• BIST 93.229
  • Altın 210,870
  • Dolar 5,3980
  • Euro 6,1008
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 8 °C

Neden yazmıyorsun

İlhami Candemir

        Sayın okuyucular,bildiğiniz  gibi zaman zaman Bolu yerel gazetelerinde bir vatandaş olarak  yazılar yazıyorum.Ancak bizler memleketin daha ileriye gitmesi için ne yazarsak yazalım “imam” bildiğini okuyor misali değişen bir şey olmuyor.Tabi bu durum yazarın-çizerin şevkini kırıyor.Bu nedenle yazılarıma bir süre ara verdim.Ancak zaman zaman karşılaştığım tanıdıklarımdan ve zaman zaman da telefonla arayan kişiler tarafından” neden yazmadığım” hususlarında serzenişler alıyorum.Bu durum beni tekrar mayın tarlasına itti ve yine geçtim bilgisayarımın başına,bakalım kuş mu çıkacak civciv mi;

        Öncelikle beni üzen şu hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Öyle bir değişim içindeyiz ki içki içenlerin dışlandığı, haram yiyenlerin ise omuzlarda gezdiği bir dünyada yaşıyoruz. Hukuk kitaplarında yazılan, hukuk fakültelerinde öğretilen hukuk ile bu gün uygulanan hukuk farklı.Kutsal kitabımızda okuduklarım ile  İslami diye uygulananlar farklı.İşin en üzücü tarafı bu farklılıklar “olağanmış’ gibi algılanıyor.E bizler  yanlışın doğruya dönüştürülmesi için yazıyoruz-çiziyoruz ama bu maşrapa ile selin yönünü değiştirmeye benziyor.SEL den kastım halkın bu olumsuz değişimlere duyarsız kalmasının da ötesinde destek vermesidir.

            Hal böyle iken ben ne yazayım.

            Sayın okuyucular, memleketin düştüğü bu durum  nedeniyle gülmeyi unuttuğunuzu düşünerek dereden-tepeden bir iki laf edeyim bari dedim.

             Yaşım 80.Bu kısacık! Ömrümde nelerle karşılaştım nelerle. Gelin bir-ikisini sizlerle paylaşayım;

              Eskiden hakimler,savcılar,avukatlar bir ailenin bireyleri gibi sıcak dostluklar içindeydiler.(Şimdi nasıl bilmiyorum).

              Genellikle günün yorgunluğunu gidermek,stres atmak için(zira hukukla uğraşmak gerçek anlamda söylüyorum zihinsel olarak çok yorucu bir meslektir) zaman zaman bir araya gelir mangal keyfi yapardık.Bunu da genellikle benim Sarıcalar köyündeki(şimdi mahalle oldu) bahçeli,şömineli,fırınlı yazlık evimde yapardık.Bir gün yine böyle bir program düzenledik.Ben de ev sahibi olarak hizmet etmesi için bir müvekkilime ricada bulundum,o da beni kırmadı,tamam dedi.Mutfakta yiyecek-içecek bol.Aşçılar da genellikle hakim,savcı ve avukatlar.Sayın Av.Yener Bandakçıoğlu çok güzel cacık ,sayın hakim Cengiz Kıyıcı ise çok güzel güveç yapardı.(Gerçi bir defasında Abant yolundaki orman misafirhanesinde güveçi yakmıştı ama  olsun,yanık manık yedik.Sevgili kardeşim Av.Şadi Yücel hizmet etmesi için getirdiğim müvekkili mutfakta sarhoş etmiş.Bizim haberimiz yok.Bu arada şömine yanıyor,başsavcımız, bizim sarhoş müvekkile hitaben “git biraz odun getir ”dediğinde “git de kendin getir” demez mi.E ne yapalım şişede durduğu gibi durmuyor ki.Hani Temel’i idama götürürlerken son diyeceğin nedir diye sorduklarında “bu da bana ders olsun” dediği gibi bu da bana ders oldu.

                     Yine bir gün Gerede panayırı vardı.Geredeli avukat arkadaşlara  “bizlere kaz yedirmiyorsunuz” diye serzenişte bulunmuştuk.Sağ olsun sevgili kardeşim Av.Yüksel Gültekin “tamam bu işi bana bırakın” dedi.(Hakkını yemeyelim,daha sonraları  kardeşimiz Av.Sabri Erhendekçi’nin de çok kazını yedik.)Peki kazlar nerede yenilecek.Yine benim Sarıcalar köyündeki bahçede. Uzatmayalım, kazlar gelmiş,o zaman cep telefonları yok,ben keşifteyim, arkadaşlar “kazları getirdik, köye gidiyoruz,avukat bey eve geldiğinde kendisine söylersiniz” diye eve telefon etmişler. Ben ise keşif sonrası eve uğramadan doğru köye gittim. Yedik-içtik,eğlendik, eve geldim,ev kalabalık,eşim ağlamış(gözlerinden belli) ,herkesin yüzleri asık,belli ki anormal bir durum var,baldıza “abla hayır ola bir şey mi var” diye sordum. O da bana “İlhami çoluk çocuk sahibi oldun, iyi bir mesleğin ve itibarın var KIZLARLA OYNAŞMAK sana yaraşır mı demez mi.Yahu abla ne kızı deyince bir de inkar etme,eve telefon etmişler deyince benim jeton düştü.Başladım gülmeye,bu sırada kayın validem(eşim hapsini toplamış) “bir de utanmadan gülüyorsun” demez mi.Anneciğim getirilenler  KIZLAR değil KAZLAR dedim.Geredeli arkadaşlar kaz getirdiler köyde onları yedik dedim.Anladım ki eşim kazı kız anlamış.Bu kız-kaz meselesi nerede ise aile düzenimi bozacaktı.Ucuz kurtuldum.

                     Sayın okuyucular, hayat maceralarımdan iki anekdotu sizlerle paylaştım. ( ilginç olduklarını sandığım pek çok  olayım vardır,ilerideki yazılarımda-siz okuyucularımdan okey alabilirsem-onları da sizlerle paylaşmayı düşünüyorum). Sizleri  tebessüm ettirebilmiş isem ne mutlu bana, eğer bunu başaramamış isem onun sorumlusu ben değil memleketi bu hale getirenlerdir.

                     Hoşça kalın.         

 

Bu yazı toplam 626 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim