• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara -2 °C

Öğretmenler gününe farklı bir bakış

Cevat Özsoy

Yarın öğretmenler gününü kutlayacağız. Yanılmıyorsam, 1981 yılından beri bu kutlamalar yapılıyor.

Esasında günlerin yok anneler günü, yok babalar günü diye ayrışmanın taraftarı değilim. Çünkü bizim değerlerimizde sevdiğimiz, saydığımız insanları belirli günlerde değil her zaman hatırlamak vardır.

Bizler, hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? kıstasını ön planda tutan, “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” kırı terlerini uygulayan bir kültürden geliyoruz. Onun için böyle günlerin pekte anlamı olmaması gerekir; ama bu gün bu düsturu kayıp ettiğimiz için, hiç olmazsa, bu günlerde olsun öğretmenlerimizi hatırlamak yinede faydadan hali değildir.

Bugünlerde olsun bize bir harf öğreten öğretmenlerimizi hatırlamak, elini öpmek, ziyaret etmek, hediyeleşmek güzel şeylerdir. Fakat bu anlamlı günü öğretmene hediye verme günü diye algılamak; hatta öğrencilerimizin hediye verme yarışına girmesi günün mana ve önemi bakımdan pekte şık olmuyor gibi geliyor bana…

Öğrencilerin öğretmenlerine sevgisini beyan etmesi, öğretmenin ise geçmiş yılların muhasebesini yapıp daha iyiye, daha güzele nasıl ulaşırım diye araştırma yapması, bunların tartışılması, zannederim, bu güne başka bir değer katar.

Bugün okullarımızda öğretilen bilgilerin çok daha fazlasını günümüzün iletişim araçları ile öğrenmek mümkündür. Öyle ise bu bundan çok daha önemli olan ahlaki değerlerimizin, (yardımlaşma, tasarruf, sorumluluk, dürüstlük gibi) öğretmenlerimiz tarafından öğrencilerimize en iyi şekilde öğretilmesi lazım ki, bu gün şikayetçi olduğumuz bir çok olumsuzluktan kurtulmuş olalım.

Bu gün, maalesef, okullar yalnız Türkiye’de değil, bütün dünyada mukadder sona doğru sürükleniyor. Onun içinde, bu felaketten nasıl kurtuluruz diye, değişik eğitim yöntemleri deniyor. Bizim ise böyle bir arayışa girmemize gerek yok. Çünkü biz talebe hoca, hoca talebe ilişkilerini en mükemmele ulaştırmış kültürden geliyoruz. Bizim hocayı ayakta karşılamak, hocanın karşısında edepli olmak,hocadan izin alarak soru sormak, hocaya  “sen” değil “siz” diye hitap etmek, hocanın kusurunu araştırmama gibi şaşmaz değer yargılarımız vardır. Onun içinde okullarımıza ilim irfan yuvaları demişiz.

Geçmişte toplum yapılanmasında “ büyük adam” yetiştirme öylesine önemli idi ki bu durum batı gezginlerinin bile dikkatini çekmiş. Mesela Dolair 1650 ‘de yayınladığı “ Türkiye seyahatnamesi” eserinde şunları yazmış: “ hiç şüphesiz ki ahlak bakımından Türk medeni hayatı bütün cihana örnek olacak vaziyettedir

Sir James poter isimli diplomat İstanbul’da gözlemlediği Türk aile yapısını takdirden kendini alamaz ve derki: “İstanbul’da tabiatın yüzünü kızartacak derecede çığlından çıkmış evlat az görülür”. Fransız yazar ve gezgin Dr. A.Brayer de şunları nakleder: “ Çocuklar arasında gürültülü oyunlardan, itişip kakışmadan,hele küfürleşmeden eser görülmez. Bunlar İslam terbiyesi ile ıslah edildikleri için, kendi aralarında sakin sakin oynayıp eğlenirler, onlara anneanneleri değişik menkıbeleri anlatır, hayat terbiyesini aktarırlar” İngiliz gezgin ve yazar Thornton önemli bir tespitte bulunarak: “Türklerin ahlakı, çocuklukta iyilik telkini alarak değil, toplumda kötü örnek görmeyerek gelişir” der.

Görüldüğü gibi, biz böylesi bir kültürü yaşayarak bu günlere gelmişiz. Bu gün ise bu değerlerimize sırtımızı dönüp gençlerimize hedefsiz, değersiz, Allahsız, anlamsız, ahlaksız bırakacak bir ortam hazırlayıp ondan sonra da suçlu arıyoruz. Ne ektiysek onu biçiyoruz. Sonuç orta da…

Yeri gelmişken burada ufak bir anekdot anlatmak isterim.

 Romanya İslami Hizmetler vakıf Başkanlığını yürüten Oğlum Ahmet Fazıl Anlatmıştı. İslam’ın yitik çocuklarına, tıpkı ecdadımız gibi, okul derslerinin yanında İslam’ı öğretmek ve barındırmak için açılan talebe yurdundaki talebelerin başarısı için Roman hocalar derse gelir. Öğretmenler çocukların saygısına hayran kalırlar; hele öğrencinin, küçükte olsa, saygısız bir sözünden dolayı bilahare özür dilemesi hayranlığını daha da artırır.

Demek ki, kendi değerlerimizi çocuklarımıza aktarsak bir çok sorunumuzu çözmekte zorlanmayacağız. Maalesef,mevcut iktidarın bu konuda pek başarılı olamadığı da tüm otoriteler söylüyor.

İşte biz, bu öğretmenler günü vesilesiyle, meseleye farklı açıdan bakmaya çalıştık. Umarım yararlı olmuştur.

Bu düşüncelerle tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarım. 

Bu yazı toplam 2063 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim