevabını bende çok merak etmekteyim. Yıllarca beğenerek ve de inanarak siyasi takipçisi olduğum bu liderin referandum konusundaki beklentilerin hilafına başka yönde hareket etmesi hem partisinin tabanını, hem de halkımızın genel beklentilerini boşa çıkarmış, yerinde bir tabirle ters köşe yapmıştır. Sayın Bahçeli’nin referandumdaki bu tercihinin siyasi tarihimizdeki yıkıntı ya da onarımı yakın bir zamanda ortaya çıkacak ama ne kendisi, ne siyasi partisi ne de devletimiz için geri dönüşü olmayacaktır.

Halkımızın referandumla ilgili sorularına cevap verirken katiyen bir telkinde bulunmuyorum. Kendi tercihimi de açıklıkla söylüyorum. Tercihimin onlar tarafından da paylaşıldığını anlamak ihtiyacını da hissetmiyorum. Vatandaş benim dışında daha birçok kişiyle konuyu istişare edecek ve kararını sandık başında verecektir. Vatandaşın bu tercihi elbette tartışmasız kabul edilecek, milletimizin geleceğine yine milletimiz karar verecektir.

Anayasamızda yapılması meclisimiz tarafından kabul edilerek referanduma sunulan değişiklikleri defalarca okudum. Önyargısız düşündüm. Kararım HAYIR şeklinde sandığa yansıyacaktır. Kararımın HAYIR yönünde tecelli etmesinin elbette sebepleri vardır ve bu sebepleri okuyucularımla paylaşmak benim görevimdir. Tercihimin HAYIR yönünde olmasının genel ve özel sebepleri vardır. Ben bu yazımda genel sebepler üzerinde durmak istiyorum.

Ben bir TÜRK MİLLİYETÇİSİYİM. Türk milliyetçileri için millet en üstün değerdir. Millet yönetiminde ise MİLLETİN EGEMENLİĞİ dışında hiçbir güç meşru değildir. Kabul edilemez. Millet egemenliğinin tecelli ettiği yönetim biçimi DEMOKRATİK PARLEMENTER SİSTEMDİR. Cumhuriyetimiz EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR düsturuyla kurulmuş ve Demokratik parlamenter sistemi esas almıştır. Bunun dışındaki hiçbir sistem milliyetçilik düşüncesi içinde kabul göremez ve müsamaha ile karşılanamaz. Türk milliyetçiliği düşüncesinin ZİYA GÖKALP, MÜMTAZ TURHAN ve EROL GÜNGÖR çizgisi buna amir olup MHP siyasi programı da bunu esas almıştır. Bu sebeple MHP 2015 seçim beyannamelerinde konuyu milletimizle paylaşarak şu esaslara sadık kalacağını taahhüt etmiştir. Beyannamenin konuyla ilgili bölümü aynen şöyledir. “Türkçe’den başka dillerde anadil olarak eğitim yapılmasına, Türkiye’nin idari yapısının değiştirilerek yerel yönetimlerin mahalli parlamento olarak çalışacağı özerk bölgeler sisteminin hayata geçirilmesine, zemin hazırlayacak anayasa değişikliği yahut bir anayasa yapılmasını hiçbir şekilde tartışma konusu yapmayacak ve karşı duracaktır” kaydını düştükten sonra konuya daha da açıklık getirmek üzere devamla “Bu sebeple iktidarın kişiselleşmesi suretiyle temel hak ve özgürlükler bakımından tehlikeli bir otoriterleşmenin önünü açabilecek, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuruluş esaslarından kopararak ve milleti farklı siyasi yapılanmaya götürecek alt yapı oluşturmayı hedef alan, başta BAŞKANLIK olmak üzere YARI BAŞKANLIK ve benzeri sistemleri uygun bulmuyoruz.” Demektedir.  Ben bir Türk milliyetçisi olarak ve yarım asırlık siyasi itikadıma uygun olarak yukarıdaki ilkelere bağlıyım ve bundan dolayı 16 Nisanda yapılacak anayasa referandumunda tercihim elbette HAYIR olacaktır. Bunun dışında ayrıca:

Göreve gelirken tarafsızlık konusunda yemin etmiş olmasına rağmen yeminine sadık kalmayan birinin başkan seçildikten sonra da bu alışkanlığını devam ettireceğinden hiç kuşku duymamaktayım. Böyle bir kişinin büyük yetkilerle donatılmasının millet hayatı bakımından tehlikeli gelişmelere yol açacağına inanıyorum. Onun için tercihim elbette HAYIR olacaktır.

Cumhuriyetimizin kurucularına ve kuruluş esaslarına bağlılık konusunda şüphe uyandıran gelişmelere seyirci kalmalarına, mesela cumhuriyetimizi hedef alan “94 yıllık parantezi kapatmak, 93 yıllık reklam arasına son vermek” gibi hezeyanlara sessiz kalmak, kurucu liderlerimize “AYYAŞ” diyecek kadar saygısız ve ölçüsüz değerlendirmelerde bulunmak bizdeki güven ortamını yok etmiştir. Biz devlet hayatında güvenemediğimiz kişi ve ekiplere EVET dersek tarih huzurunda kendimizi sorumluluktan kurtaramayız. Onun için tercihim elbette HAYIR olacaktır.

Anayasalar toplumsal sözleşmelerdir. Milletin ortak kabullerinin dikkate alınması elbette çok önemlidir. Milletin yarısının kabulünü diğer yarısına zorla kabul ettirmek günümüz devlet anlayışına uygun düşmemektedir. Bu tür zorlamalar millet hayatında kavgalara sebep olur ve onulmaz bölünmelere, parçalanmalara yol açar. Böyle bir geleceğe sebep olacak anayasa değişikliğine tercihim elbette HAYIR olacaktır.

Milletlerin hayatı kişisel fantezilere kurban edilemez. Anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi milli bir arzu ve ihtiyaçtan değil, bir kişinin kişisel isteklerinden kaynaklanmaktadır. Ne kadar da “milli beka sorunu” denilse de izah edilmediği için inandırıcı olamamıştır. O nedenle tercihim elbette HAYIR olacaktır.

Referandum da EVET diyenler konuyu milletimize bir parti meselesi olarak takdim etmekte ve parti tabanlarını kendi istekleri doğrultusunda kanalize etmeye çalışmaktadırlar. Başta Cumhurbaşkanı, Başbakan, Devlet Bahçeli ve parti yöneticileri mitinglerde konuyu bu boyutuyla ele almakta, değişikliğin millet hayatımızda ne gibi olumlu gelişmelere yol açacağına hiç değinmemektedirler. Kendilerine muhalif  kişi, gurup ve partileri karalama konusunda bir ölçü tanımamaktadırlar. Bu nedenle tercihim elbette HAYIR olacaktır.

Referandumda tarafların çalışmaları milletimizin gözü önünde cereyan etmektedir. EVET tarafı başta cumhurbaşkanı olmak üzere başbakan ve iktidar mensupları devletin bütün imkânlarını kendileri için seferber etmişlerdir. Devletin tarafsız kalması gereken bütün unsurlarını kendi taraflarında kullanmakta bir sakınca görmemektedirler.  Televizyon kanalları sabahtan akşama, akşamdan sabaha EVET çalışmalarına tahsis edilmiş, millete başka türlü düşünme imkânı ortadan kaldırılmıştır. HAYIR taraftarlarına ise her türlü engelleme ve yasaklar ilgili devlet kurumlarınca uygulamaya konulmakta, kanunları çiğnemekte bir sakınca görmemektedirler.  Meydanlara çıkmaları yasaklanmakta, salon sahipleri tehdit edilerek salonların toplantılar için kiralanmaları önlenmekte ve çalışmaları engellenmektedir. Referandumda değişikliğe sunulan bir anayasanın bu kadar insan haklarını çiğneyerek, devletin tarafsızlığını ihlal ederek ve adaleti ayaklar altına alarak kabul edilmesi milletimize hak ettiği huzur ve mutluluğu sağlamayacağı gün gibi aşikârdır. Bu sebeple tercihim elbette HAYIR olacaktır.

Son olarak bu iktidarın üç  yıl önce milleti PKK ile uzlaşma ve çözüm için hazır hale getirmek üzere görevlendirdikleri AKİL adamlar zırvasına Bolu’da nasıl hayır demişsek bu anayasa değişikliğine de tercihimizin HAYIR olacağını bir kez daha bütün hemşerilerimizle paylaşmak istiyorum. Bu referandumda HAYIR dersek ilerde her şeye evet deme imkânımız olabilir. Ancak bu referandumda EVET dersek bir daha HAYIR deme imkânımız asla olmayacaktır.

16 Nisan referandumunun milletimize hayırlar getirmesini yüce Allah’tan niyaz ederim.

 

 

 

Bu yazı toplam 2442 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim