eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • Bolu 19 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 20 °C

Polise dikkat

Hasan Dinç

Bu yazının başlığı “FRUKO” olarak düşünülmüştü. Fruko, 1960'lı yıllarda yurt genelinde tüketimi yapılan bir gazoz adıdır. O günlerde gazozların kapağı, bugün olduğu gibi plastik ve vidalı değil, metalden yapılmış, özel anahtarla açılıyordu. 27 Mayıs ihtilalinden önce, bilhassa Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerde öğrenci hareketlerini ve muhalif unsurları sindirmek amacıyla kullanılan polislere bir grup tarafından bu isim verilmişti ve polis teşkilatının onurunu küçültmek amacıyla kullanılıyordu. Bu benzetme genelde polislerin o dönemde giydikleri çelik kasktan kaynaklanıyor ve görüntü frukoyu andırıyordu. Ancak, devletimizin iç güvenlik ve asayişini korumakla görevli bu teşkilatın son uygulamalarıyla hak etmesine rağmen, yazı başlığında “FRUKO” ismini kullanmayı içime sindiremedim.

27 Mayıs ihtilalini takip eden dönemlerde polis teşkilatımız, toplumun kendileri üzerindeki kötü kanaatleri silebilmek ve kendilerini asker gibi halkın sevdiği, güven duyduğu bir kurum haline getirebilmek için yoğun gayretler gösterdi. Bu gayretlerin olumlu sonuçlar vermeye başladığı 1980'li yılların hemen öncelerinde ise teşkilat, günün siyasi kutuplaşmalarından etkilenerek ikiye bölünmüş, daha da az güven duyulan bir duruma gelmişti. Polis teşkilatı sanki devletin değil, toplum içindeki uzantılarının telkinleriyle hareket ediyor, karşı düşüncede olanlara çok, ama çok acımasız davranıyordu. Karakollara götürülen vatandaşların akıbetleri yakınları tarafından endişe ile izleniyor, zaman zaman da korkulan durumlarla karşı karşıya geliniyordu.

12 Eylül döneminden sonra halkın vicdanında derin yaralar açan polis uygulamaları, maalesef bu teşkilatı halk nezdinde daha da güvenilmez bir hale düşürdü. Karakollardaki ölçüsüz dayak, dayanılmaz işkence, çekilmez zulüm ve karşılanamaz rüşvet iddiaları halkı teşkilata karşı daha da mesafeli hale getirdi. İhtilalin etkisini azaltıp normalleşme dönemlerine girildiği andan itibaren, bu teşkilat yeniden kendisine çeki düzen vermeye, sarsılan imajını düzeltmeye başladı. Bu süre içinde karakolların şeffaf hale getirileceği siyasi liderlerin seçim malzemesi bile oldu.

Polis teşkilatımız sevilen ve güven duyulan bir hale geldiği yakın dönemlere kadar yeni bir hastalığa daha yakalandığı kanaati yaygınlık kazanmaya başladı. Bir inanç gurubunun teşkilat içinde ve bilhassa yönetim kademelerinde ağırlığını hissettirmesi, AKP iktidarıyla bu gurubun teşkilata tamamen egemen olduğu kanaatini uygulamalarıyla perçinleştirdi.

Polis teşkilatımız artık devletin iç güvenlik gücü gibi kullanılmaktan çıktığı, iktidarın gücünü ve ağırlığını muhalif unsurlar üzerinde şiddetle hissettirdiği bir baskı unsuru, güç olarak kullanılmaya başlandı. Teröristin, bölücünün, mal mülk düşmanı yakıcı, yıkıcı eşkıyanın ve rejim düşmanı bütün unsurlar karşısında uysal koyun olan bu teşkilat; muhalif unsurların ve hak arayıcıların karşısında yırtıcı aslan kesilmektedir. Bilhassa son günlerde şehit yakınlarına, onların geride bıraktıkları gözü yaşlı ve gönlü kırık yakınlarına karşı bu teşkilatın acımasız ve toplum vicdanında kabulü mümkün olmayan davranışları, eski yaraların tekrar kanamasına sebep olmuştur.

Son dönemde başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerimizde meydana gelen ve mala yönelik yakma ve kundaklama olaylarının faillerinden biri bile yakalanamaz iken, halk canından bezmiş görünmektedir. Geçtiğimiz hafta ülkemizin bir bölümü sanki bölücülerin istilasına uğramış gibi bayraklarımız indirilir ve bölücü paçavralarla egemenlik ilan edilirken, polis teşkilatımızın durumu seyretmesi ve bu olayları telin eden milli unsurlara karşı acımasız tavrı, hele de şehit ailelerine karşı gösterdikleri kabalık kabul edilebilir olmaktan çıkmıştır.

Geçtiğimiz hafta içinde Kayseri Emniyet Müdür Yardımcısının şehit ailelerinin valiyi ziyaret etmelerine engel olmak için takındığı tavır, Kahramanmaraş'ta stada Türk bayraklı seyircilerin kabul edilmemesi, Erzurum'da PKK olaylarını telin etmek isteyen lise öğrencilerine karşı polislerin gösterdiği kaba ve acımasız tutum, Adana, Osmaniye ve Konya'dan sonra Ankara'da şehit ailelerinin TBMM'ne Türk bayraklarıyla girişine izin verilmeyişi bardağı taşıran damlalar olmuştur. En son Denizli'de Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına katılmak isteyen ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ üyelerine izin verilmemesi ve üyelerce ısrarın sürdürülmesi üzerine polislerin uyguladığı şiddet asla kabul görmemektedir. Ayrıca polisimizin halk nezdindeki var olan küçücük itibarını da sıfırlamaktadır. Bu olayları televizyon kanallarında seyrederken halkın alenen polisler için “Bunlar Yunan askeri mi” dediğini duymak beni derinden etkilemiştir. Demek ki halk polisin tavrını o kadar kaba ve haşin buluyor ki, o nedenle “Yunan askerine” benzetebiliyor.

Emniyet lafla değil gerçekten devletin olmalıdır. Hükümetin gölgesi altında kalan ve muhalefete oldukça haşin, hatta zorbaca davranan ve bu davranışları alışkanlık haline getirerek olağan görmeye başlamış bir polis teşkilatına duyulan güvenin bitme noktasına geldiğini öncelikle bu teşkilatın şefleri görmeli ve tedbir almalıdır. Kendilerine bazı gazete köşelerine konmuş baykuşların övgü dizmeleri onları aldatmasın. Halkın arasına girmeli ve halkın düşüncesine mutlaka kulak vermeleri gerekir. Bütün yıpratma gayretlerine, yalan ve iftiraya rağmen halkımızın ordumuza duyduğu güveni bir kez daha yurdun dört bir köşesindeki CUMHURİYET BAYRAMI kutlamalarında gördük. Ordumuzun iktidardan kaynaklanan yıpratmalar karşı takındığı bu vakur tavrı, hala dostlarımıza güven, düşmanlarımıza endişe kaynağı olmaya devam etmektedir. Polis teşkilatımızın da ordumuzu örnek alarak kendisine çeki düzen vermesini diliyorum. Bu ihtiyacı da en fazla teşkilatın şefleri hissetmelidir.

İktidara dayanarak yükselmeye çalışanların, iktidarla düştükleri çok olmuştur. Hizmette yükselmenin yolu devlete ve millete dayanmaktır.

03.11.2009

Bu yazı toplam 1164 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim