• BIST 89.975
  • Altın 145,916
  • Dolar 3,6186
  • Euro 3,9294
  • Bolu 4 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 7 °C

Öğrenci gözüyle Avrupa

Mustafa Namdar

Avrupa projeleri kapsamında, okulumuz öğrencileri de Edirne’den dışarıya çıkma şansını yakaladı. Leonardo da Vinci programı çerçevesinde öğrencilerimizin sanayide yapmaları gereken staj çalışması İzzet Baysal adlı projesiyle Almanya’da yapılmıştır.

Okulumuz derken, mesleki bilgi becerisinin mayasını aldığım bugünkü adıyla Merkez İzzet Baysal Anadolu Teknik Lisesi, Teknik Lise ve Endüstri Meslek Lisesi’nden söz ettiğimi okuyucularıma belirtmek istiyorum.

Hani meşhur bir söz vardır. Bir yerden, bir geziden dönüldüğünde “yediğin içtiğin senin olsun, da gördüklerini anlat” denir. İşte Almanya dönüşüyle ilgili görüp yaşananlara ait bir sunum yapıldı. Görenler için hatıralar yeniden yaşandı. Görmeyenler ise bilgilendi.

Meslek yaşamının bir bölümünde 1954 yılındaydı öğrencilerimizi bir fabrika gezisine götürmüştük. O dönemlerin modası olan gezi dönüşü Türkçe öğretmenlerimiz hemen bir kompozisyon ödevi verirlerdi. “Görüp yaşadıklarınızı tasvir edin.” İşte böyle bir cümlede özetleyivermişti metalin işlenmesini...

Şimdi öğrencilerimiz şanslılardı. Teknoloji hız limitini aşmış son sürat ilerlerken, pek de farkımız yoktu gelişmiş ülkelerden. Modeli eski de olsa, bizim öğrencimiz de içindeydi yeniliklerin. Yeni makinaları görmemiş olabilirdi, ama teorik olarak işleyişi ve yaptığı iş hakkında bilgisi vardı çocuklarımızın.

Bir şeyimiz noksandı gelişmiş ülkelerden. İşimizi ciddiye almadan çalışmak. “İş ahlakı” dediğimiz olayı, taviz vermeden uyguladığını söylüyorlardı öğrencilerimiz söz birliği etmişçesine.

Görmüş olmanın faydalarıydı bunlar. Oysa hep söylerdik, halen de söyleniyor. “Ciddiyetin olmadığı yerde başarı olmaz.” İş ahlakının olmadığı yerde sağlam iş üretilmez! Sevginin, dayanışmanın olmadığı yerde güven, güvenin olmadığı yerde sağlıklı çalışma olmaz! Bütün bunları görüp yaşamıştı çocuklarımız. Nasihatın eylem fotoğrafını gören gençler bakın neler diyordu yaptıkları sunumda.

Beşir Karahasanoğlu: Onların çok iyi olmadığını, bizim de çok geri olmadığımızı gördüm. Farkları işlerini ciddi yapıyor olmaları.

Tarık Aksoy: Avrupada iş ahlakının çok önemli olduğunu gördüm.

Samet Aydoğan: Eğitim-öğretim hemen hemen aynı. Tek farkımız zaman ve kurallara uyum.

Can Develi: Çevre bilinci fevkalade gelişmiş. Çevreye kesinlikle zarar vermiyorlar.

Kaan Semercioğlu: Yeni teknolojileri takip için yabancı dilimizi geliştirmemiz şart. İşi sahiplenmek ciddiye almak çok önemli.
İsimlerini yazamadığım diğer öğrencilerimiz de hemen hemen aynı görüşlerde birleşmişler.

Proje hazırlamada ülke genelinde 12. sırada olduğumuzu öğreniyoruz. Başlangıçta pek de ciddiye alınmayan proje hazırlamalarının yoğunlaştığını görmek çok güzel. Gezip görmekle kısa da olsa iş hayatının içinde olmakla çok şeylerin değişeceğini düşünüyorum. Belki yabancıların ürettiği teknolojileri kullanmak yerine, bizim ürettiklerimizi kullanmak şansını bu gözlemlerden sonra daha iyi anlamış oluruz.

Bu projede görev alan öğretmenlerimizi, okul müdürümüzü, öğrencilerimi kutluyorum. 1945’den buyana teslim alınan bayrağın aynı hızla hedefe taşındığını görmek mutlu ediyor.

Dökümün kalıba göre şekil alacağını düşünerek, bu okullarda görev yapan öğretmenlerimiz iş ahlakının ve geliştirilmiş becerinin kazandırılması bakımından büyük sorumlulukları olduğunu düşünüyor, onlarla gurur duyuyor, başarılarının devamını diliyorum. Bolu’nun yıldızı olmak çok da kolay değil.

27.11.2006

Bu yazı toplam 234 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim