eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, eskişehir escort - ankara escort
  • BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Bolu 7 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 1 °C

RAHMETLİ CAHİT DİNÇTÜRK’TEN FIKRALAR

Bülent Dinçtürk

BİLET PARALARI YOKMUŞ
Eskiden Bolu'da belli başlı bakkallar vardı. Şimdiki gibi adım başı bakkaliye, adım başı gıda pazarı yoktu. İşte bunlardan rahmetli Bakkal Muharrem Sun ile Hoca İsmail (Zorlu) beraberce mal almak için İstan­bul'a gitmişler. İkisi de şen, şakrak, şakacı insanlar. Şakalaşmadıkları gün, şaka yapmadıkları insan yok gibidir.
Neyse İstanbul'a varmışlar, otobüsten inmişler. Gidecekleri yer de bir hayli uzak. Hoca İsmail:
-La Maharem, böyne yörüye yörüye oralara gidemeyüz, şurdan bir taksiye binem, demiş. Bakkal Muharrem:
-Hocam, şurdan bir tramvaya biniveririz, diyerek Hoca'yı kolun­dan çekmiş. Hoca:
-La Maharem, biletimiz yok ki.
-Gel sen Hoca, gel. Ben hallederim der Bakkal Muharrem. Gelen tramvaya binerler, bir yere otururlar. Biraz sonra biletçi gelir:
-Bilet, beyler bilet, der. Bakkal Muharrem bütün sanatını kullana­rak biletçiye dert yanmaya başlar:
-A kardeş, biz Anadolu'dan buraya mal almaya geldik. Otobüsten indikten sonra nasıl olduysa bizim bütün paramızı çalmışlar. Şimdi beş parasız kaldık. Daha evvelden alışveriş yaptığımız toptancıya gidip ondan biraz borç para alacağız, v.s. v.s... Biletçi de şaşırmıştır bu işe, ama:
-Olmaz kardeşim, olmaz. Ben devletin tramvayında sizlere beda­va yolculuk yaptıramam, diyerek:
-Nerden bulursanız bulun, biletinizi alın, der.
Bu konuşmaları, karşılarında oturan yaşlıca fakat çok şık giyinmiş bir hanımefendi de dinlemektedir. Acır bunların haline. Biletçiye:
-Al kardeşim, beylerin bilet paralarını ben veriyorum, der. o sırada inecekleri yere gelmişler. Bakkal Muharrem o hanımefendiye teşekkür­ler eder, inerken birde hanımın ellerinden öper. Hoca İsmail bu manza­ra karşısında şaşırıp kalmış, mahcubiyetten yerin dibine girmiştir.
Tramvaydan indikten sonra Bakkal Muharreme şöyle der:
-La Maharem, gördüm emme senin gibi görmedim. La sen neyimişin?
Mustafa ERBAYRAM
Emekli Memur
 

* * *
 

GÜNEŞ ZANNETMİŞ
İlhan ve Necip Şerbetçilerin şimdi apartman olan yerde atelyeleri vardı. Atelyenin önü bahçelik, yeşillik. Burada zaman zaman saz ve içki âlemleri yapardık. Bir akşam yine bizi çağırdılar. Rahmetli Koca İlyas, Durmuş Ünsal, Foto Cevat, Kara Ahmet, tabi İlhan Abiler, tambur, ke­man ve sazlarla sohbete daldık. Gece bir hayli ilerledi. Bir ara Durmuş Abi müsade isteyerek tuvalet ihtiyacı için atelyeden dışarıya çıktı. Döndüğünde:
-Arkadaşlar, tan yeri ağarıyor, güneş doğacak, bitirelim der gibi konuştu. Bu arada rahmetli İlyas Amca Durmuş Abinin yüzüne şöyle bir baktı:
Ayı, güneş zannetti, dedi.
 

* * *
 

BUNLAR GARANTİ BOLU’LUDUR
BOLUSPORUN ikinci ligdeki son deplasman maçıydı. Bolu'lular büyük bir heyecanla hem bu maçı izlemek ve hem de Tarsus, Mersin, Antep, Adana ve İskenderun gibi memleketimizin güzel köşelerini gez­mek amacıyla geziler düzenlemişlerdi.
Sıcak, güneşli ve güzel bir günde İskenderun sahillerinde bir grup halinde geziniyorduk. Bir hayli uzakta, kayalıkların yanında iki kişi­nin denize girip çıktıkları görülüyordu. Kardeşim Bülent:
-Bunlar, dedi, garanti Boluludurlar. Yanımızdaki Erol Esen he­men sordu:
-Yahu Bülent, bunların Bolu'lu olduğunu nereden anladın? Kar­deşim:
-Bak Erol, dedi. Bolu'lulardan başka "Ak donlarla" denize giren bir başkası olamaz. İstersen seninle iddiaya girelim.
Merakımız iyice artmıştı. Biraz biz ilerledik, biraz uzaktakiler bize doğru yaklaştı. Neticede karşımızda Bolu'nun rahmetli büyük aşçısı İdris Adıyaman ile taksi şoförü Hayri Yanardağ'ı bulduk. Teşhis gerçekten isabetliydi.
Ayhan KERSE
 

* * *
 

ŞEYTANLA ORTAKLIK
Şeytanla Bolu'lu bir çiftçi ortak olarak bir tarlaya patates ekmiş­ler. Patates tarlası bir dağ eteğindeymiş. Yamaçtaki büyük bir kayanın gölgesi tarlaya düşüyormuş. Hem de bu kaya tarlaya yuvarlandı yuvar­lanacak. Bolu'lu demiş ki:
-Şeytan, ben şu kayayı sırtımla tutayım, sen de gölge olan yeri çapala, patatesleri kaz.
Böylelikle Bolu'lu şeytana patatesleri bir güzel çapalattırmış. Sıra gelmiş ürünü paylaştırmaya. Bolu'lu demiş ki:
-Ben toprağın altını, sen de üstünü alacaksın. Şeytan tarlaya şöyle bir bakmış. Yemyeşil patates bitkilerini görünce razı olmuş. Fakat kazık yediğini ancak hasat zamanı anlayabilmiş.
Bir başka zaman şeytan Bolu'luya demiş ki:
-Bu sefer de ortak olarak buğday ekelim. Bolu'lu da:
-Olur, demiş. Daha önce ağzı yanan şeytan Bolu'luya:
-Ama mahsulü paylaştırmayı önceden yapalım. Bu sefer toprağın altını ben alacağım, sen de üstünü alacaksın, demiş. Bolu'lunun canı­na minnet. Hasat zamanı şeytan yine aldandığını farkedince Bolu'lunun evine gitmiş.
-Sen beni hep aldattın, seninle döğüş edeceğiz, demiş. Bolu'lu bunu da kabul etmiş. Hemen gidip eline uzun bir sopa almış. Şeytan bu sefer:
-Hayır, demiş. O uzun sopayı bana vereceksin, sen de bu kısa sopa ile döğüşeceksin. Bolu'lu buna da razı olmuş. Başlamışlar odanın ortasında doğüşmeye. Ancak şeytan uzun sopayla odanın ortasında döğüşemezken, bizim Bolu'lu kısa sopasıyla şeytanı bir güzel patak­lamış. Neticede şeytan pes etmiş ve Bolu'luya demiş ki:
-Ne yaptıysam seninle başedemedim, sen benden de şeytan­mışsın be yahu!
NOT: Sayın Çetin Uğur bu masalı Çepni Köyünden Seyfettin İnan'dan dinlediğini beyan etmiştir.
Çetin UĞUR
Tüccar

Bu yazı toplam 1120 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim