• BIST 108.052
  • Altın 143,033
  • Dolar 3,5299
  • Euro 4,1310
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 26 °C

PATRON KİM?

N. Gürkan Yetkin

Bazı zamanlar vardır!

Siz farkında olsanız da olmasanız da bir tarihe şahit olursunuz! Gelecek öngörüsü yapabilmek için akıl ve daha önemlisi zeka gerekir! Bu öngörüye sahip olanlar, kötü talihi veya kötü tarihi değiştirebilme adına kılıçlarını çekerler!

Tek başına, bir kaderi değiştirebilme gayretini, her şeye ve herkese karşı gösterebilme, bambaşka bir yürek işidir! Bunun için gerçekten inandığın davaya aşık olman gerekir! Sadece gerçek bir aşık, sevdası uğruna tüm korkularından arınır! Bir çoğumuzun en büyük korkusu olan ölüm korkusu dahil!

Bazı zamanlar vardır!

Yaşananları tüm çıplaklığı ile görür ve şahit olursunuz! Bu öyle garip bir şahitlik olur ki, bir hakim karşısına çıkıp bildiklerinizi anlatamazsınız! O olay, orada yaşanmış ve orada bitmiştir! Eğer orası kapalı bir mekan ise, o mekandan hafızanızı dahi geride bırakıp, adeta çıplak çıkarsınız! Şahit olduklarınızı anlatmak yıllar yıllar alacaktır!

Bazı zamanlar vardır!

İyi ile kötünün hayatın var oluşundan beri devam eden mücadelesini, net bir şekilde izleme fırsatınız olur! As oyuncu değil, bir figüransınızdır! Konuşma veya her hangi bir repliğiniz yoktur! Sadece sahne kalabalık olsun diye oradasınızdır! Orada olmanız aslında bir garip kaderdir de! Sizi, gelecekte, as oyuncu olabilme başarısını gösterdiğinizde, sahne performansınızı belirleyecek bir hayat tecrübesidir! Bir saniye değil, bir salise sürede karar vermek zorunda kaldığınızda, en doğru kararı verebilme iradesine sahip olmanız gerektiğini öğrenirsiniz! Bir tenis maçı izler gibi, gözlerinizle birlikte kafanızda, bir sağa bir sola döner, durur! Kim mert? Kim namert? Öğrenirsiniz! Başkasının ağzından konuşanların ses tonundaki titreme dikkatinizi çeker!

Bazı zamanlar vardır!

Başrol oyuncusu son anda sahneye çıkamayacağını bildirir! Alelacele bir figüran bulunur! Sufle ile sahneye çıkarılır! Sonuç doğal olarak hüsran olur! Her ne kadar gelen her sufleyi tekrar etse de vücut, oyunu reddeder! O oyunun adamı olmadığı, sahne de açık bir şekilde belli olur! Sahne biter! Perde kapanır! Oynanan en muhteşem oyun dahi olsa sonuç, hüsrandır!

“Ben istemedim! Beni sahneye bunlar attılar!” demek o figüranın kötü oyunculuğunu seyirci gözünde affettirmez! Yıllar geçse dahi, o figüran, o kötü oyun nedeniyle asla as oyuncu olamaz!

Sahneye bilmediğiniz veyahut taşıyamayacağınız bir rolü oynamak için bir gazla çıkarsanız,elbette ağlayarak da inersiniz!

Bazı zamanlar vardır!

Koca bir şirketin kapısından içeri girersiniz! Kapıdan ne kimlikle girdiğiniz kiminle görüşebileceğinizi belirler! Ya bir kapıcı yada bir bilmem ne müdürü ile görüşebilirsiniz ancak!

Bilirsiniz!

Bu koca şirketin en tepesinde bir patron vardır! Her ne kadar siz, o patronla görüşebilmek için yırtınsanız da; en alt katta kalmışsanız, o kadar yüksekten patronun sizi görmesi mümkün olmayabilir!

Siz patron ile görüşmek istersiniz!

Bilirsiniz!

Karar dediğiniz son söz patronun ağzından çıkar! Patron sözü kanundur! Tartışmaya dahi açık değildir!

“Patron!”on beş gün önceden nihai kararını vermiştir! Daha oynanmamış maçın skoru, on beş gün önceden belirlenmiştir! Senaryo çoktan hazırlanmış, oyuncular repliklerini çoktan ezberlemiştir! Seyircinin bu durumdan haberi bile yoktur! Umurunda da değildir!

Malum kırmızı düğmeye basılmış ok yaydan çoktan çıkmıştır! On beş gün öncesinden Kimin ne olacağı ve kimin ne olmayacağı “patron” tarafından belirlenmiştir! Bu durumu bir şekilde gelişen olaylar sayesinde önceden sezersiniz! Avını kollayan bir yırtıcıyı ve az bir süre sonra avlanacak olan mazlumu sonucunu bile bile izlersiniz!

Oyun günü geldiğinde patron, seyirciler arasına geçmiş, gerilerden yazdığı senaryoyu ve oyuncuların performansını izlemeye koyulmuştur!

Yüzünde gülücükler vardır!

Yazdığı senaryonun aynen ve tam istediği gibi oynanmasının verdiği mutluluk yüzünden okunur!

Etrafa bakar! Oyunu izlemeye gelenlere ve “oyuna gelenlere”!

Yine ve yeniden, kendi kendine içinden söylenir!

“Ben neymişim be abi?”

Tarihi değiştirmeye bayılanların sonlarının ne olduğunu bilmeden, kendisini bekleyen yalnızlığın farkında olmadan, yalancı kalabalıkla ve şakşakçılarla, garip bir keyif sürer!
Aynı salonda bir an garip bir his kaplar içinizi! O garip zaman aralığında bazıları ile göz göze ve yan yana gelirsiniz!

İşte o anda anlarsınız!

Yalnız değilsiniz!

Aynı anda sizin gibi aynı konuları düşünenler vardır!

Aynı sizin gibi beklemekte olanlar!

Gözlerinizle selamlaşır! Gözlerinizle ant içersiniz!

Zamanı geldiğinde!...

02.06.2011

 


Bu yazı toplam 1274 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim