• BIST 1.408
  • Altın 461,090
  • Dolar 8,0625
  • Euro 9,6585
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 15 °C

POLİTİKA

İlhami Candemir

                     Sayın okuyucular, bu günkü yazımın başlığı POLİTİKA ,konusu ise SİYASET.  POLİTİKANIN   anlamı (kısaca) “yol-yöntem”dir. SİYASETİN ise değişik anlamları vardır, bunlardan birisi de  “amaçlanan HEDEFTİR.”. Yani ikisi  AYNI  olmayıp AYRIDIRLAR  ama kardeş kelimelerdir. Büyük kardeş olan Politika küçük kardeş  olan siyasetin pusulasıdır, yön verir,yol gösterir.  Yukarıda politikanın yol-yöntem olduğunu vurguladık. Bunu şöyle izah edebiliriz; Gerçek ve tüzel kişilerin ileride (atide) oluşmasını arzuladıkları yaşam biçimlerini kapsayan hayalleri  vardır. İşte bu hayallerin gerçekleştirilmesi için ortaya konulan “fikirler topluluğu” bir politikadır. Biraz daha açık anlatabilmek için bazı örneklerden yararlanalım; Örneğin Çocuklar Duymasın” dizisinde Havuç(evin oğlu) babasına bir araba aldırmak için önce, “babacığım sen babaların en iyisisin,iyi ki senin oğlun olmuşum” gibi cümlelerle babasını efsunlamaya başlıyor, ardından baba Haluk’un “ne istiyorsun söyle bakalım ” dediğinde Havuç’un yaptığı nedir? babasına araba aldırabilmek için uyguladığı yol-yöntemdir yani POLİTİKADIR.  Buna bazı durumlarda - argo tabiri ile- yağcılık da denilebilir. Bu yağcılığa özellikle siyaset arenasında çok sık rastlıyoruz ve ne yazık ki bu yağcılar muktedirler tarafından omuzlarda gezdiriliyor. Neyse geçelim. Bu HAVUÇ örneğini yeterli görmedim, bir örnek daha vermek istiyorum. Politika faizi; Bilindiği gibi MB. bankalara  ihtiyaçları olduğunda faizle para verirken(para aktarırken)  enflasyon ve ekonomik dengeleri  göz önünde bulundurarak bir FAİZ belirler  ki burada yapılan iş  bir  POLİTİKADIR. Bu politika  sonucu  ortaya çıkan faize kısaca politika faizi deniliyor.(Geceliğine ise repo deniliyor). Bu HAVUÇ ve politika faizi örneklerinin  POLİTİKANIN ne olduğunu anlatabilmek için yeterli olduğu kanısındayım. Devam edelim;

Gelelim SİYASETE; Yukarıda siyasetin bir amaç(hedef) olduğunu söylemiştim.Havuç’un amacı ne idi(siyaseti ne idi) araba aldırabilmek.MB.amacı ne idi,ekonominin dengelerini korumak.Ancak bu böyle ama  tabii ki siyaset denilince ilk akla gelen siyasi partilerdir. Konuyu çok detaylandırırsam yazımın fazla  uzun olacağı  cihetle gazetede şagil (işgalci)durumuna düşeceğimden –izninizle- konuyu siyasi partilerle sınırlı olarak ele alacağım. Siyasi partilerin amaçları nedir diyecek olursak  birinci AMAÇ iktidar(muktedir)olabilmek, muktedir olduktan sonra geriye kalan AMAÇLARI ise ZAHİRDE (görünürde) programlarındaki,  devletin bekası,milletin refahı gibi süslü sözlerdir, GERÇEKTE ise KÖŞE DÖNMEDİR.Yani  kendilerini, yağcılar ile  yandaşlarını  zengin  etmektir.Ne yazık ki  o arenada – bu gerçek amaca ulaşmak için- sanki her şey MUBAH. İftira,karalama,hakaret, küfür, kul hakkı yeme, din ile aldatma,devleti soyup soğana çevirme, saraylarda lüks hayat yaşama,şatafat denizinde kulaç atma , vs-vs.

                         Sayın okuyucular, eyyyyy yazar sen bu görüş ve tespitlerinde kimleri veya hangi siyasi partileri kast ediyorsun diyenleriniz olabilir diye düşündüğümden el cevap ,1950  den bu yana, yani “demokrasiye geçildiğinden bu yana” bu söylediklerimi kimler yapmışsa ki yaptılar ve yapmaktadırlar sözüm onlaradır, yani al birini vur ötekine” diyorum ve devam ediyorum;

                          Sayın okuyucular,benim acizane bu tespitlerimden sonra peki tüm bu olumsuzlukların anası DEMOKRASİ mi diye sorabilirsiniz.Maalesef Evet.Nedenine gelince; 1950  de - daha  önce muasır medeniyet seviyesine ulaşabilmek için yürürlüğe konulan DEVRİM KANUNLARI  halk tarafından özümsenmeden- demokrasiye(çok partili düzene)  geçildiğinden  padişaha  TEBA olmayı, padişahım çok yaşa demeyi  içselleştirmiş olan halk özgürlüğü, bir anlamda  VATANDAŞLIĞI yadırgadı ve HAMİSİ bildiği padişah olmayınca kendisini adeta yalnız-korunmasız hissetti.Bu nedenle TEBA özlemini bir türlü terk edemedi ve çok partili düzenin getirdiği özgürlüklerden de yararlanarak devrim kanunlarına adeta savaş açtı ve bu savaş maalesef bazı kesimlerce hala devam ettirilmektedir. Bu düzende partidaşlık  (yandaşlık) her türlü İNSANİ ve İSLAMİ ilişkilerin önüne geçti, akraba akrabayı, kardeş kardeşi,komşu komşuyu meslektaş meslektaşını hasım gibi gördü ve görüyor.

                         Bu tablodan ötürü dertliyim dertli.Bu nedenle;

                          “Ne oldu bize” şarkı sözünün iki kıtası ile yazımı bitirmek istiyorum,

                          Kalmamış eski halimiz, şimdi fırtına gibiyiz,iki yabancı gibiyiz,ne oldu bize, Kırılırdık kırmaz idik,Bizsiz hayal kurmaz idik,Bağlasalar durmaz idik,Ne oldu bize..                                                                                 

                           Hoşça kalın.

                            Not/Güncel haberlerde orman içindeki yayla evlerinin yıkımına başlandığı belirtilmektedir. 6831 sayılı Orman Kanununun 17.maddesinde 6292 sayılı yasa ile değişlik yapılmıştır.Buna göre yasada belirtilen tarihten önce yapılan evlerle ilgili davaların düşürüleceği  ve bu evlerin  Or.Gen.Müd. kayıtlarına alınarak talep ettikleri takdirde kullanıcılarına kiraya verileceği hükmü getirilmiştir.İlgililerin takdirine…27/12/2020

                                                                         İLHMİ CANDEMİR                                               

                                                        

Bu yazı toplam 1243 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim