• BIST 90.383
  • Altın 145,141
  • Dolar 3,6152
  • Euro 3,9060
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 18 °C

Okuma ile barışık olmak-1

Mustafa Namdar

22 Mart - 2 Nisan Kütüphaneler Haftası olarak kutlanıyor. Okumak, öğrenmek, öğrenmeyle yaşamı kolaylaştırmak, öğrendiklerimizi başkalarına öğretmek, bilgiyi paylaşarak çoğaltıp yaygınlaştırmak kitap okumakla mümkün.

    Bütün bunlar için her bir bireyin alacağı almak isteyeceği kitaplar için ekonomik güçleri belki yeterli olmayabilir. Sosyal devlet anlayışında bunun da kolayı bulunmuş. Bu konuda Halk Kütüphaneleri açılmış. Kültürlü toplum oluşturmak amaçlı insanlar gelsinler sıcacık, sakin ,sessiz mekanlarda okusunlar ,öğrensinler. Tüm bu kolaylıklara karşın gene de toplumu okuma özürlü olmaktan kurtaramamışlar.

    Neden böyle oluyor? Bu konuda çok şeyler sıralamak mümkün. Herkes bu durumda farklı şeyler gündeme getirebilir. Doğrudur, yanlıştır gündeme getirilmez ama gerçek olan bir şey varsa insanları okumaya alıştıramadığımızdır. Sonuçda okuma özürlü yaratmışız, doğru olan bu.

    Peki neden böyle olmuş? Nasıl böyle olduk?

    - Sesimizi çıkarmadan dinlemeye alıştırılmışız. Birileri anlatmış, biz dinlemişiz. Anlatılanlar hakkında yorum yapmak kısıtlanmış. Karşı görüş ileri sürüldüğünde saygısızlık olarak algılanmış. Doğru ve yanlış dizlerinin dibine oturduğumuz büyüklerin dediği gibidir. Böyle öğretilip, böyle uygulanmış.

    -Okullarımızda eğitim- öğretim öğretmen merkezli olmuş. Öğretmen anlatacak, öğrenciler dinleyecek. Öğretmen ne derse o olur mantığında öğrenci aktif olamaz, etkinliğe katılamaz, elini kolunu oynatamaz. Öğretmen söyler, öğrenci yazar. Öğretmen sınıfta yazılı basından örnek verme, birlikte yorum yapma şansına sahip değildir. Siyasi mülahazalarla hakkınızdaki görüşler değişiverir.

    - Eğitim öğretimde sistemler öylesine hızlı değişiyor ki adeta başarısızlık ödüllendirilir oldu. Görevin, ödevin, zamanın önemini öğretemiyoruz. Ne tür başarısızlık olursa olsun çalışanın alınterini bir tarafa koyarak tembel ve sorumsuzu başarılı kılmak suretiyle ödüllendirdik. Son zamanlarda bırakın kitabı, not tutacak kalemi bile taşıyan öğrenciyi görmezden geldik.

    Sistemde bir kısım değişiklikler yapılmış olsa da, öğrenciyi yorum yapmaktan uzaklaştırıp doğru- yanlış- evet ve hayıra odaklandırarak yazı tura atmaya yönelttik.

    -Ailede okuma- yazma bilen yoksa ders kitaplarının arasında bazı ders dışı kitapları okumaya zorlandık. Her zaman aile büyüklerinden, “bu kitapta nereden çıktı? Otur dersine çalış” baskısıyla okumayı yasaklı ve korkulu hale getirdik.

    Zaman oldu herkesin kendi düşüncesine göre sakıncalıdır diye evlere kadar baskınlar yaparak bir çok eseri toplatıp meydanlarda yaktık. İdeolojik görüş ve baskıların sonucu tek hedefli kaynaklara yöneltildik.

    Oysa iyi ile kötüyü, güzelle çirkini birbirinden ayırmaya yönelik ufkumuzu açmada en etkin ilaç olan kitap okumadan bilinçli bilinçsiz böylece uzaklaştırıldık.

    Şimdi de Kütüphane Haftaları ve haftaların getirdiği etkinliklerle sevgiyi canlandırmak istiyoruz. Umarım başarırız.

04.04.2006

Bu yazı toplam 203 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim