• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 6 °C

PARİS – İKLİM ANLAŞMASI VE KRİTİĞİ

Suat Tosun

 

Bu köşe yazısı; “ aynı gemide olmaklık” açısından her canlıyı ilgilendiren bir haber-yorum .

30 Kasım -12 Aralık  2015 tarihlerinde Paris’te  COP 21 –İklim Değişimi Müzakereleri yapıldı. Müzakerelere bizzat katılanların ve izleyenlerin ön sonuçlar hakkındaki görüşlerinden sizlere bazı özetleri paylaşacağım.

B.Milletler ve ev sahibi Fransa’nın basını; büyük bir başarı öyküsü olarak vurgu yaptıysa da bilim adamlarının bazıları, henüz endişelerinin gitmediğini belirtmekteler ve somut eylem takvimleri istemlerine rağmen ,hedefler şeklinde kararlar alındığını eleştirmekteler.

Müzakerelere 195 ülke temsilinin yanı sıra,10 bini  sivil toplumdan olmak, üzere 30 bin kişinin resmi bölüme kayıtlı olarak katıldığı açıklandı.

ANLAŞMADAN  GENEL KAZANIMLAR

-   Anlaşma KYOTO protokolünün sona ereceği 2020 yılından sonrası için yeni bir iklim rejimini düzenleyecek olan çerçeveyi sağlıyor.Kyoto ‘nun yerini alacak yeni bir anlaşma olarak Paris Anlaşması, çok önemli bir dönüm noktası sayılabilir  (A.Cem Gündoğan-Ethemcan Turhan, Ü.Şahin,İklim Postası)

-   COP21’de,KYOTO’dan farklı olarak maksimum sıcaklık hedefi konulması önemli.Küresel ısınmanın  mümkünse 1.5 santigrat derece de sınırlandırılması gerektiğinde uzlaşıldı.Ancak ısınma artışı bugün bile 1 dereceye ulaşmış durumda. Hatta 2015, en sıcak yıl ilan edilmiş durumda.Bu hedefin yukarıdan dayatılan bir azaltım hedefinden ziyade ; ülkelerin kendi belirledikleri İNDC (Ulusal olarak iklim değişimine amaçlanılan katkı miktarı) ulusal katkı beyanlarıyla katıldıkları bir anlaşma olması önemli  (Ümit Şahin,İstanbul Politikalar Merkezi.IPM).

-   Çin ve ABD.’nin bu anlaşmada daha istekli ve anahtar rol oynadığı görülmüştür   (The Free Ency.Wikipedia)

-   Bu müzakerelerde ilk defa  “İKLİM ADALETİ” ve”TABİAT ANA” gibi terimlerden söz edilmesi,iklim değişikliğinin sadece teknik değil, siyasi-sosyal bir mesele olduğunu da hatırlatması açısından önemliydi. Sivil Topluma göre; Paris Anlaşması,”İKLİM ADALETİ TARİHİ” nin başlangıcıdır  (Pınar Başer.IPM).

-   COP21 ‘in koalisyonlar ve ittifaklarla anılacağına şüphe yok denilmektedir.Yerel yönetimler ve kentlerin iklim eylemlerini destekleyen “AB Başkanlar Anlaşması “ ve bölgeler ötesine taşınan” Küresel Başkanlar İttifakı” kuruluşu bunların önemlileridir  (Semra Cerit,Mar.Üni.).

-    Paris Anlaşması, bu kez salt gelişmiş ülkeler değil, 195 ülkenin yer aldığı evrensel bir iklim rejimi yaratıyor.Göçlerin fazlalaşması iklim değişikliğini daha somut hale döndüğünü gösterdi. .Güneydoğu Pasifik Adalarından COP21’e gelen Ursula Rakora, etkileyici bir konuşmayla ayakta alkışlanmıştır. Sözlerine :“Dünya bize ait değil ,biz Dünya ya aitiz” diye başlayan  Rakova;  yaşadıkları adalarda araba bile kullanmadıklarını ve küçük bir topluluk olarak ,iklim değişikliklerini kendilerinin yaratmadıklarını fakat iklim değişikliği sonuçlarından yüksek derecede etkilendiklerini  söyledi.Yaşadıkları adalardaki deniz seviyesinin 1.5 metre yükseldiğini ve bundan dolayı göçetmek zorunda kaldıklarını belirtti  (Beyza Sarıkoç,Mar.Üni.).

-  Yine,  Suriye’de, 2006 yılı sonrası yaşanan iklim değişikliğine bağlı kuraklıklar nedeniyle yaklaşık 1.5 milyon insanın kırsaldan şehirlere göç etmek zorunda kaldı.Ortaya çıkan sosyal kırılganlığın siyasi  çatışmayı tetikleyen nedenlerden biri olduğunu gösteren akademik çalışmalar var  (Barış Karapınar.Tema Gen.Müd.,İklim Postası).Bu açıdan düşünülürse ,Suriye sorununun temelinde salt İslami mezhepçilik değil ,iklimin etkin rolü de dikkate değer bulunmalıdır .

TÜRKİYE  AÇISINDAN  KRİTİKLER

Türkiye, Paris’e 149 kişilik çok güçlü bir kadroyla (en kalabalık 27. delegasyon) katıldı.Cumhurbaşkanı,Dışişleri Bakanı,Çevre Şehircilik Bakanı müzakerelerde yer aldılar.Türkiye  temel pozisyonunda fazla değişiklik yapmadan,sera gazı azaltımı adına düşük hedeflerle katıldı.Ve   2020’ deki 26.Taraflar  Toplantısına” COP 26”ya ev sahipliği yapmak istediğini belirtti  (Ethemcan Turhan,IPM.).

-     Türkiye Baş Müzakerecisi Prof.Dr.M.Emin Birpınar, Türkiyenin iklim müzakerelerinde üç kırmızı çizgisi olduğunu belirtti.Birincisi ve en önemlisinin,1992 yılında Türkiye,AB ile aynı sınıfta yer almış ve diğer ülkelere finans yardımı yapacak ülke sınıfına sokulmuştu. Ancak 2010’da finans sağlama yükümlülüğü kaldırılmıştı.Bu görüşmelerde ülkemizin bu statüden çıkarıldığını ifade etmiştir.İkincisi; “Eylül 2015 ‘te verdiğimiz gönüllü azaltım katkısı dışında bizden bir şey istemeyin “söyleminin kabul ettirilmesi olmuştur.Üçüncüsü  ise;” emisyon azaltım potansiyelimiz çok yüksek ,bize para verin, çok daha iyi işler yapalım “savımızın sunulmasıydı.Kırmızı çizgilerin ilk ikisinin tam olarak anlaşmaya girmesi sağlandı.Üçüncüsü için Başkan Fabius, 2016’da gayret göstereceğine dair söz verdi (M.Emin Birpınar, Milliyet Gaz.).

-      REDD + programıyla para almadan önce emisyonları azaltma,orman koruma program larını kanıtlamak için ülkelerin göstereceği performans mekanizması da önem taşımaktadır (Nancy Harris, Le Monde).

-     Karbonsuzlaşma anlaşma metnine girmedi. Meşhur iklim araştırmacısı James Hansen,daha oturaklı bir mekanizma ile iklimin geleceğinin karbonun fiyatlandırılmasına bağlı olduğunu ve yine bu konuda da “adalet sorunu”yaşanacağını vurgulamaktadır  (Menekşe Kızıldere).

Sonuç olarak; COP21’in kazanımları yanısıra, bağlayıcı olmayan taahhütler, uygulama mekanizmalarının eksikliğiyle  konuşulmaktadır.Baskı unsuru olarak bir  “isim ve utanç” sistemi devreye girecektir.Özetle,TEMA’dan Genel Müdür Karapınar’ın söylediği gibi;  iklim değişikliği ile mücadele fonlarının nereden nereye akacağı, vergilerin nasıl bir mekanizmaya dönüşeceği konusunda kafalar karışık…

Sağlıcakla kalınız.

   

Bu yazı toplam 2163 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim