• BIST 82.796
  • Altın 147,560
  • Dolar 3,7818
  • Euro 4,0344
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 3 °C

REDD-İ MİRAS

Hasan Dinç

Bu hafta yazımın konusu 17 Aralık ŞEBİ ARUS törenleri dolayısıyla MEVLÂNA ile ilgili olacaktı. Şimdiye kadar bu konuda hem çok yazı yazmam hem de DERYADAN DAMLALAR adıyla Mesnevideki hikâyelerden oluşan bir kitabı piyasaya sürmem hasebiyle bu konuda yeteri kadar bilgiyi okuyucularımla paylaştığıma inanıyorum. O nedenle bir başka konuya, daha doğrusu geçen hafta yazdığım yazımla ilgili olarak aldığım birçok telefon nedeniyle MHP'nin yaptığına inandığım REDD-İ MİRAS konusunu açmaya çalışacağım.
Okuduğunuzda hatırlayacaksınız, geçen hafta “BAŞBAKANA KATILIYORUM” başlıklı yazımda Türkiye'de “AİLE PLÂNLAMASI” adı altında uygulanan “DOĞUM KONTROLÜNÜN” tarihi seyrinden bahsetmiş, bu uygulamanın “MİLLİ BEKA” sorunu haline geldiğini söylemiştim. Konuya başından beri çok ciddi muhalefet göstermiş MHP'nin günümüzde sessizliğini muhafaza ettiğini belirterek “ MHP ise kanuna muhalefetini 12 Eylül müdahalesine kadar diri tutmuş, YÜZ MİLYONLUKI BÜYÜK TÜRKİYE sloganını siyasi programının bir argümanı haline getirmiştir. Günümüz MHP'sinin bu meseleye bakışı nedir bilemiyoruz. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da REDD-İ MİRAS ettiğini tahmin ediyorum. Çünkü çok önemli bulduğum bu konuda düşüncelerini kamuoyuyla paylaşmamakta ısrar etmekte, tahminlerimizi haklı çıkaracak derecede sessizliğini muhafaza etmektedir.” diye yazmıştım. Aldığım birçok telefonla bu günkü MHP'nin REDD-İ MİRAS yaptığı diğer konuların da yazılmasını isteyen okuyucularım olduğu gibi, MHP'nin hiçbir konuda REDD-İ MİRAS yapmadığını; geçmişine, geçmiş programına ve geçmiş bütün taahhütlerine sahip çıktığını söyleyen okuyucularımda olmuştur. Bu konuda bütün okuyucularımın söylediklerini tartışmaya lüzum görmüyorum ve hepsinin düşüncelerine saygı duyuyorum. Ancak konu ile ilgili bilgilerimi dile getirmeye devam edeceğim. Okuyucularım isterlerse konu ile ilgili düşüncelerini yazıma gönderecekleri mesajlarla tartışabilir, diğer okuyucularımla da düşüncelerini paylaşabilirler.
REDD-İ MİRAS bir hukuk terimi olup Arapçadan dilimize girmiş iki kelimeden oluşan bir tamlamadır. Gerek şer'i hukukta Feraiz ve intikal bahsinde, gerekse medeni hukukta miras taksiminde sıkça başvurulan bir terimdir. REDD geri döndürme, döndürülme, çevirme, kabul etmeme anlamlarına gelmektedir. MİRAS ise ölen kimseden hısımlarına kalan mal, mülk anlamında kullanılmaktadır. REDD-İ MİRAS ölen kimsenin bıraktığı ( alacak ve borçları da dâhil) mal ve mülkü mirasçıların kabul etmeme ya da reddetmeleridir. MHP'nin REDD-İ MİRAS'ından günümüz MHP'sinin bilhassa 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinden önceki siyasi söylem, program ve siyaset yapma bakımından farklılıkların oluşması; o dönemdeki söylem, program ve anlayışından vazgeçmesi anlamına gelmektedir.
Bence MHP'de REDD-İ MİRAS çok açık bir şekilde görülmektedir. Aile plânlamasında o günkü hassasiyetinden hiçbir eser kalmadığı gibi “Yüz milyonluk büyük Türkiye” söylemini de unutmuş görünmektedir. Bu konudaki düşüncesini dillendirmeyişi belki de sayın başbakanın “En az üç çocuk” çağrısından dolayı muhalefetin “AKP'nin stepnesi” suçlamasından kaçmak anlayışından kaynaklanabilir. Ancak, memleketin hayrına olduğuna inanılan bir konuda, iktidarla aynı safta görünmemek için susmayı tercih etmek, politika açısından iktidarla aynı safta görünmekten daha olumlu bir hareket değildir. Öyle ise MHP bu konuda önceki düşünce ve söylemini terk etmiş, programını revize etmiştir.
MHP'nin Türk siyasi hayatına getirdiği en önemli düşüncesi ise “TARIM KENTLERİ” görüşü olup, diğer partileri de etkilemiştir. Meselâ CHP'nin “KÖYKENT” projesi MHP'den ilhamla Rahmetli ECEVİT tarafından programına kazandırılmıştır. Rahmetli Tahsin Ünal'ın “TARIM KENTLERİ” adındaki kitabı MHP'nin bu yöndeki görüşlerini daha iyi anlatmak bakımından kaleme alınmış ve Türk siyasi litarütürüne kazandırılmıştır. “TARIM KENTLERİ” projesi Türk köylüsünü her yönden kalkındırılması için düşünülmüş ve MHP programına kazandırılmıştır. Birbirine yakın olan köyleri merkez köy etrafında birleştirerek Türkiye'deki köy sayısını azaltmak, devletin köylere götüreceği medeni yatırımların olumlu sonuçlarını en kısa zamanda görmek amacına dayanmaktadır. Ayrıca merkezi köye eğitim, sağlık, kültürel, sportif ve kentsel sosyal yaşayışı götürerek ülkenin medeni hamlelerine katkıda bulunmak amacı taşıyordu. Yine MHP'ye mahsus olmak üzere ekonomik yapılanmada “MİLLET SEKTÖRܔ diye adlandırılan bir görüşü vardı. Diğer partilerin sınıf esasına dayalı ekonomik planlamalarına karşılık MHP'nin “MİLLET SEKTÖRܔ çok iddialı görünüyor “ÖZEL SEKTÖR” ve DEVLET SEKTÖRܔ gibi düşünceler karşısında daha bir anlam kazanıyordu. Şimdi MHP sözcülerinden “TARIM KENTLERİ” ve “MİLLET SEKTÖRܔ gibi söylemler hiç dile getirilmemektedir. Bu durum “REDD-İ MİRAS” değilse neyle açıklanabilir. MHP Kurulduğu ilk yıllarda“MUHAMMEDİ DÜZEN” söylemini siyasi düzeyde ilk ifade eden partidir. Türk milli eğitimi için de yeni nesilleri milli ve manevi değerlerle yetiştirme yanında ilk kez ilahiyat fakültelerinin koridorları ile fen fakültesi koridorlarının birleştirileceğini, milli eğitimin kıblesinin “ VAŞİNGTON ve MOSKOVADAN” İslâm'ın KABESİNE çevrileceğini de ilk dile getiren siyasi partidir. Bugün bu konularda MHP sözcülerinden hiçbir şey duyulmuyorsa bunun açıklaması ancak “REDD-İ MİRAS” la yapılabilir.
!2 Eylül 1980 öncesi MHP'nin hala kulaklarımıza çok hoş gelen ve milletin gönlünde kalıcı izler bırakan siyasi sloganları vardı. “Türklük gurur ve şuuru, İslâm ahlâk ve fazileti” “Kanımız aksa da zafer İslâm'ın” “Rehber Kur'an, Hedef Turan” “Hira dağı kadar Müslüman, Tanrı dağı kadar Türk” bunlardan ilk aklımızda kalanlardır. Bugün MHP'lilerden bunları duyan var mıdır? Şimdilerde şehit cenazelerinde söylenilen “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganı dışında artık onların alâmetifarikası olan bir slogan kalmamıştır. Gerçi bu slogan da toplumun bütün kesimlerinin kabullendiği bir slogan olduğundan onları temsil etmekten çıkmıştır.
Daha yakın zamanlara gelirsek kurumsallaşmış MHP'ye ait iki önemli faaliyetten vazgeçildiği de görülmektedir. Bunlarda birincisi her yıl yapılan ve rahmetli TÜRKEŞ tarafından ihdas edilen “TÜRK DEVLETLERİ KURULTAYLARI” ve ikinci olarak yine her yıl yapılan “ERCİYES ZAFER KURULTAYLARI” MHP'nin artık yapmaktan vazgeçtikleri etkinliklerdir. Ayrıca MHP siyasi tarihimizde hiç örneği olmayan bir şekilde siyaseti meydanlarda yapan bir partiydi. Genelde gelişen olaylarla ilgili olarak düşüncelerini halkına meydanlarda söyler, onlara aracısız olarak siyasetini anlatırdı. Ülke geçmişinde meydanlara en çok inen ve halkı meydanlara en kalabalık şekilde çeken parti MHP'dir.
Meselâ 1979 da yapılan ve bir milyon kişinin katıldığı Tandoğan mitingi, 20 Nisan 1980 de yapılan ve 150 bin kişinin katıldığı BOLU KÖROĞLU MİTİNGİ bunlara iki önemli örnektir.Görülmektedir ki MHP geçmiş dönemlerdeki siyaset yapış şekli ve düşüncelerinden günümüzde uzaklaşmış görünmektedir. Haftada bir güne düşen siyasal gelişmelerle ilgili düşüncelerini halkla paylaşma gayreti ise pek anlaşılamamıştır. Doğrusunu söylemek gerekirse bu durumu MHP tabanı da pek anlamamış gibidir. Açıklanmamış olsa da bunun sebebi REDD-İ MİRAS gibi görünmektedir. .

Bu yazı toplam 1536 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim