• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Bolu 21 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 26 °C

Prof. Dr. Anıl Çeçen’den İnsan Hakları - 2

Mustafa Namdar

Çok uluslu şirketlerin, küreselleşme adına dünyanın tek patron lideri olma düşüncesinin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine de hakim olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Anıl Çeçen konuşmasına devam ediyordu, özellikle gençlere yönelik olarak;

    - “Geçmişte yaşanan iki büyük savaşta dünyanın gözü Türkiye’nin batı yüzü iken, şimdi gözler Türkiye’nin doğu yüzüne dönmüştür. Bu bölge Hazar Denizi havzasını da içine alan, yeraltı kaynaklarının zengin olduğu bölgedir. Petrol kaynaklarının şu anda en güçlü olduğu bu bölgede başlatılan etnik kavgalar sonucu, 70 milyonluk güçlü Türkiye’yi bölerek millet olma vasfının yok edilmesine yöneliktir. Orta doğuda ulus devlet olarak en büyük güç Türkiye’dir.

    Dün aynı ilke etrafında birleşerek savaşanların, bugün etnik kökenlere ayırarak bölmek isteyenlerin oyununa gelmeyin. Çok okuyun. Gerçekleri düşünün. Olayları objektif olarak izleyip inceleyin” diye sık sık gençlere göndermeler yaptı. Ve devamla;

    - “1. 2. Dünya savaşlarında 100 milyon insan ölüyor. 1948 yılında Birleşmiş Milletler adıyla bir bildiri yayınlanıyor. Daha önce sömürge olanlar ta-rafından, bugün sömürgeler düzeninin kurulması isteniyor.

    - Avrupa Birliği hukuku içinde yer almamız taahhüt ediliyor ama Avrupa Birliği’nin getirdiği nimetlerden yararlandırılmıyor. Ulusal birlikten taviz verilmesi isteniyor. Yugoslavya modelini, Türkiye’ye uygulamak isteyenler var. Türkiye düşmanlarıyla değil, Türkiye müttefikleriyle, dostlarıyla karşı karşıya. İngiltere, Fransa, İspanya, Almanya, Amerika, Rusya gibi ülkeler kendi bölgelerindeki insanlara bağımsızlık vermiyor ama, bizden kolayca isteniyor. NATO’da, AB’de dostsak, bu durum neyin nesi anlamak mümkün değil.

    - Bölgemizde yaşanan son olaylar nedeniyle, Büyük Ortadoğu Projesinin tehlikesini görüyoruz. Irak’ta 15 milyar dolarlık petrol kaynağı var. Bütün kavga bu zengin varlık üzerine.

    - Yabancı sermaye adına ülkemizden toprak alıp mekan tutuluyor, yeraltı yerüstü kaynakları zengin olan topraklar alınırken, nerede ekonomik haklar? Nerede insan hakları? Nerede eşit işe eşit ücret? Bu bir emperyalist oyundur. Dünya yönetiminde haksızlık var. Dünya nimetleri adaletli dağılmıyor. Amerika’da da büyük zenginlik vardır ama eşit dağılım yoktur. Dünyanın patronları bugün resmen hukuku çiğniyorlar. Bu yönüyle pek de masum bir kavram değildir insan hakları.

    - Bizler artık bu durumları görüp alt üst kimlik tartışmalarıyla birbirimizle kavga etmeyelim. Biz milli devlet olarak yolumuza devam ederken, alt kimliklerle önümüzü kesmek istiyorlar. Atatürk hem savaştı, hem okudu. Dünyanın bilgi birikimini 3000 kitapla ülkeye taşımış, kendi kültürümüzle sentez oluşturmuştur.

    Sanki şu anda dağılmayı, parçalanmayı insan hakları maskesi altında dayatıyorlar” dedi.

    Dünyadaki hızlı gelişmelerin getirdiği değişimler sonucunda, kimin eli kimin cebinde olduğu belli değil. Belli olan bir şey varsa, güçlü olanlar ayakta kalıyor ve istediğini yapıyor. Tanık olunan türlü davranışların altındaki oyunların ne anlama geldiğini sezinlemiş olsak da, yolumuzu aydınlatacağına inandığımız ne aydınımızda, ne bilim adamlarımızda, ne de siyasetçilerimizde ortak noktada buluşmayı göremiyoruz. Farklı yorumlarla kafalarımızı karıştırıyor olmaları, affedilir gibi değil. Kim doğruyu söylüyor, bilememek kadar tehlikeli olan başka ne olabilir? Avrupa Birliği’ne katılma koşulları belli. Bu kriterler bilinirken bazı sistemlerimizi onların istediği kalıba sokmamız normal. Eğer her istenenin yapılması istenmiyorsa o zaman da yapmamız gerekli alternatifler bilim adamlarımız tarafından ortaya konmalıdır. Medyanın satın alınabileceğinden söz edilirken, uygulamanın doğru olduğunu söyleyip yazanların, kimler tarafından satın alındığı sorusu takılıyor kafalara.

    Öyle bir duruma geldik ki; kim doğru söylüyor anlayamadığımız gibi, kendi doğrularımızda bile tereddüde düşer olduk.

    Her şeye karşın, öylesi güçlü bir ulusal birliğimiz var ki, bunu kimsenin bozmaya gücü yetmeyecektir. Yeter ki birbirimize güvenelim...

16.12.2005

Bu yazı toplam 254 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim