• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 6 °C

NEVROZLAŞAN NEVRUZ

Hasan Dinç

Nevruz, Orta Asya'dan Balkanlar'a kadar TURAN- İRAN ve ORTADOĞU'daki çok geniş bir coğrafyada yurt tutmuş bütün ulusların yerel renk ve inançlarına uygun kutlanan, her ulusun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği, özü itibariyle baharın gelişinin coşkuyla kutlanıp karşılandığı bir gündür. Bir başka ifadeyle Nevruz TÜRK dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan engin coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak kutlanan bahar bayramıdır. Bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan, geleneklerden, duygulardan ve tabiatın insanlara tesir eden bir olayından doğduğuna inanılır.

Milletimizin Orta Asya'da kullandığı on iki hayvanlı Türk takviminde de görüldüğü gibi Nevruz Türk'lerde çok eskiden beri bilinmekte ve törenlerle kutlanmaktadır. Tarihin derinliklerinden gelen rivayete göre, milletimizin Nevruzla ilgili en önemli detaya göre bu günün KURTULUŞ GÜNÜ olarak kabul edilmesidir. Yani Nevruz ERGENEKON'dan çıkıştır. Bu nedenle bütün Türk'ler Nevruz'u yeni yılın başlangıcı ve kurtuluş günü olarak günümüze kadar bayram törenleri ve şenliklerle kutlaya gelmişlerdir.

Nevruz Farsça bir kelime olup nev(ilk) ve ruz (gün) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuş, İLK GÜN ya da YENİ GÜN anlamlarına gelmektedir. Yukarda çizdiğim coğrafyada yerleşen bütün halk ve topluluklar tarafından bu anlamda kabul görür ve yılbaşı olarak kutlanır. Nevruz günü bu günkü takvime göre 21 Mart günüdür. Bu güne geçmişte atalarımız NEVRUZ-İ SULTANİ, SULTAN NEVRUZ, SULTAN NAVRIZ, NAVRIZ, VE MART DOKUZU gibi isimlerle de kutlamışlardır.

Nevruz Bayramı'nın Anadolu ve Türk kültürünün yayıldığı bölgelerde son derece köklü ve zengin bir geçmişi vardır. Büyük Türk âleminin önemli ozan, âşık ve şairleri Yusuf Has Hacip'ten Kaşgarlı Mahmut'a, Şah İsmail'den Osmanlı padişahlarına, Pir Sultan Abdal'dan Kuloğlu'na ve yakın tarih şairlerimizden Fuzulî, Nefî, Nedim ve Namık Kemal'e, Türk topluluklarından dünyaca ünlü Azerî şair Şehriyar'dan büyük Türkmen şairi Mahmutkulu'ya kadar uzayan tarih içinde Nevruz Bayramının gelişini “Nevruziye” ya da “Bahariye” denilen şiirleriyle kutlayıp taçlandırdıklarını biliyoruz.

Hatice Emel Aşa konuyla ilgili yazdığı değerli bir makalesinde Nevruz'un mahiyeti hakkında “Nevruz geleneği ne Sünnilikle, ne Alevilikle, ne Bektaşilikle doğrudan doğuş bağlantısı olmayan, İslamiyet'ten çok öncelere giden bir gelenektir. Yani bir dinin ya da mezhebin bayramı değildir. Bu yüzden de her hangi bir şekilde bir mezhep adına, bir din adına, bir etnik menşe adına bağlı gösterilmesi, istismar edilmesi, bir ayrılık unsuru olarak takdim edilmeye çalışılması yanlıştır. Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine aykırıdır.” değerlendirmesini yapmakta, milletimizle ilgili bağını kurarken de “Nevruz Türk insanını birbirine kenetleyen, bağlayan Ergenekon'dan demir dağları eriterek dirilen atalarının ruhlarıyla yanan bir ateştir. Bu ateş, hiç sönmeden binlerce yıl yandı ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak ortak kültür ocağında binlerce ruhu ısıtacaktır. Nevruz toyu Türk âlemine kutlu olsun, Nevruz gülleri geleceğe umutlar taşısın” temennilerini ifade etmektedir.

Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar Nevruz Anadolu coğrafyasında bir bayram coşkusu içinde kutlana gelmiştir. Devrim heyecanının kontrol tanımaz baltası, kültür ormanımızda gezinirken maalesef Nevruz'un köküne de isabet etmiş ve Nevruz o günden çok yakınlara kadar unutulmuş, unutturulmuştur.

Son yıllarda Nevruz milletimizin gündemine olduğundan bir başka şekilde girmiştir. Bir bayram ve coşkunun ötesinde korkuyu, yakıp yıkmayı, isyan ve ayaklanmayı, kısaca bölüp parçalamayı çağrıştıran bir hengâme durumuna gelmiştir. Bölücü örgüt Nevruz'u kendi emellerine uygun gündeme taşımış, adeta Nevruz'u bölünmenin bir alâmetifarikası gibi topluma takdim etmiştir. Milletimiz kendine ait olan binlerce yıllık bayramı, endişe ve korkuyla karşılar hale getirilmiştir. Yani toplumumuz Nevruz'la toplumsal Nevroza yakalanmıştır. Nevroz bilindiği gibi bir ruhsal problem ve hastalıktır. Nevrozlu kişiler tıbbın yardımına ihtiyaç göstermekte, aksi halde kendilerine ve çevrelerine zararlı hale gelmektedirler. Bazen toplumlarda aynen kişiler gibi “toplumsal nevroz” denilen ciddi hastalıklara yakalanmaktadır. Böyle toplumların sağlıklarına kavuşması maalesef daha da zor olmaktadır.

Son yıllarda bölücü örgütün güdümünde gerçekleştirilen Nevruz kutlamaları kendi dillerinde ifade ettikleri gibi NEWROZ haline dönüşmüş, milletimiz günler öncesinden korku ve endişelerini duyar hale gelmiştir. Yanan, yıkılan ve kırılan mallarının arkasından bile sorumlu yöneticilerimiz basına “Bu sene nevruz kutlamaları korkulan gelişmeler gerçekleşmeden sona ermiştir” diye utandıran beyanatlar verirken, halkımız kendi mal ve canlarına zarar gelmemesi için dua zırhına bürünmekten başka çare bulamamanın zavallılığını hissetmektedir.

23.03.2010

 


Bu yazı toplam 1235 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim