• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 3 °C

OCAKBAŞI SOHBETİ -1-

Mustafa Namdar

Uzun kış gecelerinin vazgeçilmezidir ocak başı sohbetleri. Köylerde tarla taban, çift çubuk işleri bitmiştir bitmesine de ambardaki azığın yetip yetmeyeceği, damdaki sığır sıpanın yiyeceği, oğlanın askerliği sonrada evliliği. Bedelli askerlik de yok ki ver parayı kurtul ağa olsa, elini sallasan ellisi, belini sallasan tellisi…

Kar yağıyor fukara yamalığı gibi.''kadın; şu ocağa iki odun daha at da ısıtalım şu bağrımızı sırtımızı.''küçük kız da okula gidiyor. Nasıl karşılanacak okul masrafları? Sarı danayı da satamadık, bedavadan beslenecek, yaza ya para eder ya etmez..
Zaman oldu evlerinde daralan insanlar köy odalarında, konaklarında, daha geniş katılımla sadece köy içindeki yaşam sorunlarını değil memleket haberlerine ait ahvali de konuşup bilgilenmek üzere köy odalarında buluştular. Köyün muhtarı, köyün akıllı uslu yaşlısı, köy dışından konuklarda olurdu o sohbetlerde. Taze havadisler dolaşırdı ağızdan ağıza. Kimi geçmiş anılar özellikle askerlik. Gurbete gidenlerin yaşadıklarının yanında, kendilerini ilgilendiren hükümet haberleri. Bin bir lafın beli bükülürdü köy odalarındaki ocak başı sohbetlerinde.
Sohbetlerin özünde daha iyi bir yaşam, daha iyi bir gelecek olurdu. Onlar da yaşamalıydı beyler gibi. Onlar da kazanmalıydı hak ettikleri alın terinin karşılığını. Çoğu köyünden dışarıya çıkmamıştı. Bilmiyordu komşuda ne olup bitiyor? Bilmiyordu kendi gibi ekip biçenlerin yaşamları nasıl? Ocak başı sohbetlerde konuşuluyordu'' elin gavuru çoktan bırakmıştı kara sabanı. Motorla yapıyorlardı ekip biçmeyi''ne menem şeydi şu motor? Nasıl sürülürdü tarla taban!

Yaşanan iki savaşın sonunda yeni bir ulus vardı hür ve bağımsız. Geleceğin daha güzel olacağı konuşuluyordu ocak başı sohbetlerinde ama yorgundu millet. Çoğu savaş meydanlarında yitirmişti sevdiklerini canlarını cananlarını.
Çoğu Osman çavuşun, Ahmet Onbaşının, er memedin yetimiydi sohbete katılanların. Savaş sonrası her şey olurmuydu güllük gülistanlık. Yokluk vardı, sıkıntı vardı. 1950 yılında başlayan Amerikan yardımı sayesinde, para saymaya başladı yoksul eller. Turuman Doktirini, Marsal yardımı deniyordu adına. Temel niyetinin ne olduğu pek bilinmese de veriyordu Amerikan gavuru. Ocak başı sohbetlerinin de değişmişti havası. Siyaset bile değişmişti. Ocak bucak başkanlarıyla neredeyse memleket idare ediliyordu, ocak başı sohbetlerinde. Ne de olsa demirgrasi gelmişti memlekete.
1960'lı yıllarıydı. Alaman gavurunun işçi alacağını söylüyordu radyo haberleri. Dilini bilirmiş bilmezmiş, okuması yazması varmış yokmuş önemli değildi. Tek şart; hasta olmasın gücü kuvveti yerinde olsun. Maden ocaklarında çalışacak bileği, yüreği güçlü olsun. Alamanın savaş sonrası enkazını yerden kaldıracak, emre itaat edecek uysallıkta olsun. Vasıflı, vasıfsız elemanlar seçiliyordu, köyünden şehre bile inmeyen gençler arasından. Mutlu bir gelecek umuduyla ayrıldı insanlar baba ocağından. Ülke insanı İstanbul Sirkeci garında buluşuyordu. Kiminin belleğinde baba nasihatı, kiminin burnunda yar kokusu. Binip bir alamete gideceklerdi bilinmeyen yerlere daha rahat yaşamak, yaşatmak için.

03.01.2012

Bu yazı toplam 606 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim