• BIST 94.887
  • Altın 246,611
  • Dolar 6,3495
  • Euro 7,4057
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 11 °C

Nihat Başer;“Bize kimse ‘Ankara’ya niye gittiniz?’ diye hesap soramaz”

Nihat Başer;“Bize kimse ‘Ankara’ya niye gittiniz?’ diye hesap soramaz”

CHP’de sular durulmuyor. Eski il başkanları ile mevcut yöneticiler arasında süren söz düellosu devam ediyor.

 

CHP eski il yöneticileri ile yeni il yöneticileri arasında gelişen tartışma devam ediyor. CHP eski İl Başkanı Nihat Başer, eski il başkanlarının da içinde olduğu bir grupla birlikte gerçekleştirdikleri CHP Genel Merkez ziyareti sonrası yaşanan tartışmalar hakkında açıklamalar yaptı.

 

Ankara’ya ne amaçla gittiniz? Neden ziyaretinizi CHP İl Başkanı Tanju Özcan’la gerçekleştirmediniz?

 

CHP’nin eski il başkanları uzun yıllardan sonra yapılan ilk il danışma kurulu toplantısında mevcut il başkanıyla Ankara’ya genel merkez yönetiminde yer alan üç tane hemşerimizi ve diğer yöneticilerimizi ziyaret etmeyi düşündük. Bir ziyarete gitmesini başta yapılmasında fayda görüldüğü mevcut il başkanına iletilmişti. Ama bunun üzerine genel merkez yönetimi bir kez daha değişmesine hatta son kurultaydan sonra bir kez daha değişmesine rağmen il başkanından böyle bir öneri gelmeyince biz Bolulu hemşerilerimizi ziyaret amacıyla ki bu fikrin babası da Mehmet Karakaya’dır, bir Ankara’ya ziyareti gerçekleştirelim dedik. Sadece hayırlı olsun deyip dönecek de değiliz. Gitmişken partinin Türkiye genelindeki konumu, gerekse Bolu siyaseti hakkındaki düşüncelerimizi de genel merkez yöneticilerimizle paylaştık. Şimdi hiç kimsenin ‘Sizler niye Ankara’ya gittiniz?’ gibi bir eleştiri yapma hakkı olduğunu düşünmüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi öğretisini alanlar bilirler ki, Cumhuriyet Halk Partisi bu tür şeylere açık olan, bu tür ziyaretlere açık olan bir siyasi partidir. Bunun altında çok özel bir şeyler aramaya gerek yok. Konuşmadık mı? Tabi ki Bolu’yu ve Türkiye’yi konuştuk. Bizim altı yedi eski il başkanı ve partimizde eskiden görev almış il yöneticilerinin ziyaretinin altında herhangi bir şey aranmasının doğru olmadığı kanaatindeyim.

 

Ziyaret sonrası yapılan değerlendirmeler bizim aracılığımızla kamuoyuna duyuruldu. Ankara ziyareti hakkında eski Belediye Başkanı Necdet Gören açıklamalar yaptı…

 

İki gündür basında yer alan haberler bu olayı çok farklı yerlere çekiyor. Eski Belediye Başkanımız Necdet Gören’in açıklamalarına çok büyük ölçüde katılıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi Haziran 2011’de bir seçime hazırlanacak. Bu seçim sürecinde tarafsız bir il başkanının istifa edecek il başkanının yerine görev alacak olması ziyareti yapan diğer arkadaşlarında ortak arzusu. Çünkü daha önceki seçimlerde, bundan önceki üç seçimde gördük ki taraflı bir il başkanıyla gidince o il başkanı sadece parti içindeki bir tek adayın tanıtımını yapıyor. Daha sonra diğer aday olabilecek kişilerinde aynı haklardan yararlanmasını engelliyor. Bu kez de böyle bir tabloyu Bolu’da görmek mümkün. Yine il yönetimi içinden ya da dışından herhangi bir arkadaşın mevcut il başkanı tarafından atanmasına ismi kim olursa olsun karşı olduğumuzu beyan ettik. Çünkü bu atanan il başkanı bir önceki yerel seçimde olduğu gibi oraya emanetçi olarak gelecek ve kendisini oraya atayan ismin sadece il başkanlığını yapacak. Diğer aday olmayı düşünenlere aynı mesafede olmayacak.

 

Tarif ettiğiniz il başkanı sizce nasıl olmalı?

 

Olası bir ön seçimde yada olası bir merkez yoklamasında il başkanının adaylar arasındaki dengeyi çok iyi sağlayabilecek vasıflara sahip olması lazım. İl başkanı orada kendisini atayan adamın hüviyetinde çalışırsa, ağır bit tabir belki ama tetikçisi görevini yaparsa bu son derece yanlış olur. Bunun ne kadar yanlış olduğunu da en son yaşadığımız yerel seçimlerde gördük. Biz o koltuğu doldurabilecek, herkese eşit mesafede olabilecek, objektif karar verebilecek bir il başkanı görmek istiyoruz. Seçimin ertesi günü iadeyi görev yapacak olası bir durumda bir il başkanı bir önceki seçimdeki gibi olsun istemiyoruz. Bütün düşüncemiz budur.

 

Böyle bir isim telaffuz ettiniz mi?

 

Giden il başkanları olarak ya da daha sonra eski tüfekler olarak tanımlanan grup olarak genel merkeze hiçbir isim telaffuzunda bulunmadık. Sadece nasıl bir il başkanı görmek istediğimizi aktardık. Onlarda bizim düşüncemize hak verdiler ve fikir birliğine vardık. Bu illa bizim dediğimiz ya da onların dediği olacak anlamına gelmez. Ama sonuçta aklın yolu bir demek gerekir. Kendi içimizden bir il başkanı çıkarmak gibi bir düşüncemiz de yok. Objektif bir il başkanının olması Bolu’daki milletvekili aday adayı sayısını arttıracak bir unsur olacaktır. Bir partideki aday adayı sayısı ne kadar artıyorsa, o parti iktidara o kadar yakın demektir.

 

Mehmet Karakaya’nın ismi geçiyor…

 

Karakaya’nın ismi sadece bu ziyareti organize eden kişi olarak geçmeli. İlk öneri ondan geldi. Bizleri bir araya toplayan Karakaya olduğu için belki ondan dolayı bir duyum olmuş olabilir. Mehmet Karakaya’nın il başkanlığını ne kendi aramızda tartıştık, ne de genel merkeze böyle bir talep ilettik.

 

Peki, Tanju Özcan’ın il başkanı atamasını gerçekleştirme hali milletvekili aday adayı sayısını nasıl etkiler?

 

Zaten şu an yapılan çalışmalara görüyoruz. Tanju Bey kendisi istifa ederken, yanında aday olacakları da istifa ettiriyor. İkna yoluyla üçlü bir grup kurma gayretinde. Hâlbuki milletvekilliği adaylığı yerel seçimlerdeki gibi belediye meclisi ve il genel meclisi gibi takım oyunu değildir. Herkes özgür iradeleriyle milletvekilliğine aday olur. Yöntem ne olursa olsun, gerek merkez yoklaması, gerek ön seçim bir sıralama teşekkül eder, o sıralama üzerinden yürünür. Tanju Bey şu an bir takım oyunu içinde. ‘Ben bir olayım. Arkamdaki ikinci sırada şu, üçüncü sırada şu olsun’ gibi bir takım kurarak bunları da organize edebilecek, kendini de yönetebilecek bir il başkanı seçerek seçimlere yine bir dar kadro hareketiyle girme savaşında. Daha önceki yerel seçim yenilgisinden Tanju Bey’in birtakım dersler çıkarmış olması gerekirdi. Ben bugünkü davranış biçiminde de bu dersleri çıkarmadığını ve yine aynı yöntemle seçime gitme arzusu içinde olduğunu düşünüyorum. Milletvekilliği adaylığı münferit bir adaylıktır. Tanju Bey adı geçen bu üçlüyle seçime gider ve kendi arzu ettiği il başkanını atarsa CHP’nin Bolu’da bir dördüncü aday adayı olacağını sanmıyorum. Tanju Bey’in dışında kastettiğim isimler Mehtap Mısırlıoğlu ve Hakkı Fidan. Bu kombinasyona dışarıdan hiçbir aday müdahale etmez, edemez. Kampanya da dört kişiyle yürür. Yada o dört kişinin yanında direkt destek verecek olan kişilerle yürür. Seçim bir parti seçimi olmakla birlikte, bir tek kişinin seçilmesi için uğraşılan ama bu arada partinin adı kullanılarak uğraşılan bir seçim çalışması haline dönüşür. Mademki demokrasiden bahsediyoruz, madem ki parti içindeki tüm üyelerin eşit haklarından bahsediyoruz bu eşit hakları sağlayabilecek bir il başkanına kimsenin karşı çıkmaması gerekir diye düşünüyorum. Çünkü bu eşitlik ilkesini çok aşan ‘Sadece burası bana aittir. Bu benim şansımdır. Bu şansımı tek ben değerlendiririm. Kimsenin burada bir şansı olmaz’ anlamındadır.

 

Necdet Gören’in açıklamalarının ardından CHP İl Genel Meclisi Üyesi Hakkı Fidan bir açıklama yaptı. Fidan’ın yaptığı açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Fidan, ‘Tanju Özcan’ın dışında hiç kimsenin milletvekili aday adaylığı hakkı yoktur’ diye söylemiş. Bu bana göre çok yanlış bir düşünce tarzı. Bütün olayı bütün seçimlerde birkaç kişi arasında dolaştırıp, bunu dışarıya taşımamak, kadroyu genişletmemek bence çok doğru bir yaklaşım değil.

 

Eski başkanlara yönelik eleştirilerine ne diyorsunuz?

 

Bizim CHP’de neler yaptıklarımızı kamuoyu çok iyi biliyor. Biz CHP’de görevliyken Hakkı Bey nerede olduğunu da biz bilmiyoruz. Böyle bir eleştiri Hakkı Bey’in işi değil. Haddi de değil. Biz eleştirileceksek, böyle bir eleştiriyi Hakkı Bey yapmamalı. Çünkü Hakkı Bey’in siyaseti sadece köy mevlitleri ve cenazeleriyle sınırlı. Bizim yaptığımız siyaset son derece ideolojik bir siyaset. Bizim insanlara mevlitler ve cenazeler dışında anlatabileceğimiz çok şeyimiz var. Siyaset sorunların çözüm önerilerini halka anlatmakla yapılır, yoksa sadece cenaze namazlarında boy göstermek ya da mevlitlere gidip etli pilav yemek siyaset yapmak olarak nitelenemez. Siyasetin çok farklı bir sosyolojik olay olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.

 

Tanju Özcan, Ankara ziyareti sonrası sizinle temas etti mi?

 

Döndükten sonra da bir temas olmadı. Bize ‘Gelin beraber çalışalım’ diyen olmadı. Herkes benim peşime takılsın mantığı var’. Bizim yaptığımız hareket aslında partiyi sahiplenme hareketi. Eski il başkanlarının bir araya gelip ciddi şekilde partiyi sahiplenmesi. Yani partide yanlış giden birtakım işler var.

 

Nedir o yanlış işler?

 

Bu açıklamalarımı şahsım adına yapıyorum. Bizim aldığımız CHP terbiyesiyle şu andaki CHP yönetim terbiyesi uyuşmuyor. Bizde siyasete ilk başladığımız CHP yönetim kademelerinde görev aldığımız zamanlarda herkesin fikri sorulur, tartışılır ve ortak bir fikir üretilirdi. Mevcut il başkanı bizi il danışma kurulu toplantılarına çağırıyor ve fikirlerimizi soruyor ama asıl yapılması gereken konular söz gelimi adaylık, aday oluş şeklini bizimle tartışmıyor. Bunları bize açmıyor. Ya da biz bu konuda fikirlerimizi söylediğimizde bize hak veriyor görünse bile daha sonra yine kendi bildiğini okuyor. Ben ve birlikte Ankara’ya gittiğim arkadaşlarım CHP terbiyesiyle, öğretisiyle şimdiki CHP il yöneticilerinin aynı paralel de olduğunu düşünmüyorum. Bu nedenle de bu partiye yıllarca emek vermiş, yönetim kademelerinde görev almış, seçimle bir yere gelmiş insanlar olarak da CHP’nin Bolu’da başarılı olmasını arzu eden insanlar olarak da fikirlerimizi söylemek, fikirlerimizi birileriyle paylaşmaktan daha doğru bir şey olmadığını da düşünüyorum. O nedenle Ankara’ya gidenler içinde en son CHP’nin iki milletvekili bir senatör çıkardığı o seçimlerdeki süreci yaşayan ağabeylerimiz de var. Bu partinin il başkanlığını çok zor zamanlarda üstlenmiş eski il başkanlarımız da var. Bunların bu hareketi bence eleştirilmek yerine bu adamlar niye böyle yapıyorlar acaba biz mi yanlış yapıyoruz diye mevcut yöneticiler tarafından değerlendirmeye alınıp, onların düşünceleri burada birebir alınmalı. Onların düşüncelerine, dediklerine riayet edilmeli diye düşünüyorum. Yani Hakkı Fidan’ın söylediği yöntemle CHP şimdiye kadar seçim mi kazanmış. Üç seçimde de şu anki yönetim kadrosu, aynı sistemle çalışıyor ve ortada başarı yok. Kedinin ak mı, kara mı olduğundan çok; kendinin fare yakalayıp yakalayamadığı önemli. Seçim kazanıyoruz demek, seçim kazanmakla olur. Oy yükseltmek seçim kazanmak anlamına gelmez. Ben de il başkanlığında CHP’nin yüzde dört olan oyunu, yüzde on altıya çektim ama milletvekili çıkaramadık. Bu başarı mıdır, değil midir diye hep tartışılır. Eğer siz o seçimden galip çıkamadıysanız bir oyla bile kaybetseniz sonuçta kaybetmişsiniz demektir. Ortada bir kazanç, çalışmanın bir ürünü yoksa sadece oyu arttırmak seçim kazandırmaz. Ve o seçimin galibi olarak sizi hiçbir tarih kitabı yazmaz.

 

RÖPORTAJ: ZEKİ ERCİVAN


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Bir polisin evlat feryadı18 Eylül 2018 Salı 14:17
  • Nisan Okulları yeni eğitim öğretime başladı18 Eylül 2018 Salı 12:06
  • Milletvekilleri Bolu’ya geliyor18 Eylül 2018 Salı 11:34
  • TGC’den kağıt krizine 18 maddelik çözüm18 Eylül 2018 Salı 11:18
  • Okul önlerinde güzel bir uygulama18 Eylül 2018 Salı 11:17
  • Acil servis çalışanlarına eğitim18 Eylül 2018 Salı 11:05
  • Kızılay’dan ihtiyaç sahibi öğrencilere yardım18 Eylül 2018 Salı 10:52
  • ÇHD ve HHB için açıklama18 Eylül 2018 Salı 10:07
  • Temelleri Bolu’da atıldı18 Eylül 2018 Salı 10:05
  • 53 kök kenevir yetiştirdiler18 Eylül 2018 Salı 00:48
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim