• BIST 81.901
  • Altın 146,149
  • Dolar 3,7772
  • Euro 4,0057
  • Bolu 7 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C

Pes artık!

N. Gürkan Yetkin

Zaman zaman öyle olaylarla karşılaşırız ki, “Pes artık!” diyerek hayret ederiz. Bunun dışında ata sporumuz olan güreşte, rakibimiz bizi iyice köşeye sıkıştırdığında, canımız iyice yanmaya başladığı anda, yenilgiyi kabul eder “Pes artık!” diyerek, minderden ayrılırız.

Adil hakemler önünde girdiği her güreşte yenildiği halde, her yenilgi sonrası “Bu şarkı burada bitmez!” diyerek hala rakiplerine meydan okuyan “Kof” güreşçi, günün birinde rakipleri başkalarınca elendiği için hükmen galip sayılırsa ne olur?

İşte bu gün bu sorunun cevabını görmekteyiz!

Bir parti bünyesinde, kısa bir süre de olsa beraber çalıştığımız bir arkadaş, (kısa beraberliğimizin sebebi arkadaşımızın bazı olaylara küsüp kendini nadasa bırakması, çalışmalara iştirak etmemesinden kaynaklanmaktadır.) Ankara'daki yüksek mevkilerdeki dostları sayesinde, baş köşeye kurulunca, ”Siz misiniz, zamanında bana her fırsatta taş koyanlar?” diyerek, eline aldığı kör testere ile başladı milleti doğramaya.

Bu kırımdan nasibini alan bir kişi olarak, gururlu her insanın yapması gerektiği gibi, istenilmediğim yerde tutunmaya çalışmak yerine, efendice ayrılıp kendimi yolumu çizmeye çalışırken, siyasi anlamda daha ağzımı dahi açmamış olduğum halde, koskoca iktidar partisinin koskoca il başkanına “Pes artık!” dedirtebildim ise, açıkça bunu iltifat kabul eder, ”Ben neymişim be abi!” bile derim!

El insaf!

Daha konuşmaya dahi başlamamışken, bu kadar yılgınlık ne diye? Ben hiçbir zaman “Ben varsam parti var! Yoksam parti yok!” gibi bir söylemde, bunu ima edecek bir hareket içersinde de olmadım. ”Sizi en çok etkileyen adam kimdir?” sorusuna “Necmettin Erbakan” cevabı verebilen, malum gömleğini çıkaramamış, garip bir dışlama çabası ile kendini tatmin eden bir kişinin ve ekibinin yaptıklarını doğru bulmadığım için, bu ekip çatısı altında yer almak istemedim.

Ardından gelişen olaylarda ne kadar doğru bir karar aldığımı ispat etti. İş yerimin akşam vakti, görev adamlarınca basılması, müşterilerime “bu adamla çalışırsanız sıkıntı yaşarsınız!” tehditleri vs.vs.

Yaşadığım sıkıntıları gören ve aynı kaderi yaşayan diğer arkadaşlar, korkudan partiden istifa dahi edemediler! (Dilekçelerini ben yazıverdiğim için biliyorum).

Asıl sıkıntı şu dur:

Bu arkadaşlar için yalan söylemek, doğruyu söylememekle aynı anlama gelmiyor!

Örneğin,”Başka bir inşaat firması ile ortak olduğunuz söyleniyor. Bu konuda ne diyorsunuz?” sorusuna, ”Böyle bir şey yok!” cevabı alıyorsunuz. Çünkü arkadaşımız o firmanın resmi ortağı değil.

Doğal olarak ortak değilim dediği zaman yalan söylememiş oluyor. Soruyu daha da genişleterek sorarsanız, kıvırma ne derecede olursa olsun işin aslını öğrenebilirsiniz!

Bir diğer arkadaşa soruyorsunuz, ”Ortağı olduğunuz firma ……Kurumun araçlarını sigorta yapmış, bu konudaki iddialara ne diyorsunuz?” sorusuna, ”ben…….. kurumun araçlarını sigorta falan yapmadım!” cevabını alıyorsunuz. Ancak sigortalama işlemini yapan, adamın elemanları olduğu için ve kendisi bizzat sigorta poliçesini kesmediği için, ”ben……..kurumun araçlarını sigorta falan yapmadım!” dediğinde kendince yalan söylememiş oluyor. Ancak doğruyu da söylememiş oluyor!

Seçimler esnasında sıralama konusunda kendilerine sorulan sorulara, Sıralamanın Genel Merkezce değiştirildiği cevabı veriliyor. Ancak Genel Merkeze değişiklik talebinin kendilerince iletildiği doğal olarak soruyu sorana söylenmiyor. Böylece yalan söylenmemiş ancak doğru da söylenmemiş oluyor.

Bolu'dan başka bir ile tayini çıkartılan bürokrata, gözlerinin içine baka baka “Sizi biz göndermedik!” deniliyor. Gönderme talebinin kendilerince, ilgili yetkiliye bildirildiği söylenmiyor. Eylemi gerçekleştiren ilgili yetkili olduğu için “Sizi biz göndermedik!" Sözü yalan sayılmıyor. Ancak işin derinine inildiğinde doğru da söylenmiş olunmuyor.

Sözün özü, bu mantalitedeki arkadaşlar, ”takiye“ alışkanlıklarını bir türlü bırakamıyor. Niyet ile eylem farkı, birbiri ile çatışsa da, işi pişkinlik derecesinde çarptırmak bu arkadaşlar için zor olmuyor.

Peki ya yalan sayılmayan, ancak doğru da olmayan sözlerden dolayı halkımız kandırılmış sayılmıyor mu?

Birbirinden zeki, yılların tecrübeli gazetecilerinin sorularını, gözlerinin içine baka baka bu şekilde yanıtlayıp, mutlu ve huzurlu bir biçimde karşılarından ayrılabilen, Şark Kurnazı olmayan, bu yetenekli ve dürüst siyasetçileri Allah başımızdan eksik etmesin!

Bir de Şark Kurnazı olsalardı, düşünebiliyor musunuz halimizi?

Kim doğru, kim yalan söylüyor bu kadar birbirine karıştığı ortamda, vatandaş kime ve neye inanacak doğrusu asıl merak ettiğim soru?

Doğru söylememeyi hala yalan olarak kabul eden halk bir yanda, söylediği sözü kendi çerçevesinde doğru kabul eden siyasetçi bir yanda!

İşin içine bir de, tüm inananların inandığı değerler girdiğinde çıkmazın boyutu daha da derinleşiyor.

“Müslüman kul hakkını gözetir!” Müslüman'ın bunu yapması farzdır. Bu tartışmasız bir konu. İyi de bu “Deniz Feneri” ve geçtiğimiz Kurban Bayramı'nda yaşadığımız “Vekaleten Kurban” fiyaskoları neyin nesi?

Bu kadar hileye, kandırmacaya, eminim şeytan bile şapka çıkartıyordur bunca ilmine rağmen!

Başta belirttiğim gibi, daha ağzımı bile açmadan “Pes artık!” diyenler, sorulacak soruların nasıl ve ne şekilde sorulacağını gayet iyi bilen bir kişi olarak, sorular sormaya başladığımda ne diyecekler

Şimdilerde onu merak etmeye başladım .

Bülent Ortaçgil'in şarkısında buluyorum kendimi

Olmalı mı olmamalı mı

Yoksa hiç değişmemeli mi

Ama ben değişmezsem, ben olamam ki

Görmeli mi görmemeli mi

Yoksa hiç bakınmamalı mı

Ama ben bakınmazsam, hiç göremem ki

Sevmeli mi sevmemeli mi

Yoksa hiç beğenmemeli mi

Ama ben beğenmezsem, hiç konuşmam ki

Bilmeli mi bilmemeli mi

Yoksa hiç öğrenmemeli mi

Ama ben öğrenmezsem, hiç olamam ki

Olmalı mı olmamalı mı

Yoksa hiç değişmemeli mi

Ama ben değişmezsem, ben olamam ki.

Saygılarımla!

(Bir kamyon kasası arkasındaki yazı)

Çankırı Çerkeş,

Bırak bu işleri kardeş!)

11.03.2010


Bu yazı toplam 933 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim