• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 0 °C

NEFRET SÖYLEMİ

Mustafa Öz

                İnsan sosyal bir varlıktır. Duygu ve düşüncelerini dil ile ve yazı ile anlatabilme özelliğine sahiptir.

                Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Allah: “Ben sizi çiftler halinde (erkek-dişi) olarak yarattım. Aranızda kaynaşıp, çoğalasınız” diye buyuruyor.

                İnsan yaratılmışların en şereflisi olarak yaratılmıştır. Onun görevi niçin yaratıldı, yaradan kim, ona şükran borcu var mı bu sorulara cevap arayarak yaşamını sürdürmelidir. İnsan için en önemli duygulardan birisi SEVGİdir. Eğer birbirimizi sevmiyorsak inanmış, iman etmiş olamayız. Sevginin olmadığı yerde ise saygı olmaz. Sevgisizlik KİBİR – GURUR ve EGO oluşturur.

                Bu özellikleri üzerinde toplayan kişide hırs-garez ve karşısındakine karşı nefret duygusu gelişir. Bu hususlar ben inanıyorum diyen hiçbir kişide olmamalıdır.

                Hangi konumda olursak olalım “yaradılanı yaradandan ötürü hoş görmeliyiz” ona insani vasıflarla yaklaşmalıyız.

                Nefret söylemi sevgisizliğin sonucu olsa da, bu söylemi tetikleyen sebepler olabilir. Adalet kavramının çalışmaması, hakkın tecelli etmemesi, hukukun yanlı olması, adam kayırma, kendinden olanı üstün tutma, kendinden olanın dışındakileri dinlememe! Karşı düşünce ve davranışlara tahammülsüzlük sonucu zorla veya başka metotlarla bastırma!

                İnsan sosyal bir varlık olması nedeniyle kendi dışındakilerle ilişki içinde toplu olarak yaşamaktadır. En küçük topluluk ise AİLEdir.

                Aile ilişkileri sağlıklı temele oturmuş toplumlarda inançlar, düşünceler, davranışlar, değerler de sağlıklı olur.

                Siyaset, Ticaret, Meslek mensupluğu, ilişkilerde seviye bozulmaz.

                Hiç kimse eleştirilmez değildir. İnsanoğlu hata yapabilir. Önemli olan hatada ısrar etmemek ve eleştirileri yok saymayarak değerlendirmektir.

                Nefret illa söylemle mi gösterilir? Tabiî ki hayır. Mimikler, tavırlar, davranışlar da nefret söylemi kadar nefreti ortaya koyan hususlardır.

                Son yıllarda NEFRET SÖYLEMİ dile pelesenk edildi. Hatta kanunlara bile girdi! Ancak hiç kimse bu insani olmayan söylemden vazgeçmiyor.

                Herkes kendi nefret söylemine adeta aşık olmuş gibi. Hiç aynaya bakan yok. Toplumu nefret söylemine iten bu psikolojiyi artıran genellikle siyasiler, ideolojik saplantıları olanlar, sevgi yerine hasımlık, düşmanlık hissi taşıyanlar. Aykırı modellere sahip kişi ve topluluklardır. Milletin topyekün idaresine talip olan siyasiler, kendi fikirlerini benimseyen tabanlarının dışındakileri ağır itham, aşağılama, tavır, mimik davranışlarla sürekli eleştirir ve kabul edilmesi mümkün olmayan söz ve yaptırımlar uygularlarsa karşılarında kutuplaşma ve ilerisinde de nefret söylemi gelişmektedir. Nefret söyleminin ilerisi KAOS-KAVGA-AYRILMADIR.

                Beni sevmeyeni ben ne için seveyim? Ben enayi miyim? El uzattığım adamdan tokat yiyeyim düşüncesi beyinlere hızla yerleşiyor. İki kişi bir araya geldiğimizde konuşacak ortak konu bulamıyoruz. Toplumda güven dayanışma ve insanlık ölüyor. Birilerinin kısa dönemde kazanması toplumun kazandığı, insanın yüceldiği anlamına gelmiyor. Kalbimizde nefret söyleminin yerleşmemesi için her bireyin sorumluluğu elbette var. Ancak ülken idaresinden, sorumlu olanların kurumların başındakilerin kanaat önderlerinin basının da ciddi sorumluluğu var. Özellikle de siyasilerin başta da iktidarın sorumluluğu çok gereklidir.

22.05.2014

Bu yazı toplam 1237 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim