• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -4 °C

ORTA DOĞU VE TÜRKİYE

Mustafa Öz

Ortadoğu deyince biraz geniş anlamı ile: Arap Yarımadası, Kuzey Afrika, İran, Türkiye, Irak – Suriye, Filistin, İsrail – Lübnan – Ürdün'den oluşan geniş bir coğrafya anlaşılıyor. Dar anlamı ile Ortadoğu içine: Suriye – Irak – Filistin, İsrail – Lübnan – Ürdün giriyor.
Ortadoğu'da yaşayan insan toplulukları: Araplar İbraniler (İsrailoğulları), Kıptiler, Beberiler olmak üzere çeşitli etnik temele ve tarihi süreç içinde çeşitlenen dini inanç ve mezhep temelli gruplara dayanıyor.
Bilinen dört kitaplı dinin peygamberleri Ortadoğu halklarına gönderilmiştir. Bu bölgede yaşayan birçok kavme bildiğimiz peygamberler gönderilerek onların doğru yolu (sırat-el mustakîmi) bulmaları için tebliğ yapılmıştır. Hz. Adem, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Yakup, Hz. Davut, Hz. Salih, Hz. Lut, Hz. İsa, Hz. Muhammed (s.a.v.) hep bu bölge halkların azgınlaşan, sapıtan, yoldan çıkan halkalrının TEVHİDE çağırılması için gönderilmiştir. Ne yazık ki, gönderilen her peygamberin karşısına kimi zaman Ebu Cehiller, kimi zaman Firavunlar, kimi zaman soyuna, sopuna, zenginliğine, güzelliğine güvenen inançsızlar çıkıp bu peygamberlerin tebliğlerini engellemeye kalkmışlar. Yada bizzat şahıslarına ve inananlara olmadık insanlık dışı işlemler yapmışlardır. Kur'an-ı Kerim bu olayların kıssaları ile doludur.
Tarihi süreçte bu bölgedeki husumetler karışıklıklar azalacağına giderek çoğalmıştır.
- Etnik kimlik farklılığı,
- Mezhep farklılığı
- İnançlara sokulan bid'atların getirdiği farklılıklar
- Kültürel yetersizlik – kalkınmadaki gerilik
- İdeolojik kamplaşmalar
- Bölgenin FOSİL YAKIT potansiyeli, GAZ potansiyeli
- Ekonomik sömürgecilik – kaynakların sömürülme talebinin RANT PAYLAŞIMINA yol açması…!
Daha nice sorunlar asırlardır bu bölgede ve bölge insanında HUZUR – GÜVEN ve BİRLİK bırakmadı. Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetimine girdikten sonra bu bölgeye huzur – sükun gelmiş olmakla birlikte Osmanlının HASTALANMAYA başlaması ile bu bölge enerji kaynaklarının zenginliği de anlaşılmaya başlanıldığında yeniden kaşınmaya başlamış. O dönemde yer altı ve yer üstü kaynakları açısından sömürülmeyi gerektirecek bir gelişme kaydedilemediği halde. Osmanlı özellikle İNGİLTERE (LAVRENS UYGULAMALARI) ve diğer Avrupa ülkeleri vasıtasıyla Emperyalist ilan edilmiş. Mısır'da – Filistin'de – Yemen'de – Arabistan'da ciddi saldırılara maruz kalmış. İnsanlık dışı (müslümana yakışmayan) işkence metotları ile askerlerimiz öldürülmüştür.
Hz. Peygamberden sonra Hz. Ebu Bekir hariç, Hz. Ali, Hz. Osman, Hz. Ömer şehit edilerek öldürülmüştür. Ehli beytin hunharca katledilmesi ise bir müslümanın açıklayabileceği bir şey değildir. Hicretin 64. yılında Müslim b. Ukbe komutasındaki Şam ordusu KABE'yi mancınıkla taşa tutmuştur.
Hicretin 73. yılında Kral Abdülmelik döneminde Kabe taşa tutulmuş. Hac engellenmiş. Sahabi oğlu Abdullah b. Zübeyr şehit edilmiştir.
Hicretin 54. yılında Kral Yezit Medine'yi kuşatmış şehri alınca 3 gün süreyle talan edilmiş ve 1000 kadına tecavüz edilmiştir. Tarih bu savaşları HARRE SAVAŞI ve bu tecavüzden doğan çocukları da Harre Çocukları diye kaydetmiştir.
İslama giren bid'atların genele yakını Emeviler dönemine aittir. Bu günkü mezhep çalışmalarının tarihi derinliği o döneme aittir.
Ortadoğu tam bir cadı kazanıdır. Hangi metotla yaklaşırsanız yaklaşın muhakkak karşınıza ANTİ BİR TEZ sürülür. Bataklığa çekilirsiniz. BAĞIMLI gibi fark etmezsiniz.
Mazlumun yanındayım dersiniz. Mezhep çatışması istemiyoruz dersiniz. Ama emperyal ilan edilirsiniz. Mezhep çatışmasının içinde buluverirsiniz kendinizi.
Türkiye, tarihi ve kültürel inançları, coğrafi nedenlerle bu bölge ile iç içe ancak bölge çok uluslu şirketler, Emperyalist devletler, özellikle İsrail ve Siyonistlerin kurguları nedeniyle içinden çıkılmaz olaylara gebe. Sınırımızın dibindeki Suriye (1000 km.'lik sınır komşumuz) yıllarca Faşist bir diktatörlük ile yönetilirken halkın baş kaldırısı ile barut fıçısına döndü. Esed her gün katliam yapıyor. Karşıtları (135 parça olduğu söyleniyor) ayrı katliamlara yol açıyor. İnsanlar hayvan boğazlanır gibi boğazlanıyor.
Mezhep çatışmaları hızla artıyor. Ülkemize yansımalarını anarşi ve terör olarak hızla görmeye başladık. Sınırımızın dibinde PYD ayrı bir nüfus alanı oluşturuyor. El Kaide ayrı, diğer muhaliflerin içinde her telden çalan gruplar.
Türkiye tarihi çizgide Peygamberlere karşı çıkan -sahabi öldüren- mezhep çatışmalarının tarihi temelini atan, Müslüman olmalarına rağmen olmadık işkence ve tecavüz uygulamalarını tarihe not düşen ve her biri ayrı bir emperyalistin güdümündeki yönetimlerce yönetilen bu coğrafyada Müslüman bir ülke olarak bu bataklığa karşı olabildiğince TARİHİ iyi okumalı idi.
Ancak hamaset tarihi okumadan önce geldi. Emperyalist jandarmanın kuyruğuna takılmak kolay oldu. Sonuçta DEĞERLİ YALNIZLIĞA MARUZ kaldık. Bence iyiki yalnız bırakıldık, yoksa siyasi iktidar bu her yanı çirkeflik dolu bataklığa bizi sürmeye devam edecekti. Şimdi biraz temkin öğrendi.
Evet bu topraklar ve bu insanlar ilahi kudretin takibinde. Onlar Peygamberlere zulüm yapanların torunları. Onlar Osmanlı gibi ilahi kelimetullah için savaşan bir milleti arkadan vuranların torunları. Onlar intizar almışlar. Onlar tarihten ders almıyorlar.
Biz hep mazlumun yanında yer almış bir milletin devamıyız. Yine mazlumun yanında yer alalım ama tarihi iyi okuyarak. Bataklığa AT PAZARLIĞI yaparak dalmadan, ülkeyi sıkıntıya sokup tarihin ve günümüze taşınan sorunlarına ORTAK olmadan yapmalıyız. Yoksa Dimyat'a giderken evdeki bulgurdan da olabiliriz!

Bu yazı toplam 576 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim