• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 29 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 31 °C

Öğretmenlik ayrı bir zenaat olmalı

Mustafa Namdar

            04.08.2004

Çatlamayacak cinsten sabır taşı gibi olmalı öğretmen. Öğretebilmenin ustadan farklı bir yanı olmalı. Anlatılanın karşılığını alamadığında küsüp bir kenara çekilmek gibi bir lüksü olmamalı, öğretmenin kendine özgü bir vizyonu olmalı.

Öğretmen; şu eğitimde toplam kalite türkülerinin nakaratı haline getirdiğimiz "vizyon" hakkında ne düşünüyor bilenimiz var mı? Daha doğrusu öğretmeni tutsak eden eğitim-öğretim programlarından kurtulup vizyonunu açıklamaya gücü var mı? Şimdiye kadar herhangi sistemin uygulanmasında, uygulamanın içinde bulunan öğretmene konu hakkındaki görüşü soruldu?

Öğretmenlik zanaat mi, sanat mı? Gerçek anlamda nasıl yanıtlayacağız bu soruları?

Zanaat: İnsanların maddeye dayanan ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan öğrenimle birlikte tecrübe ve ustalık gerektiren iş uğraş olarak tanımlanıyor lügatta. El ustalığı isteyen işlerle uğraşanlar da zanaatkar oluyor.

Sanat: Bir duygunun bir tasarının veya güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık.

Biri el becerisinin, diyeri düşüncenin geliştirilmesini amaçlayan uğraş alanları. Uygulamayı yapanların birine zanaatkar diğerine sanatkar diyoruz.

Öğretmene; çocuklarımızın küçük beyinlerindeki duygu ve düşüncelerini şekillendirip gelişmesini sağlayan sanatçı desek yanlış olmaz. Peki bu uğraşta öğretmenin de vizyonu olması gerekmez mi? Bu vizyonu öğretmene kim kazandıracak???

Öğretmen yetiştirme politikalarımızda iyi başlangıç yapılmış olmasına karşın günümüzde geldiğimiz nokta tartışılır. M.E. Bakanlığı kendi özelliğine uygun öğretmenini yetiştirip kendi eğitim-öğretim kurumlarının başına getirip felsefesini devam ettirirken, bu yetki elinden alınmış okullara başka tezgahlarda yetişenler monte edilmeye başlanmış. Sonuçta öğretmen yetiştiren Köy Enstitüleri, öğretmen ve yüksek öğretmen okulları Eğitim Enstitüleri kapatılarak görev, üniversitelerimizin eğitim fakültelerine havale edildi. Öyle havale edildi ki yılların deneyimli öğretim elemanları, isimlerinin önünde ünvanlar bulunanların şemsiyeleri altına alınmadılar, adeta dışlandılar.

Şimdi düşünüyorum, gazetelerden okuduğum kadarıyla çoğunda Profesör ve Doçenti olmayan bu eğitim fakültelerinden mezun olan öğretmenlerimize gerekli olan vizyon kimler tarafından veriliyor? Ülkenin geleceği dediğimiz gençleri hangi vizyon doğrultusunda bilgilenen öğretmenlerimizle yapıyoruz? Model öğretmeni hangi vizyona göre yaratıyoruz? Başarı konusu görüşülürken bu pencereden ne kadar bakıyoruz? Düşünmeye değmez mi?

Bu yazı toplam 311 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim