• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 11 °C

Neslihan’la Akçakoca’da Yaş Günüm…(5)

Hüseyin KAYA

Bu gün 24 nisan 1999 Cumartesi…

Koca gövdeli çınar ağacı Hüseyin Kaya’nın yaş günü…

Ne yaparım bu özel günümde diye bir telaşım yok…

Yapacaklarımızı Nesli’yle önceden kararlaştırdık…

Daha doğrusu Nesli kararlaştırdı ben de "tamam" dedim.

***

Hedef yerimiz Abant Gölü.

Gecenin bir yarısı Ay ışığının yakamozları altında kırmızı benekli Abant alabalıklarının dansını izleriz…

Kırmızı şarabımızın dibine vurup içimizde akşam güneşini açarız önce...

Orada sabaha kadar kalırız, eğer uykumuz gelirse de arabada kıvrılıp uyuruz…

Ama Leman Sam’ın kasete okuduğu  “İLLA İLLA” şarkısı gibi önce illa ki Akçakoca yapacağız.

"Karadenizin dalgaları neden hırçın diye sorma Nesli, Bil ki kara gözlerini kıskandığı içindir" diyeceğim orada...

Hırçın dalgalarda oynaşmanın tadına varmak istiyorum.

Programımız böyle…

***

Akçakoca Ceneviz Kalesindeyiz.

Vakit, gölge oyunlarının başladığı bir öğleden sonrası…

Nesli’nin,  Julia Roberts’in yüzünü andıran bir kaç fotoğraflarını çektim öncelikle…

Sonra komşu masadan ricamız üzerine birlikte yan yana çekindik fotoğrafları…

Deniz kokusu, güzellikler ve biz şarkısı yazıyoruz Ceneviz kalesinden Karadeniz’e …

İstiyorum ki, akşam saatlerinde güneş batarken, şarabın rengi aynı olduğunda bir yudum alıp dilek tutalım…

Şöyle uçalım Karadeniz semalarında Martılar gibi ve pike dalışlar yapalım hayata…

“Kapıldım Nesli’nin rüzgarına “şarkısını yazar gibiyim…

Ama mecburum, Nesli niye peşimde?

Öğrenmem lazım.

***

Akşama doğru…

Ufukta güneş huzmeleri olsa da, ne güneş kaldı ne de gökyüzü ve birden sağanak yağmur esir aldı bizi…

Abant düşüncemiz kararıp giderken kendimizi Diapolis otelin restoranına bulduk.

Kapı girişinden aşağıya doğru ne zaman inip, ne zaman oturup şarap siparişi verdik hatırlamak olanaksız o telaşla…

Hafiften makyajlı, tatlı mı tatlı Nesli’yi ana yemek olarak kurgulamıştım o anlarda…

Şarap kadehini eline alıp “fon dip” yapmayı öğrenmiş genç bir hanım rolüyle karşımda oturan Nesli’nin arzularıyla bütünleşmeyi istiyorum…

Yakın olmak her şeyi öğrenmek demek…

Yakın olmak dokunmak demek...

***

Bir ara…

Nesli, Diapolis’in dar koridorlarından geçerek lavaboya gitti. 

Ne var ne yok diye şöyle bir etrafıma bakacak oldum ki, ne göreyim!

Nesliyle birlikteyken her zaman peşimizde olan beyaz minibüsten Maşukiye’de gördüğüm adamlardan biri ve yanında bir kişi konuşmadan oturuyorlar kenarda kalmış bir masada…

Masalarında Kuver yoktu gördüğüm kadarıyla ve içecek olarak soda gibi bir şey vardı.

Nesli az sonra geldi lavabodan ve sihirli makyajının yarattığı havayla, önce kadehime vurarak sonra da masaya hafifçe dokundurarak bir fondip daha yaptı.

Yavruağzına yakın rujlu dudaklarında dilini gezdirirken çaktırmadan dönüp masaya baktığımda bu kez üç kişi gördüm…

Nesli, lavabo ve masadaki üçüncü adam…

Ben de yedim!!!

***

Gece orada kalmayıp, Bolu’ya döndük…

Dönüş boyunca Zühal Olcay’dan “Gecenin Öteki Yüzü” şarkısını defalarca dinledik…

Bolu’ya gelene kadar daha da şiddetlenen yağmur altında, bizim dışımızda beyaz minibüste yollardaydı…

Nesli’yi Yunus Emre sitesinin üst katındaki evine girene kadar bekledim.

"Gecenin şahidi olmaz" demişler büyükler ama kazasız belasız yine evimdeyim artık…

Günün yarattığı beklentilerle vücudumun kasları gerilmiş vaziyette salondaki kanepeye uzanıverdim öylesine…

Açtım TV nin rastgele bir kanalını kafamı boşaltayım diye…

Birden gözüme takıldı o anda…

Gündüz çıkarken masanın üzerinde bıraktığım cam su bardağı kitaplık rafının üzerindeydi…

Böyle bir şey mümkün değil, bardağın masada olması lazım!!!

Bardak meselesini “Allah Allah bu nasıl iş” diye sessizce düşünürken…

Telefonuma bir mesaj geldi Nesliden…

“Öptüm seni muck muck muck”

Hadi bakalım gel de uyu şimdi.

Bu yazı toplam 1466 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim