• BIST 94.896
  • Altın 276,820
  • Dolar 5,7717
  • Euro 6,4165
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 13 °C

Olmadı Tuncay Bey, bu yazı size yakışmadı...

Yüksel Gültekin

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bugüne kadar değişmez ilkeleriyle “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” 84 yıllık Türkiye Cumhuriyeti, zaman zaman darbelere maruz kalsa da, parlamenter demokrasi zaman zaman kesintiye uğrasa da, bir şekilde kendini toparlayıp yoluna devam etmiştir. Asıl olan, demokrasi, laiklik ve sosyal hukuk devleti prensipleri olmuştur.

Bu ülkede ilginçtir darbeler de demokrasi adına yapılmıştır. Yolundan çıkan demokrasiyi tekrar yoluna koymak için, parlamenter sistem lav edilmiş, seçilmişler bazen idam edilmiş, bazen yargılanmış, bazen de yasaklanmıştır. Anti demokratik uygulamalara zamanında karşı çıkmayı beceremeyen güya aydınlar, ülke normal parlamenter rejime dönünce, ihtilaller hakkında atıp tutmakta mangalda kül bırakmamışlar, fakat ne ilginçtir kendi düşünceleri halkın oylarıyla seçilemeyince, tekrar demokrasi adına askerleri parlamenter rejimi lav etsinler diye çağırmaktan geri durmamışlardır.

Bu ülkenin belki de en önemli sıkıntılarından bir tanesi, aydın namusudur. Aydınlar, fikir ve düşüncelerini eğmeden bükmeden savunmak ve kendileri gibi düşünmeyenlerin fikir ve düşüncelerine de saygı göstermek ama en önemlisi, kendi gibi düşünmeyenlerin fikirlerini özgürce söyleyebilmeleri için onlara destek olmak zorundadırlar. Bu ülkede maalesef güya aydınların tavrı içler acısıdır. Bu ülkede aydınlar insanlar yalnızca kendileri gibi düşündükleri zaman onlara saygı duyarlar. Kendileri gibi düşünmeyen, hayatı onlar gibi algılamayan, onlar gibi inanmayan, onlar gibi hayat yaşamayan insanlar, değil korunmaya, değil düşüncelerine destek verilmeye, yaşamaya bile hakları yoktur.

Bu ülkede aydınların tavrı maalesef yüz kızartıcı, aydın namusu ayaklar altındadır. Bu ülkede aydınlar, onlar gibi düşünürseniz demokrattır. Bu ülkede aydınlar, onlar gibi inanırsanız laiktir. Bu ülkede aydınlar, hukuk onlara hizmet ederse hukuk devletini savunurlar. Bu ülkede aydınlar, niyet okurlar, niyetleri yargılarlar. Bu ülkede aydınlar, rejimin bekçileridir. Ama kendi rejimlerinin, parlamenter rejimin değil. Bu ülkede aydınların hiç bitmeyen sultaları ve dogmaları vardır. Doğrular ve gerçekler değildir onlar için önemli olan. Onlar için önemli olan, kendileri ve kendi doğrularıdır.

Niçin yazdım tüm bunları? Bu köşede Salı günleri yazan kıymetli meslektaşım Tuncay Alnıak Bey'in Gül Türkiyem Gül yazısını okuduktan sonra bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim. Çünkü, Tuncay Alnıak Beyefendi, benim kıymet verdiğim bir aydın arkadaşımdır. Fakat ne bir hukukçu olarak, ne de bir aydın olarak nereden tutsan elinde kalacak böyle bir yazıyı kaleme almasını ona yakıştıramadım.

Tuncay Bey gayet iyi bilir ki, hukuk eylemi cezalandırır niyeti değil. Hele sözle ifade edilmemiş,zanna dayanan niyeti hiç değil. Şu ifadeye bak Allah aşkına: “Bunlar yalnızca Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in önlediklerini yerine getirseler bile, rejim için tehlike var demektir.” Nereden bildin? Hangi hareket seni bu kanıya getirdi? Abdullah Gül Bey'in 16 yıllık parlamenterliği, 4,5 yıllık Dışişleri Bakanlığı ve 4 aylık Başbakanlığı döneminde, rejim karşıtı hangi hareketini gördün? Kim hangi hareketini gördü? Bugüne kadar yani Abdullah Gül bey ben cumhurbaşkanı adayıyım diyene kadar siz, sizin fikriyatınıza mensup başka biri Abdullah Gül Beyle ilgili tek kelime olumsuz yönü niçin dile getirmedi? Hangi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir diğerini herhangi bir sözlü ya da fiili eylemi olmadıktan sonra sen rejim için tehlikesin diyebilir? Ona bu hakkı kim nasıl verir?

“İstanbul imamının laikliği Müslümanlığın düşmanı ve karşıtı olarak gören ve söyleyen fikrin cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül.” Doğrusu Sayın Alnıak bu cümledeki İstanbul imamı ile neyi kastediyor tam olarak anlayamadım. Çünkü bildiğim kadarıyla İstanbul imamlığı diye bir kadro yok. İstanbul Müftülüğü var, Sultanahmet Camii, Süleymaniye Camii gibi camilerin imam hatipleri var fakat İstanbul imamlığı yok. Kendisi bize bunu mutlaka açıklayacaktır. Fakat bu cümlede Sayın Alnıak'ın öyle yanlışları var ki, İstanbul imamlığı ibaresinin yanlışlığı bunların yanında hafif kalır.
Sayın Alnıak ne diyor? “Abdullah Gül laikliği Müslümanlığın düşmanı ve karşıtı olarak gören fikrin cumhurbaşkanı adayı.” Bu yalnızca Abdullah Gül'e yönelik bir haksız karalama kampanyası ve iftira değil, bu aynı zamanda son seçimde Ak Parti’ye oy veren milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına da atılmış bir iftira. Sayın Alnıak, Abdullah Gül Ak Parti’nin Cumhurbaşkanı adayı. Ak Parti Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre kurulmuş, ve bu cumhuriyetin demokratik, laik bir sosyal hukuk devleti olduğuna inanan bir kamu kurumu. Son seçimde oy kullanan seçmenin nerede ise yarısının oyunu almış bir siyasi parti. İşte Abdullah Gül halkın yarısının teveccühünü almış bir siyasi partinin cumhurbaşkanı adayı. Şimdi siz hangi hakla ve yetki ile Abdullah Gül için laikliği Müslümanlığın düşmanı ve karşıtı olarak gören fikrin cumhurbaşkanı adayı diyebilirsiniz. Bu haksızlık ve vicdansızlık olmaz mı? Bu niyet okuma olmaz mı? Halbuki hukuk devletinde ifade edilmemiş niyetlerin cezası yoktur. Öyle değil mi Tuncay Bey.

Tuncay Beyin yazısının son bölümü tam anlamı ile aydın ve hukukçu yaklaşım açısından içler acısı. “Hazırlan Türkiye'm! Yeni ılımlı rektörlerine hazırlan, şeriat üniversitesi mezunlarının kurumlarına hazırlan.” Breh breh demokrat Tuncay'ın kışkırtıcılığına bak. Oldu mu, yakıştı mı? Nerde aydın duyarlılığı, nerde hukukçu titizliği. Senin gibi düşünmüyorum fakat senin düşünceni özgürce ifade edebilmen için canımı bile vermeye razıyım diyen Sokrates ustanın felsefesi nereye gitti. Olmadı Tuncay Bey, bu yazı aydın duyarlılığına ve hukukçu titizliğine yakışmadı. Sana yakışan şimdi bir özürdür. Bizden demokratik, laik sosyal hukuk devleti ilkelerine inanarak Ak Parti'ye oy veren ve devamında Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığını isteyen Ak Parti seçmeninden özür dilemelisin.

Unutma, bu ülke vatandaşlarının hiçbirinin diğerine senden daha dindarım deme hakkı olmadığı, gibi senden daha demokratım deme hakkı da yoktur. Kişilerin demokratlığının ölçüsü mevcut yasalara uyması ile ölçülür. Seçimler yapılmış, milli irade tecelli etmiş ve parlamento yenilenmiştir. Şimdi yasalar çerçevesinde yeni parlamento yeni cumhurbaşkanını da seçecektir.

Umarım hepimiz ve güzel Türkiye'miz için hayırlara ve mutlu ve güzel günlere vesile olur.

Saygılarımla.

24.08.2007

Bu yazı toplam 721 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim