• BIST 106.736
  • Altın 141,343
  • Dolar 3,5258
  • Euro 4,1060
  • Bolu 22 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 28 °C

PEMBE TABLO İLE TAKDİM EDİLEN EKONOMİNİN TABLOSUNUN RENGİ MORARIYOR..

Mustafa Öz

Cumhuriyetin ilk on yılını yani ATATÜRK dönemini saymazsak, Türk ekonomisi basiretsiz yöneticiler yüzünden içinden çıkılamaz hale getirilmiştir. Osmanlı’nın içine düştüğü borç çıkmazı, sonunda emperyalistlerin bizi yok etme isteklerine karşı verdiğimiz KURTULUŞ SAVAŞI’NDAKİ kazanımlarımız zaman içinde birer birer kaybedilerek, ülke yine borç sarmalı ile kuşatılarak siyaseten de aynı çevrelerin kucağına itilmiştir. Türk ekonomisi zaman zaman 70 CENTE muhtaç hale getirilmiştir. Ülkenin 45-50 yılına ENFLASYONİST POLİTİKACILARLA yön verilmiş. Uluslararası para fonu (İMF) ve Dünya Bankası ile çalışmayan hükümet ve siyasetçi kalmamıştır. İktidara gelmeden atıp tutanlar, milli ekonomi modeli vaaz edenler, iktidara gelince söylediklerini unutup yine İMF Dünya Bankası, dolayısıyla ULUSLARARASI ŞİRKETLERİ GÜDÜMÜNDE KONTROLÜNDE çalışmaya devam etmişlerdir. Bu ülke Demirelli dönemde 70 CENTE muhtaç hale getirildi. ÖZAL döneminde banker krizi ve alınan kredilerle sahte bir CENNET YARATILDI. Yılmaz ve Tansu dönemlerinde sahte cennet banka hortumlama, devletin içinin boşaltılması ve yurt dışı hesaplarla (OFF-SOR) tekrar cehenneme döndü. Ecevit koalisyonunda sahte siyasi krizlerle uluslararası sermayenin ve İMF ile Dünya Bankası’nın esiri hale getirildi. Siyaseti de şekillendirmek isteyen çevreler, başta ABD ve AB ülkeleri yerli holdingler olmak üzere AK Parti’yi oluşturdular. Ak Parti, yeni bir sayfa ile işe başlayacaktı, İMF’yi ve Dünya Bankası’nı ülkeden gönderecek, ülkeyi kendi ayakları üzerinde dikilttirecekti. Önce ülkeyi hortumlayan güçleri borçları yapılandırıldı ve kesin desteklere alındı. Sonra kovulacak olan İMF ve Dünya Bankası ipine sıkıca sarılıp yeni STAN-BAY anlaşmaları yapıldı. Her anlaşma yeni siyasi talep içeriyordu. 57. Ecevit hükümetinin politikalarını Erdoğan hükümeti aynen devraldı. Onun bıraktığı borç 199 milyar dolar, bugünkü ise 378 milyar dolar. O günkü cari açık 12 milyar dolar, bugünkü ise en az 35 milyar veya 50 milyar dolar olarak ön görülüyor.

EKONOMİK PEMBELİĞİNİ KAYBEDİYOR

Uluslararası çevrelere yerli holding ve çıkar çevrelerine medyaya rağmen mızrak çuvala sığmıyor. Ülkede işsizlik çığ gibi büyümeye devam ediyor. Gelir dağılımındaki bozukluk artmaya devam ediyor. Hükümetin güvendiği AB’nin yayınladığı rapora göre, ülkede yolsuzluk oranında artış var. Bir dolar geliri olanlar 2000 yılında %2 iken, 2003 yılında %3.4 oranına ulaşarak fakirlerin sayısı 1.4 artmış, hemd e 3 yıl içinde iki dolar geliri olanlar 2000 yılında %10, yani 7 milyon 300 bin kişi iken, 13 milyon 650 bine çıkmıştır. Bir başka ifade ile Türkiye köy nüfusunun %22’si, şehir nüfusunun da % 34.5 kişisi yoksulluk sınırı altında yaşamaktadır. Türkiye dünyadaki 180 ülke arasında gelir dağılımındaki bozukluk sıralamasında 34. sıradadır. Milli gelirin %80’i 5 milyon kişinin elindedir. Hükümet zengini zengin yapmaya devam etmiştir. Zengine teşvik, borç yapılandırma, kayıt dışı kalma kıyağı uygulanırken, ücretlinin reel gelirini arttıracak bir uygulama yapılmamış. Aksine SOSYAL GÜVENLİK yasası ile kazanılmış hakları elinden alınmak istenmiştir.

SICAK PARA EKONOMİSİ

Türkiye’de borsa, döviz, altın gibi yatırım araçları ile devlet tahvilinden ciddi ölçülerde para kazanmak isteyen çevreler, 40-50 milyar dolar sıcak parayı ülkeye soktular. Borsanın %30 hissesi sadece SİTİBANK’ın elinde ise, gerisini siz düşünün. Şuan özelleştirilecek ciddi bir ekonomik değerimiz kalmadı. İMF ile beklenen anlaşma sağlanamadı. Irak, peşinden İran krizi. ABD ve AB ülkelerinin faiz artırımı beklentisi petrolün Amerika eliyle fiyatlanması, Nisan ayı enflasyonun her türlü perdelemeye rağmen yüksek çıkması; ocak, şubat, mart ve nisan CARİ açığının geçen yıla göre %22.7 artış göstermesi, hükümetin iç ve dış siyasetteki gel-gitli politikalarının doğurduğu güvensizlik sonucu SİYASİ İSTİKRAR BÜYÜSÜ bozulmuştur. Bu şapka bu keli kapatamıyor. Ülkenin geleceği İPOTEK altına alınmıştır. Bu hükümet fakiri daha fakir zengini daha zengin yapmış. Milletin uzun yıllarda edindiği ekonomik müesseseleri yok pahasına satarak elden çıkarmış, artık satacağı bir şey kalmamıştır. Bir haftada %14 fiili devalüasyon yapılmıştır. Ekonominin bozulması maalesef yoksulu daha yoksul yapacaktır. Zengin ve fırsatçıları ise daha zenginleştirecektir. Milletimiz her türlü perdelemeye rağmen başına örülen çorabı görmeye başlamıştır. Evet, millet uyanıyor. Ama muhalefet henüz millete sahip olacak tarzda bir uyanış içinde değil. Bulanık suda balık avlamak isteyenlere milletin geleceği için fırsat verilmemeli. Uyanış devam etmeli. Sessiz çoğunluğa sahip çıkılmalıdır.

19.05.2006

Bu yazı toplam 353 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim