• BIST 119.196
  • Altın 314,504
  • Dolar 6,0850
  • Euro 6,5650
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 2 °C

PARA VEREYİM GİT !

Onur USTAOĞLU

Yazıyı Meryem Coşkunca’nın sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

Günümüzde kullandığımız kendini akıllı sanan cihazları kablosuz olarak başka bir cihaza bağlamaya kalktığımızda kimi zaman “yanlış tanımlama” ibaresiyle karşılaşırız ve sorunu çözmek için iki cihazdan da var olan tanım bilgilerini siler tüm işlemleri tekrar yaparız. Yani bir birini yanlış tanıyan iki cihazı tekrar tanıştırırız.

Bazen düşünüyorum da elektronik cihazlar da olan bu yanlış tanımlama sorununun çözümünü keşke insan beyninde de uygulaya bilek. Mesela kafamız karışıkken bir şeyi yanlış algılayınca beynimizi kapatıp o konuyla ilgili tüm verileri silip. Doğru bir şekilde yeniden algılaya bilsek beynimize yanlış yerleştirdiğimiz algıları elektronik cihazlardaki gibi değiştire bilsek ne güzel olur en azından sorun dediğimiz birçok şey ortadan kalka.

Böyle başlayınca  “Onur niye böyle diyor?’ Diye merak ettiniz değil mi? tamam tamam sizi daha fazla merak ettirmeyeyim. Niye böyle başladığımı anlatayım. Yıllardır bu yazılarda yapmak istediğim bir şeyde insanların özel gereksinimi olan bireylere bakış açısını, beyinlerdeki yanlış algıyı değiştirmek. Çünkü birçok engel beyinlerdeki yanlış algıdan dolayı karşımıza çıkıyor.

İzninizle size bir soru soracağım “ Türkiye’deki engelli vakıfları ve dernekleri sizin için ne anlam taşıyor?” bu sorunun cevabını biraz düşünün! Anlattıklarımdan sonra tekrar soracağım. Geçtiğimiz hafta Bolu’da yeni kurulan “Bolu Fiziksel engelliler ve Gönüllüler Derneği başkan Sevgili Sezer Dizmen ile kısa bir sohbet etme ve tanışma fırsatım oldu.” Derneğin faaliyetlerini takip ediyordum ancak bu sohbet esnasında faaliyetlerle ilgili daha çok bilgi aldım.

Başkan Sezer ve dernekteki diğer yetkililer aynen benim yapmaya çalıştığım gibi insanlara bilgi vererek özel gereksinimi olan bireylere bakış açısını ve yanlış algıları düzeltmek için çalışıyor. İlk önce eğitim ve bilinçlenme diyorlar. Bu anlamda Başkan Sezer Dizmen bana bir olay anlattı. Yaptıkları empati çalışmaları sırasında bir Bolu’da ki bir alışveriş merkezine bir tekerlekli sandalye birde görme yetersizliği olan arkadaşlarımızın kullandığı bastondan koymuşlar.

Görevli arkadaşlarımız alışveriş merkezinde gezen insanlardan tekerlekli sandalyeyi oturup veya gözlerini bağlayarak bastonu kullanarak kısa bir süre gezmelerini istemişler. Ancak siz burada ne yapıyorsunuz? Diye kızan ve ben onları yapmayayım şu parayı al git diyen insanlar ile karşılaşmışlar. Halbuki dernek görevlilerinin amacı orada para toplamak değil insanları empati yapmalarını sağlamakmış. Maalesef bu güzel çalışmayı yaparken insanlardan aldıkları tepkiler hiçte hoş olmamış.

Şimdi sorumu yinelemek istiyorum. Soracağım “Türkiye’deki engelli vakıfları ve dernekleri sizin için ne anlam taşıyor?” ben size söyleyeyim insanlara vakıf ve dernek kavramlarını hep yanlış anlattığımız için bunlar oluyor. Çünkü ülkemizde çoğu dernek ve vakıf doğru yönetilmiyor bakın etrafınıza yemek düzenledim para, tur düzenledim para, buraya stant kurdum para, hep para, hep para. Tamam, kuruluşa para lazım ancak sizin işiniz devamlı insanlardan para toplamak değil ki,

Biraz kendi alanınızda faaliyetler yapın. İnsanları bilgilendirin. Zaten üyelerinizden aidat alıyorsunuz. İnsanlara hep para derseniz hiç bilgi vermezseniz, İşte böyle bilgi vermeye çalışanlar olunca sizin oluşturduğunuz yanlış algıdan dolayı insanların tepkisi “ Parayı vereyim git “ olur. o yüzden dernekler ve vakıflar insanların bu algısını değiştirmek için uğraşmalı, dernek ve vakıfların önceliği insanları eğitmek ve bilgi vermek olmalı hele hele engelli derneği yada vakfı ismi adı altında toplanan kurumların odak noktası hep empati ve bilgi olmalı, 

Çünkü ülkemizde özel gereksinimli insanlara yolda görünce hala ah vah diyerek yaklaşılıyor. Bu ülkede hala yasalarda bizlere engelli deniliyor. Devlet bile bize normal kimlik kartının yanı sıra birde Engelli kimlik kartı veriyor neymiş avantajlı olacakmışız inanın engelli kimlik kartlarının insanların sırtına engelli damgası vurmaktan başka bir işe yaradığı yok.

İşte bizim bu konularda bilgilenmeye ihtiyacımız var. Bunu da en güzel vakıf dernek gibi sivil toplum kuruluşları yapabilir. Tabi ilk önce doğru bakış açısıyla yönetilmeliler. İnsanların algısını değiştirmeliler. Eğer sivil toplum kuruluşları ile bu dediklerimi yapabilirsek yani insanları bir araya getirip ihtiyaç duyduğu bilgileri vere bilirsek engellerin ortadan kalktığını görürüz. Çünkü yaşadığımız toplum ne kadar bilinçli olursa insanlar o kadar özgür ve mutlu yaşar…

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Meryem Coşkunca – Bolu Olay Gündem gazetesi…

Bu yazı toplam 1373 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim