• BIST 98.541
  • Altın 240,048
  • Dolar 6,2160
  • Euro 7,3131
  • Bolu 28 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 30 °C

NOSTALJİK YAZI BİZİM MAHALLE(KÖY) -1-

NOSTALJİK YAZI BİZİM MAHALLE(KÖY) -1-
İlhami Candemir'in kaleminden...

        Sayın okurum,ben, Bolu ili merkez İlçesi Sarıcalar köyü(mahallesi)nüfusuna kayıtlı,  05/12/1937 tarihinde o köyde (mahallede)doğmuş, o köyde(mahallede) bağı-bahçesi olan,yaşamının büyük bölümünü-özellikle çocukluk ve gençlik yıllarını-  o köyde geçiren, köyle irtibatını  hiç kesmeyen İlhami Candemir’im.Yukarıda  belirttiğim doğum tarihine göre 82 yaşına merdiven dayamış bir Pir-i  fani’yim.Bir çınar ağacı misali 82 yılın ağır yükü sonucu göçmek üzereyim. Göçmeden önce çocukluğumdan bu güne dek o köyde(mahallede) yaşadıklarımı, gördüklerimi- biraz da duyduklarımı -sizlerle paylaşmak istiyorum;
       Bir gün, küçüklüğümde yaşadıklarımı torunum Taner’e anlatıyordum; Evlerde ve hatta sokaklarda bile elektrik yoktu, su yoktu, telefon yoktu der demez hemen ablası Zeynep ile kardeşi Soner’e seslenerek “gelin gelin dedem yontma taş devrini anlatıyor” dedi. İşte ben o devirleri yaşadım.Şimdi o günlerden bu günlere dek  yaşadıklarımı , gördüklerimi ve duyduklarımı sizlerle paylaşmaya çalışacağım; 
      Ya Allah ya Bismillah,9 yaşımda iken babam ve ağabeyim ormanda kesim-çekim yapıyorlardı,beni de götürdüler,ben de manda öküzlerinin önünde,onları çekerek yardımcı olurken annemin vefat haberini aldık.Yani dokuz yaşımda öksüz kaldım. Bizden önceki nesil köyde okul olmadığı için Çakmaklar köyünde okumuşlar.Bizler okul çağına geldiğimizde okul açıldı ama öğretmen yok, Arifiye öğretmen okulunda kurs görmüş eğitmen var.Ben sekiz yaşımda ilk okula başladım.Okul üç yıllık.Biri,ikiyi,üçü okuduk, okul tek derslikli olduğu için bu üç yıl zarfında yeni öğrenci alınamadığı gibi hiç bir öğrenci de sınıfta bırakılamıyor. Biri, ikiyi,üçü hep birlikte okuyoruz,üçüncü sınıftaki öğrenci sınıfta kalırsa tekrar dönüp birinci sınıftan başlıyor.Nitekim Eğitmen bir arkadaşımızı sınıfta bıraktı(nedenini hala anlamış değilim),kayıtlar üç yılda bir yapıldığı için o arkadaşımız tekrar birinci sınıftan başladı.Allah uzun ömür versin kendisi halen sağdır.Bizler üçüncü sınıftan mezun olunca bu kez  Arifiye Öğretmen Okulu’dan mezun bir öğretmen tayin edildi ama babam beni Sakarya İlk Okulu  dördüncü sınıfına kaydettirdi ve iki yıl sonra o okuldan mezun oldum.İlk okul macerası böyle.
   Daha sonra orta okula kaydoldum ve üç yılda mezun oldum. Bolu’da öğretmen okulu var ama ben Lisede okumak istiyorum ve fakat Bolu’da lise yoktu.1953 yılında Kastamonu Lisesi’ne leyli olarak(yatılı olarak) kaydoldum. Şans bu ya,ertesi yıl yani 1954 yılında Bolu Lisesi açıldı. Lise bitti, evlendim, vatani hizmetimi Bolu’da yedek subay olarak yaptım,devlet memurluğu sınavını kazanarak Bolu Orman Bölge Müdürlüğünde memur olarak göreve başladım,memur iken Ankara Hukuk Fakültesini bitirdim,avukat oldum, 1985 yılında   Bolu orman Bölge Müdürlüğü hukuk müşaviri ve aynı zamanda  Bolu Orman İşletmesi Müdürlüğü  avukatı iken emekli olup serbest avukat olarak 2013 yılına kadar çalıştım ve o yıl kendi kendimi emekli ettim.Şimdi son durakta,  bu fani dünyadaki misafirliğimi sonlandıracak olan Azrail’in kullandığı otobüsün! gelip beni iki yıl önce vefat eden rahmetli eşimin mezarının yanındaki ebedi ikametgahıma götürmesini bekliyorum. İşte ben buyum. Şimdi gelelim köyde(mahallede) yaşadıklarıma, gördüklerime, duyduklarıma;
       Sayın okurum,Sarıcalar köyü  2009 yılında  mahalle oldu.Tabii ki ben sizlerle özellikle geçmişte kalan yaşam biçimlerini paylaşmaya çalışacağım için doğal olarak  mahalleye dönüştürülen“KÖY” yaşamından söz edeceğim.
       Bizler Birinci Dünya Savaşının,Balkan Savaşının,İkinci Dünya Savaşının ve nihayet Kurtuluş Savaşının ağır ekonomik tahribatları sonucu ortaya çıkan kıtlık-yokluk  döneminde dünyaya geldik.Köyde Elektrik yok.evlerde su bile yok. Çeşmelerden getiriyoruz. Telf.yok.Gaz lambaları ile aydınlanıyoruz.Bunlar gerek yakıt tüketimi ve gerekse aydınlatma gücü bakımından üç kategoriye ayrılıyordu. Birinci kategori “löküs” ki bunu zenginler kullanırdı,ikinci kategori “beş numara gaz lambası”,bunu orta halliler kullanırdı, üçüncü kategori beş numara gaz lambasının yavrusu niteliğinde olan “idare” adı verilen küçük gaz lambaları idi ki bunu da fakirler  kullanırlardı. Evler genellikle ahşaptan yani keresteden yapılırdı. Odalarda  geniş bir ocak bulunurdu. Evin büyüğü ocağa yakın yerde- ki buna “ocak başı” denilirdi- orada otururdu. Sigarasını kahvesini orada  içerdi.Yemekler ocakta yapılırdı.Kibrit harcanmasın diye iş bitince kalan kor parçaları küle gömülürdü ki gerekli olduğunda üstündeki kül alınır,kor parçası üflemek suretiyle canlandırılır ve üzerine çıra ve odun konularak yeniden ihya edilirdi.Hatta kor tamamen sönmüş ise komşudan alınırdı.İşte gelip de hemen gitmeye kalkışan misafir için halk arasında söylenen“ateş almaya mı geldin” sözü buradan gelir.Ocaktaki ateşin sönmemesine azami dikkat edilirdi.Bu durum çok önemli idi.”ocağı sönesi””ocağı söndü” gibi kötü sözler bunun önemini anlatmak  için söylenmiştir.Halk arasında ”adam bir kibrit için karısını boşamış” sözü ile  kibritin dahi ekonomik bir değer olduğu vurgulanıyordu. Ocağın iki yanında dolap olurdu.Birisi erzak ve mutfak malzemeleri için,diğeri  ise -ki buna “boş dolap”denilirdi-banyo için kullanılırdı.  
      Sayın okur,ocak başı deyince aklıma şu hayali tablo geldi;Rahmetli babam ocağın başında bulunan pöstekiye(keçi veya koyun postu) oturur-tabi ocak şömine gibi yanıyor-İçinde altın sarısı tütün ve zardan ince sigara kağıda olan tabakasını çıkarır(Tabaka, tütün ve sigara kağıdının konulduğu madeni küçük bir kutudur) tütünü sigara kağıdının içine koyup,yuvarlayarak onu sigara haline dönüştürürdü  ve o anda ya ben veya ağabeyim veya odada küçük kim varsa hemen maşaya sarılarak ocaktan kor parçası alıp babamın sigarasını yakmasına yardımcı olurduk.Tabi bu arada kor parçaları ile karışık ocak külünün içinde bakır cezve ile kahve de pişmiş olurdu.Görüldüğü gibi insanoğlu elverişsiz koşullarda yaşamak zorunda kalsa dahi kendisini mutlu edecek ortamı yaratabiliyor.( Not/O dönemlerde sigaranın zararları gündemde değildi. Şimdi olsa babama yalvar yakar sigarayı bıraktırırdık. )

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
  • Bolu’nun adı nereden geliyor?16 Kasım 2017 Perşembe 13:35
  • 1 yılda 26 orman yangını çıktı02 Ekim 2017 Pazartesi 00:16
  • Beyaz et sektöründe flaş gelişme11 Ağustos 2017 Cuma 21:25
  • Bu açıklama birilerini kızdırır08 Ağustos 2017 Salı 11:42
  • “Cemaatin değil devletin rektörü olsun istiyoruz”30 Temmuz 2017 Pazar 16:22
  • FETÖ’nün prensi hemşerimizmiş14 Haziran 2017 Çarşamba 13:22
  • Şehidimizin türküsü ağlattı08 Haziran 2017 Perşembe 14:55
  • Erpiliç, Türkiye’nin en güçlü 93. markası oldu08 Haziran 2017 Perşembe 09:11
  • 25 yıl önce 25 yıl sonra ŞENOL GÜNEŞ04 Haziran 2017 Pazar 15:29
  • Bedeli düşük gösterene çifte ceza31 Mayıs 2017 Çarşamba 13:29
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim