• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 5 °C

Nedense hep On Kasım’da hatırlıyoruz

Mustafa Namdar

Nedense hep On Kasım’da hatırlıyoruz biz seni. Yüreğimizin ateşini 10 Kasım’da söndürmeye çalışıyor gibi timsah gözyaşları. Huzuruna gelip hıçkırıklarla konuşarak anlatıyoruz yaptıklarını. Eserlerinle övündüğümüzü hamasi sözcüklerle ifade ediyoruz etmesine de, nasıl sahip çıktığımızı anlatmaktan kaçıyoruz adeta.

“Devrimlerime nasıl sahip çıkıyorsun” diye soruvermenden çekiniyoruz. Bir ulusun oluşumunda tüketilen bir ömür... 68 yıl öncesi bir 10 Kasım’da uğurlarken ebedi yolculuğa, emanetine sahip çıkacağımızı haykırdık milletçe ardından....

Kasım ayında kansız kalan bedenler gibi sararıp soluyor doğa. Kasım ayında tek tek sararıp dalından kopuyor yapraklar. Kasım ayında güzellikleri yutuyor gibi toprak. Kasım ayında toprak soğuk, hava soğuk, üşüyor bedenler. Kasım ayında yazılmış sanki acıların kaderi. Sayfa sayfa yazılan kara haberlerle buz kesiyor, dona çekiyor sanki yürekler. Çiçekler boynu bükük düşüyor toprağa yanık yanık söylenen ağıtlar arasında, ulusun gözyaşlarıyla yıkanarak.

Yediden yetmişe seninle şahlanan millet ağlıyor kadını erkeğiyle ardından. Kasım ayı soğuk! Gözyaşı, yağmur misali düşüyor toprağa. Bak işte yine o günkü gibi toprak ıslak ıslak yüreklerimiz gibi...

Ağlamaktan perde mi indi gözlerimize? Sis mi indi doğaya? Göremiyor gibiyiz sanki işaret ettiğin adresi. Küreselleşen dünya diye avaz avaz bağırırken, sisli dünyada gerçeği görelim diye taktılar gözümüze bir camı AB, diğerinde ABD markalı gözlüğü. Buğulu camlarla ufkumuz karardı. Nereye koyduk ilkelerini, nerede bıraktık devrimlerini? Arıyoruz soğuk Kasım ayında. Her 10 Kasım’da bir telaş bir telaş sunmaya çalışıyoruz yılın bilançosunu...

Her fani gibi “Benim vücudum da elbet birgün toprak olacak” dediğin için manevi huzuruna geldiğimde inan ki artık ağlamak istemiyorum.

Benim ağlamam ilkelerini gelecek kuşaklara aktarmadığım kaygısındandır. Hani demiştin ya “Bir ülkenin geleceği gençlere bağlıdır.” O gençleri istediğim gibi yetiştiremediğimden ağlamaktayız.

“Teknik ve Teknolojik eğitim kalkınmanın temelidir” dedin ya, ben o eğitimin yoluna düşenlerin önüne konan engelleri kaldıramadığım için ağlıyorum.

Muasır medeniyete ulaşmak için, “Çalış, üret” öğüdüne bireysel mutluluklarımız için dolu kapların içini boşaltarak ahlakı yozlaştırdığımız için ağlamaktayız. Ahlak dedim de aklıma geldi. Onyedi aylık bebeğe yapılan insanlık dışı ahlaksızlıkla bir kez daha karardı dünyamız. Kasım ayının kara bulutları dolaşıyor gibi üstümüzde. Sahip olamıyoruz gençliğe. Hani “Ey Türk gençliği” diye seslenerek Cumhuriyeti ve istiklali korumak için görevlendirdiğin gençlik vardı ya. Onların bir kısmını birşeylerin bağımlısı yaptık. Çalıp çırpmanın, şiddetin, kapkaçın peşinde koşturuyoruz. Bir kısmı cemaatlerin, tarikatların yolunda huzur arıyorlar.

Bir kısım genç var ki pırıl pırıl, gürül gürül geliyor. Aldıkları eğitimle bu ülkenin gelecekteki mimarları onlar olacak. Bağımsızlık, özgürlük onlarla daha da güçlü olacak. Vatan, bayrak, insanlık sevgisi onlarla güçlü, medeniyete daha hızlı koşmak onlarla olacak. Mekanın cennet, ruhun şad olsun Atam.

13.11.2006

Bu yazı toplam 194 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim