• BIST 96.121
  • Altın 240,598
  • Dolar 6,2046
  • Euro 7,2854
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 18 °C

Nerede kalmıştık

İlhami Candemir

               

 

        Sayın okuyucular,bildiğiniz gibi  yeni Anayasa değişiklik teklifinin  TBMM sinde görüşülmeye başlandığı tarih 09/01/2017 dir.O tarihten bu günlere dek -önemine binaen- eksisi ile artısı ile hep o konuyu gündeme getirmeye ve düşüncelerimizi siz sayın okuyucularla paylaşmaya çalıştık.

       16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandum sonuçlarına göre 49.798.855 seçmen oy kullanmış, kullanılan bu oyların 48.936.604 ü  geçerli,862.251 i ise geçersiz sayılmıştır.

        Görüldüğü gibi 49.798.855 seçmen demokrasi anıtı inşa etmek üzere bir araya gelmiş ve ortaya çıkarılan anıt tüm dünyanın görüşüne sunulmak üzere iken YSK bir huruç hareketi ile hem anayasayı ve hem de  bu anıtı yerle bir etmiştir.Neyse demokratik hukuk devleti ilkesinin başı sağ olsun diyelim ve konuyu kapatalım diyeceğim ama siyasi konjonktüre  bakılırsa kapanacak gibi değil ama şahsen ben kapattım.

       Bu nedenle yazımın başlığından da anlaşılacağı gibi nerede kalmıştık diyerek asıl konuya gelmek istiyorum;

       Bu asıl konu nedir diye soracak olursanız OHAL kapsamında yürürlüğe konulan KHK lerdir.

        Bilindiği gibi OHAL ilanını gerektirir koşullar Anayasanın 120.maddesinde  açıkça belirtilmiştir.Bu maddeye göre özetle ………”temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması” …denilmektedir.Bu şu anlama gelmektedir.Temel hak ve hürriyetlerin ortadan kaldırılmasına yönelik yaygın hareketlerin varlığı OHAL ilanını gerektirmektedir.Hal böyle iken uygulamaya bakıyoruz  devlet, Temel hak ve hürriyetleri koruma bahanesi ile OHAL ilan ediyor ve temel hak ve hürriyetleri kendisi ortadan kaldırıyor. O yasak bu yasak. Son olarak Antalya Valiliğinin “açık alanlarda içki yasağı” çıktı karşımıza. Neymiş, asayişi bozuyormuş. Sayın valim sizden önce Antalya’da asayiş bozuk değildi. Siz gelince mi bozuldu da böyle bir karar aldınız.Asayişi temin etmek yasaklarla olmaz. Bu neye benzer, okullarda uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması durumunda okulları kapatmaya benzer. İşte bütün bu gibi tasarruflar OHAL ilanının gerekçesi ile çelişki teşkil etmektedir

       Keza  690 sayılı KHK ile  5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 27.maddesinden sonra gelmek üzere 27/A maddesi ilave edilerek ,yabancı devlet mahkemelerince verilen boşanma kararlarının Türk  idari makamları tarafından kabul edileceği hükmü getirilmektedir. Oysa ki Anayasamızın 9.maddesinde” Yargı yetkisi, Türk  Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır” denilmektedir.Hal böyle olunca yabancı mahkemelerin verdiği kararların Türk idari makamlarınca yerine getirilmesi hükmü Anayasamızın 9.maddesine açıkça aykırıdır.Yargı yetkisi egemenliğin bir parçasıdır.Yine Anayasamızın  6.maddesinde “egemenliğin kullanılması,hiçbir surette hiçbir kişiye,zümreye veya sınıfa bırakılamaz denilmektedir.Bu nedenle o hükmün düzeltilmesi zorunludur diye düşünüyorum.

         E şimdilik bu kadar.Kalın sağlıcakla.

        

Bu yazı toplam 1112 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim