eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 104.123
  • Altın 145,627
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 17 °C

Özkök Paşa’nın basın açıklaması..!

Mustafa Öz

            14.05.2004

Türkiye’de kurumlar, kuruluşlar ve onların başında bulunanlar; zaman zaman o kuruluşların KAMUOYUNDAKİ saygınlığını TARTIŞMA konusu haline getirip ya saygınlığın azalmasına ya da çoğalmasına sebep olmuştur.

Türk Silahlı Kuvvetleri, ülkemizdeki en saygın ve güvenilir kuruluşlar içinde daima yüksek bir yerde olmuştur. Her Türk vatandaşı ülke menfaatleriyle ilgili bir konuda sıkıntı olsa ASKERİN bu konudaki duruşunu merak etmiş, onun alacağı TAVIR, onun söyleyeceği söz hep itibar görmüştür.

Benim gençlik yıllarımda ORDUNUN ANAYASA’DAN gelen YAPTIRIM ve MÜDAHALE gücü çok yüksekti. Nitekim sivil otoritenin hakimiyeti kaybettiği dönemlerde (Kimilerine göre) her on yılda Silahlı Kuvvetler müdahale etmek zorunda kaldı veya bırakıldı..! Ben Demokratlığı ve demokrasiyi savunduğum için: en kötü demokrasiyi ihtilallere veya benzeri yönetimlere tercih ederim.

Ancak siviller bu güne kadar ne demokrat olabildiler ne de demokrasiyi gerçekten yaşanabilir, kabul edilebilir bir hale getirdiler. Bazıları kendi meşruiyetleri için demokrasiye sarılmış görünseler de, demokrasiyi karşılarındakiler; kendileri için kullanmaya kalktılar mı hiç hoşlanmıyorlar ve hemen baskıcı bir yapıya bürünüyorlar.

LAİKLİK Mİ-LAİKÇİLİK Mİ?

Türkiye’de anayasal bir teminat olan LAİKLİK: din ve vicdan özgürlüğü, devletin yönetiminden dinin ayrılması gibi klasik bir tabirle açıklanıyor. İnsanların yaşamları boyunca birşeylere inanmadan duramadıkları bir gerçek. İnandıklarını çatışma çıkarmadan yaşamak isteyen insanımıza engel çıkarılması ya da buna benzer uygulama ve algılamalar yaratılması; DİN ve VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN önünde engel olarak görülmüş. Toplumumuzda dozu zaman zaman artan veya azalan bir LAİKLİK TARTIŞMASI ve KIRILGANLIK yönetim zafiyetine yol açmıştır.

Bu tartışmalar özellikle SİYASİLERİMİZCE alevlendirilmiş. Çözülmesi üzerinde uzlaşıp anlaşılması gerekirken daima siyaset malzemesi yapılmıştır. Bir kısmı LAİKLİLTEN neredeyse dinsizlik gibi bahseder olmuş. Bir kısmı da laikliği dini yok eden bir düşünce, bir sistem gibi görmüştür. Modern devletler için ve bizim gibi zengin, kültürel coğrafyada yaşayan bir halk için LAİKLİK aykırılık, ayrılık değil, birleştirici bir unsur olmalıydı. Ancak bu hala sağlanamadı. Her konuyu İDEOLOJİLERİMİZİN esiri yaptığımız gibi bu konuyu da maalesef esir ettik. Dini duygularını yaşamak isteyenlerle, dine karşı biraz mesafeli olanlar arasında bir anlayış farkı haline getirdik. Bu durumdan hem iç hem de dış düşmanlarımız istifade etti. Dini duygularını bir ideolojiye esir yapmayan insanlarımız ise zarar gördü.

Bugün toplumumuzda bir kültürel yozlaşma ve inanç yozlaşması var. Bu boşluktan her önüne gelen içeri giriyor. Kültürümüzün yerini ne idüğü belirsiz kültürler aldı. Dilimiz bozuldu. İnsanlarımıza doğru zeminde, doğru inançları öğretemediğimiz için; çoğu inandığını yaşayamıyor. İnanan neye inandığını bilmiyor, inanmayan niçin inanmadığını bilmiyor. Boşlukta olanlar ise çeşitli düşünce ve akımların peşinde kayboluyor. Bunu fark eden bazı dış güçler, ülkemizi ÇALIŞMA ALANI İÇİNE aldılar. Geleceğimiz için en büyük tehlike; çocuklarımızın yıllardır yoğrulduğu BATI KÜLTÜRÜNÜN DE etkisiyle HIRİSTİYANLAŞTIRILMASIDIR..!

Bazı araştırmacılar; Türkiye’de 2003 yılında 22.000 Protestan ev kilisesi açıldığını belirtiyor. Son dönemlerde bazı CEMAAT ve İNANÇ grupları HOŞGÖRÜ, DİNLERARASI adına bu MİSYONERLERİN (HOŞGÖRÜ SAHİPLERİNİN..!) işini kolaylaştırıyorlar.

İslam dini milletimizin kimliğini, kişiliğini belirleyen bir dindir. Bu dini yaşayamaz, yaşatamazsak TÜRK kimliğinden, Türk milletinden ortada eser kalmaz..!

Silahlı Kuvvetlerin Hükümetin İmam Hatiplerle ilgili düzenlemeye çok seviyeli açıklama yapması: Bilinç altındaki sıkıntıları da ortaya koyuyor. Bu konular İDEOLOJİK yaklaşımlara kurban edilmemeli. Meslek Liseleri İmam Hatiplerin yüzünden gerçekten mağdur edildi. İmam Hatiplerin Milli Eğitim içindeki yeri, işlevi iyi tayin edilip belirlendikten sonra bu yer ve role uygun düzenleme yapılmalı.

İmam Hatipliye başını aç dediğinizde diğer okullarla aynı kefeye koyuyorsanız düzenlemeye karşı duramazsınız. Ama bu okullar DİN eğitimi yapıyor (RUHBAN OKULU) diyorsanız o zaman da gerekli statüyü ve donanımı veriniz..!

Kimseyi ortada bırakma; belirsiz bırakma hakkımız yok..! Hükümet bu konumu belirlememiş üstelik kanunu YÖK içinde çıkarmakla iki tartışmanın birbirine girmesine sebep olmuştur.

Silahlı Kuvvetlerimizin sadece LAİKLİK konusunda hassasiyet gösteriyormuş gibi algılanması, algılattırılması yanlıştır..!

Özellikle milli birlik ve bütünlüğümüz Cumhuriyet gibi konularda, dış ve iç tehdit tehlike gibi konularda da açıklama ve görüş belirmektedir. Belirtmelidir de ülkenin her konusunu ABD’leri, AB yetkili veya yetkisizleri ile konuşuyorsunuz. Değerlendirmelerini alıyorsunuz da, milli ordunun görüşleri mi sizleri rahatsız ediyor?..

Son günlerde özellikle ordumuzun üst kademesindekilerin ülkemizi ilgilendiren Kıbrıs politikası, Kuzey Irak vb.konularda çok sessiz kaldığı yönünde yazılar ve söylemler vardı..! Bu suskunluğu alkışlayanlar, şimdi bu açıklamaya reaksiyon göstermemeli..!

Ülkemizin sıkıntıları bitmemiştir. İç borç ve dış borç stokumuz artarak devam etmektedir. İşsizlik almış başını gidiyor. Toplumun liberal ekonominin kontrolsüzlüğü nedeniyle yapısı dinamitlenmiştir. Gelir dağılımı çok bozulmuştur. İnanç sistemimiz, kültürümüz, dilimiz yozlaşmıştır. Gençlerimizin hayalleri kara bulutlarca kapatılmıştır. Gençlerimiz ülküsüz, amaçsız, inançsız yetişmektedir. Bu durum ülkemizin ve insanımızın SİGORTASI olan ÇEKİRDEK aileyi bombalamıştır. Analar, babalar çocuklarının geleceğinden endişelidir. Adeta kuzu kurda teslim edilmiştir.

Anayasal kurumlar sorumlu kuruluşlar kişiler bunun üzerinde açıklama yapmalı ve durmalıdır. Bunlar VEHİM değildir. Ülkede içki, sigara, uyuşturucu kullanımı ve yaygınlığı artırmaktadır. Uyuşturucu ilkokullara girmiştir. Çetecilik, kapkaç, hırsızlık artmıştır. Ülkemiz güvenli ülke olmaktan uzaklaşmaktadır. Toplumsal suçlarda patlama yaşanmaktadır.

Bu nedenle herkes sorumluluk bilinci ile hareket ederek; millete daha fazla sıkıntı açmamalıdır.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin; toplumsal olaylara yönelik bilimsel araştırma yapması, yaptırması (Akademileri vasıtasıyla veya saplantısı olmayan akademisyenlere yaptırarak) bunun sonuçlarını zaman, zaman topluma açıklaması çok daha yararlı olur kanaatindeyim..!

Klasik açıklamalardan kurtulup herkesin yararlanacağı sonuçlara bakalım..!

Ordunun Doğu ve Güneydoğu bölgesi ile ilgili raporları beni çok etkilemişti. İşte onun gibi gerçek ve toplumsal yaklaşımlar daha yararlı ve kalıcı olacaktır.

Bu yazı toplam 437 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim