eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 106.872
  • Altın 151,903
  • Dolar 3,6611
  • Euro 4,3075
  • Bolu 7 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C

Postmodern yaşam tarzı ve toplumsal yozlaşma

Mustafa Öz

İletişimdeki gelişmeler sonucunda dünya bireylerin avuç içine sığdırılmıştır. Bütün evren ve içinde yaşayanlar açık toplum haline gelmiştir. Uydu yayınları internet gibi ağlar ve benzeri teknolojiler özel yaşam, gizlilik, mahremiyet gibi hususları yerle bir etmiştir. Toplumda modernite (post modern) hayat tarzı yaşamın her alanını kuşatmış geleneksel yaşam biçimlerini ve değerlerini yok etmektedir. Gerçek inançların yerini belli olmayan inanç biçimleri almaya başlamıştır.

Ekonomik model olarak benimsenen yeni liberal ekonomik model: Bireyi ön plana çıkarmış her şeyi bireyin ihtiyaçlarına ve doyumsuz arzu ve isteklerine göre planlamaya başlamıştır. Hal böyle olunca ULUSLAR ARASI SERMAYE ve onun güdümündekilerin gücü toplumda sermayenin kar hırsını devam ettirebileceği bir ortam yaratmak için ne gerekiyorsa yapmaktır. Etik değerleri belirleyen din, örf, adet, gelenek, saygı, adalet, eşitlik, vicdan, millet sevgisi, vatan sevgisi, aile vb. tüm değerler bu para gücünün karşısında kullanılıp un ufak edilir olmuştur.

Yeni liberal model kendine uygun insan prototipini yaratmak için yaşamın her alanında POST MODERN bir hayat tarzını insanlara dayatmaktadır. Yemek yeme kültürü, giyim kuşam, doyumsuz cinsel arzular, emeksiz kazanımlar, sevgiye gitmeyen paylaşımlar, istismarlar, metalik ilişkiler, bencil davranışlar, vicdani olmayan kullanımlar, saygısız, sevgisiz ve sorumsuz bir yaşam biçimi bütün bunlar yeni modelin insan tipini ortaya koyuyor.

Türk toplumu inanç itibarıyla çoğunlukla Müslüman ve gelenekçi bir anlayıştan gelmektedir. İnançlarımıza ve geleneklerimize modernite adına TAARRUZ eden bu anlayışa karşı sistemli bir yapı ortaya koyamadığımız için ciddi çalkantılar ve acıtıcı olaylar yaşanmaktadır.

Toplumda nadiren görülen entes ilişkiler, çocuklara yönelik tecavüz ve istismarlar, evlilik dışı ilişkiler, aileyi yok sayan anlayışlar, emeksiz, çilesiz mal ve şöhret edinimleri, hırsızlıklar, kapkaç gibi çarpıklıklar artmıştır. Bu yönde meydana gelen değişimleri televizyonlardaki sözde kadın programları ve televole programları da artırmıştır.

Gençlerimiz çocuk yaşta kötü alışkanlıkların esiri haline gelmektedir. Genç yaşta ulaşılması zor olanları hiçbir kurala tabi olmadan yaşayanlar tatminsizlikle (doyumsuzluk) saldırganlaşmakta arkadaşına, öğretmenine masum insanlara zarar veren canavarlar haline dönmektedir.

Ülkemizde tanzimattan önce başlayıp günümüze kadar devam eden BATILILAŞMA sevdasında nasıl batının bilim ve iş disiplini yerine yaşam tarzı dayatılmışsa; bugün de bu yaşam tarzının adı POST MODERNİTE olarak bize dayatılmaktadır.

Bilim ve teknolojinin evrene ve insanoğluna katkılarını kim inkâr edebilir. Görmemezlikten gelebilir; dünyada fikri anlamda özgürlülüklerdeki gelişmenin insanın hem tek başına hem de toplumsal olarak yaşamında meydana getirdiği olumlu katkılarını kim görmemezlikten gelebilir.

Bilgiyi, teknolojiyi ve yaşam tarzımızı hiçbir süzgeçten geçiremezsek bize yararlı olan nedir? Zararlı olan nedir? Tespit edip yönünü yolunu tayin için bireyin toplumun önüne koymazsak işimiz daha da zorlaşıyor. İşin kötüsü toplumda bu bozulmaya karşı sosyologların, siyasetçilerin, yöneticilerin ciddi bir tedbirlerin olmamasıdır. Bu tedbirsizlik kişileri, aileleri ve toplumu hem mutsuz hem de umutsuz kılmaktadır. Toplum giderek adileşen bu yaşam tarzı ve etkilerinden kurtulmak üzere muhafazakârlık duygusuyla içine kapanmakta; kendisine o yönde kucak açanların ağına düşmektedir. Bu yanda da din ve ahlak pazarlayanlar beklemektedir. Son günlerde gazeteleri okumuşsunuzdur. Aklı başında bir oğul cemaati…

Adına ailesi için ne iğrenç şeyler kusuyor. Bunlar kötü ama ibretlik olaylar…

İki genç… birlikte ne amaçla, niçin yaptıklarının izahı belli olmayan yedi masum insanı bir hiç uğruna öldürüyor. Bir kızımız sevgilisi ile birlikte annesini ve kardeşini hunharca katlediyor. On yedi aylık bir yavruya anne olmuş birisi ve vahşileşmiş insanlar neler yapıyor.

İnsanlar birkaç kuruş için yerler de sürükleniyor. Namusunu satıyorlar. Öbür yanda da töre adına cinayetler işleniyor. Toplum bu çelişkilere ne kadar dayanabilir. İnsanlar aç olabilir açıkta olabilir ama ne yöne nasıl gideceğini bilemez bir şekilde olamaz. İnsan düşünen düşündüğünü ifade eden ve işlendiğinde evrene şekil veren en yüce varlıktır. Binlerce karatlık bir değer yaratmak varken pislik haline dönüştürülmesi buna seyirci kalınması çok yanlıştır.

Bu durum uzun vadede herkesi kaybettirir. Toplumu ayakta tutan ve insanlığın ortak değeri haline gelmiş olan aile, sevgi, saygı, adalet, çalışma, eşitlik, edep, hayâ, bencillik, barış, kardeşlik, uzlaşma v.b. gibi kavramları açıklık, özgürlük, post modern hayat adına hoyratça harcamamalıyız. Bu gidişin sonu hayır değil…

TÜRK SİYASETİNDEN BİR YILDIZ DAHA KAYDI

Türk siyaset yaşamında aile yaşantısı, fikri alt yapısı, siyasetteki duruşu, kibarlığı ve duygusallığıyla, dürüstlüğü ile fark edilen BÜLENT ECEVİT, 81 yıllık bir ömür çizgisinden sonra rahmete kavuştu. Siyaset ön görmek ve ona göre yönetebilmektir. Onunda her fani gibi hataları oldu. Güzel yanları, işleri de oldu. O artık hak dünyada ALLAH TAKSİRATINI AFFETSİN sevenlerinin, partililerinin ve milletimizin yetiştirdiği bir değer olduğundan milletimizin başı sağ olsun.

10.11.2006 

Bu yazı toplam 587 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim