• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 8 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 10 °C

Ölüme yürümek!

N. Gürkan Yetkin

Hayatı boyunca eline silah almamış olan Kemal, vatan görevini yapmak üzere askerlik şubesine başvurduğunda, kaderinin kendisini nerelere götüreceğinden habersizdi.

Yedek subay okulunu tamamlayıp, taşımaktan her zaman gurur duyduğu askeri kıyafetleri ve omzundaki apoleti ile, ailesinin karşısında hayatında durmadığı kadar dik duruyordu.

Yeni görev yerine giderken, annesi ellerine tekrar kına yaktı gözleri yaşlı ama onurlu bir biçimde. Kemal bu kınanın ne anlama geldiğini oldukça iyi biliyor ayrı bir gurur duyuyordu.

Hiç gitmediği kadar doğuya doğru uçakla uçarken, memleketinin ne kadar büyük olduğunu ve geride bıraktıklarını düşünüyordu. Durup durup aklına “bir daha bu güzellikleri tekrar görebilecek miyim?” sorusunun cevabını!

Görev yapacağı birliğinde kendisine emanet edilmiş olan kendi gibi vatan evlatlarının her birini kendi öz kardeşi, kader arkadaşı olarak görüyor, en iyi şekilde eğitilmeleri için uğraşıyordu.

Beklenen gün gelmiş, hareket günü gelmiş çatmıştı. Herkes suskun, herkes on yaş büyük, herkes daha bir yiğit duruyordu. Omuzlarında tam dolu sırt çantaları değil, kutsal bildikleri tüm değerlerin yükünün ağırlığını hissediyorlardı.

Günlerdir, ulusal televizyon kanallarında, başlayacak olan bu operasyon ilan ediliyordu. Kemal gizli olan bu bilginin, detaylı bir biçimde televizyonda ilan edilmesini, diğer arkadaşları gibi hayretle izliyordu. Bir saat içersinde operasyon başlayacaktı. Kemal ailesi ile konuşmak için telefon kulübesine doğru ilerlerken, bu konuşmanın sevdikleri ile son konuşması olabileceğini bildiği halde, içinde en ufak bir üzüntü olmadan attığı adımlarının bastığı yerde çıkardığı sesi dinliyordu. Telefonu eline alıp, numarayı çevirdikten sonra karşısına çıkan aile bireyleri ile tek tek konuştu. Babasına göreve gideceğini söyledi ancak annesine söyleyemedi. Hatta üzülmesin, merak etmesin diye göreve gitmeyeceği yalanını söyledi. Bilinçli olarak helallik istemedi. Telefonu kapattığında hayatında olmadığı kadar dik bir duruş ve kendinden emin adımlarla silah arkadaşlarının yanına gitti. Bu andan sonra herkes attıkları her adımın ölüme yürüyüş olduğunu, içlerinde hissettikleri halde kimsede en ufak bir korku emaresi yoktu.

...

Kemal ve timi kritik bir görev için arazide ilerlerlerken, Kemal saatini kontrol etti. Vakit daralmıştı. Daha hızlı ilerlemeleri gerekiyordu.

Kemal ilerledikleri arazi yapısını beğenmemişti. Her an herşey olabilir diye düşünüyordu. Herhangi bir pusu tehlikesi nedeniyle timin güvenliği için aralıkları elli atmış metreye çıkardı. Tüm askerlerini de dikkatli olmaları konusunda uyardı. Defalarca böyle bir durumda ne yapılacağını çalıştıkları için herkes son derece cesurdu. Hepsinin damarlarında taşıdıkları asil kanın akışı değişmiş, vücutlarını örten deri farklı bir zırh olmuştu. Görev bölgesine ulaştıklarında rahat bir nefes aldı Kemal.

….

Karşı taraftan biri Kemallerin birliğine teslim olmuş, komutanlara bildiklerini anlatıyordu. Kemal, itirafçının yanına geldiğinde itirafçı “Nasılsın Komutan? Ben seni biliyorum!” dedi. Kemal şaşırmış halde “Nereden?” diye cevap verdi. ”Sen …..bölgesinde timinle ilerlerken biz sizi farketmiş ve …..noktasında pusu kurmuştuk. Sen timinin mesafesini açıp oldukça dikkatli bir şekilde ilerlemeye başlayınca ateş etmedik! Sen o gün bizim önümüzden geçtin gittin” diye yaşananları bir başka yönüyle Kemal'e anlattı.

İtirafçı anlattıkça Kemal yaşamın ne kadar ince bir çizgi olduğunu düşündü. Bilmeden ölüm ile yaşam arasında yürümüştü.

Daha sonraları da Kemal bir çok kez ölüme yürüdü. Her defasında da inandığı kutsal değerleri hep omzunda taşıdı. Belki bu sebeple ne Kemal'i ve birliğini ölüm ne kadara soğuk olursa olsun asla korkutmadı. Normal zamanda iki adım attığında yorulan Kemal, yorulmadan kilometrelerce yürüdüğünde. Açlığa ve uykusuzluğa tahammül edemeyen Kemal aç, uykusuz gün geçirdiğinde damarlarında taşıdığı o asil kanın farklı olduğunu hissetti.

Kemal vatani görevini tamamladıktan sonra bile günlerce uykusunda operasyon yönetti. Senelerce pikniğe gitmedi. Kimseye askerlik anılarını anlatmadı. Hatta nerede görev yaptığını dahi söylemedi. Ancak askere, Atasına, bayrağına, kutsal bildiği tüm değerlere saygısı, sevgisi tamamladığı vatani görev sayesinde kat kat arttı.

Atatürk'ün gençliğe hitabını ne zaman görse, ne zaman duysa, ne zaman aklına düşse hep o son bölüm ayrı bir çınladı kulağında.

“Muhtaç olduğun kudret,damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

14.09.2009

Bu yazı toplam 524 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim