• BIST 90.383
  • Altın 145,017
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 14 °C

Öğrenciyi uçuran ne?

Mustafa Namdar

Tinerci, hapçı, gaspçı derken öğrencilerimizi de uçurmayı becerebildik. Talebe mi desek, öğrenci mi desek? İmam Hatipli mi desek, Meslek Liseli mi desek? diye kelimeleri anlamlandırırken, eğitim öğretimin ipini elimizden kaçırmaya başladık. Eğitim öğretimde kalite dedik. Kalitede vizyonumuzu misyonumuzu yaldızlı harflerle yaldızlı kağıtlara yazarak uçurmaya çalışırken, sanki kafaları duman altı yaparak öğrencilerimizi uçurmaya başladık

İmalatı düşünülen bir ürünün, kullanıma hazır hale getirilmesinde çeşitli işlem basamakları vardır. Bu basamaklarda görev alanlar birbirleriyle uyum içinde değilse, çalışmalar birbirini tamamlamıyorsa, o ürünün kaliteli olduğunu iddia edemezsiniz.

Bir ürünün imali için, önce göreceği işe uygun tasarım çalışmaları yapılarak projeler hazırlanır. Proje bozuksa, makina parkı ne kadar yeni teknik eleman, ne kadar iyi ve yeni teknolojilere uygun olursa olsun işin kalitesi bozuktur. Proje düzgün, makinalar eski model, teknik personeliniz yetersiz, bilgi becerisi zayıf, aldığı ücrette sorun varsa, sonuçta işiniz gene bozuktur. Projeniz düzgün ve noksansız. Makina parkınız teknolojinin son ürünü. Teknik personeliniz her bakımdan uygun olsa da, kullandığınız malzeme işe göre seçilmemişse sonuç gene aynıdır.

Bir işletmede kaliteli ürün alabilmek için işlemlerde bu özellikler aranıyorsa, insan yetiştirmenin de bir sistemi olmalı. Bu sistemi meydana getiren zincirin halkalarını aynı kalitede birbirine ekleyemiyorsanız, bir gün bir yerinden kopmasına şaşırmak insanı sadece güldürüyor. Hem de acıyla karışık bir gülümseme...

Oturup Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne eğitim öğretim için hazırlanan sistemle ilgili projelerimize bir bakalım. Neyi ne kadar yapmışız. Hangi sistemde nasıl bir kalite yakalamışız?

Sistemin içinde görev alan personeli hangi ideal ile, hangi kaynaklardan yetiştirmişiz? Hangi olanakları sunup, nasıl bir sonuç beklemişiz ve ne almışız?

Eğitim öğretim için yapılan planlamada mekan sorunu, derslik sorunu, laboratuvar ve araç gereç sorunu, sistemin işleyebilmesi için yardımcı hizmetler büro çalışanları olarak neyi ne kadar yerine getirebilmişiz?

İlköğretimden ortaöğretim, üniversiteye kadar başarı için ne tür tavizler vererek aslında başarısızlığı nasıl tetiklemişiz?

Çağımız çocuğunun değişen dünya koşullarında gelişen teknolojik ürün bolluğunda her tür yenilikten haberdar olma şansını yaklaladığı ortamlarda onlara gerekli bilgi aktarımını yapamaz, emeksiz, alın teri dökmeden bir takım imkanları zorlamadan istediğini elde etme imkanı verirseniz, elbetteki gençlik enerjisini çıkar için birileri kullanacaktır...

Ekranlara yansıyan tuvaletlerdeki uyuşturucu rezaleti, sınıflardaki olumsuzluklar için boş zamanı nasıl buluyor bu çocuklar? Okullarda nöbetçi öğretmen sistemi kalktı mı? Yoksa nöbetçi öğretmenler abdest bozulur diye tuvaletlere girmek mi istemiyorlar?

Dünya insanları neredeyse açık alanda sigara içimini yasaklarken, bizim çocuklar daha okul kapısında sigara yakarak delikanlılığını kanıtlamaya çalışıyorsa, bir gün tuvaletlerde içilen sigaranın yerini uyuşturucunun almasına o kadar da şaşmamak gerek. Bu konuda sadece okullar mı suçlu? Ana babalar işin neresinde? Oturup iyice bir düşünmek gerek. 

Bu yazı toplam 385 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim