mecidiyeköy escort mersin escort bayan bodrum escort adana escort adana escort seks hikayeleri türk porno izmir escort bayan hatay escort

  • BIST 108.863
  • Altın 154,185
  • Dolar 3,8311
  • Euro 4,5213
  • Bolu 7 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 10 °C

Özelleşmenin özelliği

Mustafa Namdar

Serbest piyasa ekonomisinin olmazsa olmazlarından olmalı özelleştirme. Özelleştirirsiniz düzelir yolunda gitmeyen işleriniz, zararına çalışan işletmeleriniz. Serbest piyasa bu, kuralını koyar oynarsınız kuralsızca. İnsan mutlu mutsuzmuş ne gam. Onlar uymak zorunda konan kurallara. Beğenmezlerse beğendiklerini bulana kadar dolaşırlar. Özelleşmenin özelliğidir bu. Zorlama yoktur. Ederini belirlemektir ürünün. İşine gelirse alırsın, gelmezse ucuzunu bulana kadar dolaşırsın. Rekabet yaratmaktır işin özü. Fiyat ayarlaması, ucuzu aramak, ucuz olan yerden almak. Dolaşacak yeriniz yoksa. Dolaşmaya vaktiniz, gücünüz yoksa ne olur? O zaman da önünüze konanı kabullenmek zorunda kalırsınız. Özelleşmenin özelliğidir bu. İşine gelirse özelliğin güzelliğini yaşamaya alışırsın alışabilirsen...

Pek çoğu alanda özelleştirme olduğu gibi sevginin özelleştirmesi, sevgide, tutkuda özelleştirme olur mu? Sevginin değeri bu, verirsen layık olur hakedersin sevgiyi denebilir mi? Ben sevgimi özelleştirdim ve de verdim kiraya, konan bedeli ödeyen nasibini alır. Gerçek seven, gerçek gönül bağı olan, gerçek aşkı gönlünde yaşatan konan kurala uyar mantığıyla sevgi halkalarını yaygınlaştırmak mümkün mü?

Bu soruları daha da çoğaltmak mümkün. Gerçek olan birşey varsa, sevgiyi para karşılığı güçlendiremezsiniz. Gönül dostlarına açtığınız dost bağına giriş çıkışı, kumanda aletini bir başkasının eline vererek kontrol altına alamazsınız! Alırsanız sevenlerinizin ziyaretinden mahrum kalırsınız. Yalnızlaşır, yaslanacak duvar, tutacak el bulamazsınız...

İsmiyle özdeşleştiğimiz yerlerde hava mı değişiyor? Dünyanın ısınacağı görüşleri şimdiden suları kaynatmaya mı başladı? Helva tam kıvama geliyor derken, ocağın ateşinin ayarı mı kaçtı? Sanki bir rüzgar esiyor lodos desen değil, samyeli desen değil, bahar rüzgarı hiç değil. Bir kara yel ki her an kasırgaya, tufana dönüşecekmiş gibi insanlar alışık olduğu caddeleri boşaltıyor. Duraklarını terkediyor. Farkında mısınız birbirinin giriş çıkışını engelleyen araç trafiğinde bir sessizlik. Elinizi cebinize attığınızda cepler boş. Sevgilinin kapısında park yasağı var gibi. Sevgilinin kapı önü özelleştirilmiş, durmak zor.

Ara sokaklarda insanlara ayrılan yerlerde araçlar tesbih tanesi gibi dizili. Caddelerde ise yayalar araçların yerlerini kullanıyor rahat ve serbest. Değişen dünya tekerlemeleri yapılırken, sevginin böylesine yok edilebileceği mi gösteriliyor? Eğer öyleyse suçlu aramaya gerek yok. Biz kendi kader ağımızı kendimiz örüyoruz. Sevgilerimize sevdiğimizi bir türlü gösteremedik. Göstermek isteyenlere de parkları hep kapalı tuttuk.

Ne garip ki, bu durum bize birşeyi daha gösterdi. Yıllardır İzzet Baysal Caddesi’ndeki ceplerin amaca uygun kullanılabilmesi için taviz vermeyen birilerinin ciddi anlamda pamuk eller cebe demesini beklemekmiş. Ne diyelim! En iyisi kendi düşen ağlamaz mı diyelim...

Düzeltme: Salı günkü köşe yazımızın başlığı sehven yanlış yazılmıştır. Doğrusu: “Su hasta, israfı önleyelim” olacaktır. Yazarımızdan ve okuyucularımızdan özür dileriz.

Bu yazı toplam 466 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim