• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Bolu 18 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 20 °C

Özür dilemek

Mustafa Namdar

Özür: Bir kusurun bir suçun elde olmadan yapıldığını ileri sürme veya bu kusurun hoş görülmesini gerektiren sebep, mazeret olarak açıklıyor lügatlar.

Son günlerde bilerek, bilmeyerek yapılan her kusurlu hareketin üzerine, özür gömleğini giydirmek sanki moda oldu. Hiç kimse özürün meydana gelmemesi için tanımda geçen "elde olmadan yapılan eylem" sonucuna bakmıyor, yaptığı işe uygun önlem almıyor. Elde olmayan sebep kimsenin umurunda değil. Özür sahipleri ustaca uyguladıkları aldırmazlık duygusu içinde görev sorumluluğunu unutarak, duygusallık kalıbına sığınıp kendini kurtarmak için, özür can yeleğini giyerek yaşama tutunmak istiyor.

Herhangi bir yarışmaya çıkıyorsunuz. Kendiniz dahil cümle alemin yürekten inandığı, yarışı önde bitireceğiniz sanısı hayalle sonuçlanıyor. Ne oluyor? Nasıl oluyor? İrade dışında gelişen bir olay yaşamadan, ayağınız tökezleyip düşmeden güle oynaya yarış kaybediliyor. Yüzleri yıkayan timsah gözyaşlarını silerken, yarı baygın ve acındıran bir ifadeyle taraflarınızdan, sevenlerinizden, yöneticilerinizden "özür dileriz" kolaycılığı ile işin içinden sıyrılıp çıkma rolü ustaca oynanmaya çalışılıyor. Giden ünvan, giden maddi manevi değer ne oldu? Neyi kaybettik sorusuna cevap bulmadan yola devamı prensip hale getirdik. Nasıl olsa "gag deyince ekmek, guk deyince su geliyor." Yeter ki özür dilenmesi bilinsin. Çoğu zaman yapılan özür, kabahatten büyük oluyor. Kitlelerin güven duygusunu hiçe saymak ne kaybettiriyor hiç farkında olunmuyor. Taraftarımızdan özür dileriz sözcüğü sanki her acının ilacı...

Rivayet o ki. Padişah soytarısına "öyle bir hareket yap ki özürün kabahatinden büyük olsun" diyor. Gel zaman git zaman bir gün yüce padişah merdivenlerden çıkarken soytarı padişahın poposunu ellemeye başlıyor. Padişah, "Bre densiz sen ne halt ettiğini sanırsın" diye bağırdığında soytarı: "Afedersiniz padişahım, ben sizi valide sultanım sandım" dediğinde padişah büyük bir öfke ile "Vurun bu iblisin, ırz düşmanının boynunu" diye kükrediğinde; "Aman sultanım, siz dememiş miydiniz bir hareket yap ki özürün kabahatinden büyük olsun.

Ben sadece sizin buyruğunuzu yerine getirdim. Benim bu konuda günahım yok bağışlayın" diyor soytarı.

Üç büyüklerin son günlerde yaşattığı kabus da dilenen özürler padişahın soytarısını hatırlatıyor. İkinci üçüncü lig takımları gibi gördüğümüz takımların maçlarında şov seyredeceğiz umuduyla gidilen stadyumlardan, ekran başlarından hüsranla ayrılan izleyicileri bir özür ne kadar tatmin eder, anlamak mümkün değil...

02.09.2010

Bu yazı toplam 647 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim