• BIST 107.439
  • Altın 142,531
  • Dolar 3,5528
  • Euro 4,1372
  • Bolu 33 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 33 °C

Romanya'dan Çanakkale şehitliğine gezi...

Cevat Özsoy

Biliyorum, her hafta düzenli olarak yazı yazamadığım için, Hem gazete yönetimi,  hem de değerli okuyucularım tarafından şikayet alıyorum. Mesela, bir okuyucum ‘Cevat bey yazılarınızı daha sıklıkla yazın, bizler okumaya doyamıyoruz . Yazılarınız hem aydınlatıcı, hem de yol gösterici’ diyor.

Şunu belirteyim ki, son birkaç yıldır düzenli bir hayatımız olmadığı için, kah orada, kah burada olunca, maalesef, bizim yazılar da düzenli olmuyor. Mesela, geçen hafta Bolu'da kitap fuarı vardı. Şehrimizde böylesi kapsamlı bir fuar açılınca, ilgimizi çekti. Ne de olsa, biz de bu işin içinden geliyoruz.

Gazetemizin patronu Hüseyin Aykan ile beraber fuara gittik. Bizi gören dostlar’’ kitap fuarına siz gelmeyeceksiniz de kim gelecek’’ dediler. Kitap reyonlarını şöyle bir gezdim. İlk gün fiyatları pahalı bulanlar oldu. Bir dostum, Cemil Meriç'in ‘ Bu ülke kitabını’ bulamadım dedi. Kendisine satılan reyonu gösterdim. Bir kitap okuyucusu da, Ahmet Kabaklı'nın Ünlü eseri ‘Temellerin duruşmasını’ sordu. Bu fuarda bulunmadığını söyledim.

Esasında kitabın önemi, ülkemizdeki kitap okuma alışkanlığı ve İslam tarihinde ki kitap çalışmaları ile ilgili bir yazı yazmayı zihnimde tasarlamıştım, ama Romanya'da bulunan oğlum Ahmet Fazıl telefon edip ‘ Baba, mal almak için İstanbul'a geldim,  sen de gel, Romanya ya dönelim’’ deyince, yola çıktık, Dolayısıyla, yazımızı yazıp gazeteye ulaştıramadım. Zaten birkaç gün sonra da fuarın süresi bitti.

Bu durumda, 18 Mart Çanakkale şehitlerini anma günü ile ilgili birkaç kelam etmeyi uygun gördüm.

Takip ettiğimiz kadarıyla, her geçen gün Çanakkale'yi daha da anlamlı bir şekilde, ruhuna uygun olarak kutlamaya çalışıyoruz. Çanakkale Savaşı'nda ölüme koşan atalarımız Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Arnavutuyla, Laz ve Çerkeziyle kendi ırklarını için değil, hepsi de İslam adına çarpışıyordu. Bunu çok iyi tahlil eden İngiliz devlet adamı Churchill ‘Biz Çanakkale'de Türklerle değil, tanrıyla savaştık. Tanrıyla savaşınca kaybettik. Tanrıyla savaş olmayacağını öğrenmek, bize pahalıya mal oldu’ der.

En gelişmiş teknolojisi ile donatılmış savaş gücü, bu inanç karşısında çaresiz kalıp geri dönmek zorunda kaldı.

Bu arada sizlere Mustafa Turan'ın, Destanlaşan Çanakkale, kitabından kısa bir bölüm özetleyeyim.

‘Eğitim alanında uzman Japon heyeti, zamanın Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler'in de içinde bulunduğu bir heyetle Başbakan Turgut Özal'ın huzuruna çıkar ve davet üzerine geldikleri ülkemizde inceledikleri eğitimimizin gençlerimiz üzerindeki verimsiz sonuçlarını şu soğuk cümle ile ifade ederler:

- Gençlerinizde milli şuur eksiktir! Bu eğitimle gençlerinize milli şuur vermeniz de mümkün değildir!.

Şok etkisi yapan bu tespitten sonra sorular arka arkaya gelir.

-Siz Japonlar gençlerinize milli şuuru nasıl veriyorsunuz, nasıl bir eğitim programı uyguluyorsunuz? Bizimkinden çok mu farklı?. Japon heyetinin sözcüsü şu bilgiyi verir:

-Biz der, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Önce çocukları uçak kadar hızlı giden trenlere bindirir ve çok katlı yollardan geçiririz. En üstün teknolojiyi gösterir, robotlarla çalışan dev fabrikalarımızı gezdiririz. Bu baş döndürücü teknoloji karşısında sarsılan ve şoke olan çocuklarımıza deriz ki:

-İşte gördüğünüz bu hızlı trenleri ve üstün teknolojiyi sizin atalarınız yaptı. Eğer siz daha çok çalışırsanız daha hızlı giden ulaşım araçları yapar, daha üstün teknoloji meydana getirir, daha modern fabrikalar kurarsınız... Sonra çocuklarımızı Hiroşima ve Nagazaki'ye götürüp düşmanın harap ettiği bölgelerimizi gezdirir ve bu defa da deriz ki: Bakın, eğer siz birlik beraberlik içinde çalışmazsanız, işte düşmanlar sizin ülkenizi yakar, yıkar, bu hale getirirler. Ama birlik beraberlik içinde çalışırsanız, güçlü olursunuz, düşmanlarınız size saldırmaya cesaret edemezler. Artık birlik beraberlik içinde çalışmak ve çalışmamak konusunda kararınızı siz verin...

Bu örneklerle çocuklarımız kendilerine gelerek iyi ve çalışan bir Japon genci olma yolunda milli bir şuur ve heyecanla okumalarını sürdürürler..." Japonların bu tespitlerini sundukları sırada geriden bir ses duyulur:

-İyi de bizim sizin gibi Hiroşima ve Nagazaki'miz yoktur ki.. demek isterler.

Japon eğitimci hemen cevap verir:

-Sizin Hiroşima ve Nagazaki gibi yerleriniz bizimkilerden çok daha etkilidir, dedikten sonra şunları ilave eder:

-Bir metrekareye bin merminin düştüğü Çanakkale Zaferi'nin kazanıldığı tarihî savaş alanları sizde. Çocuklarınızın ve gençlerinizin şoke olması için yeter de artar bile. Dünyanın en gelişmiş ve güçlü ordularına karşı Türkler olmazları olduruyor ve bütün dünyayı hayretler içerisinde bırakan bir zafer kazanıyorlar. İşte sadece bu olay, bu bölge ve bu zafer dahi gençlerinizin milli şuur kazanmalarına yetecek örneklerle doludur. Bu sebeple gençlerinizi Çanakkale'ye götürüp gezdirmelisiniz. Bölgeyi bilerek gezmeli, atalarının ne olmazları başardığını gururla görmeli, iftiharla öğrenmelidirler.. Daha sonra onlara demelisiniz ki: Sizler de birlik beraberlik içinde çalışmazsanız, düşmanlarınız yine gelirler, Çanakkale'yi işgal etmeye kalkışırlar, yurdunuzda özgür yaşamayı size layık görmezler... Ama çalışır, teknolojiyi yakalarsanız, ülkenizi kalkındırır, ilerleyen ülke haline getirirseniz, düşmanlarınızın sizi etkileri altına alma cesaretleri yok olur. Özgürlüğünüzü korursunuz.. İki büklüm değil, başınız dimdik yaşarsınız!..’’

 

Gerçekten önemli tespit...Son yıllarda, gençlerimize bu milli  ruhu verebilmek için, sivil toplum örgütleri, belediyeler ve devletin kurumları Çanakkale'ye geziler düzenlemektedirler.

 Bu çerçevede, Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve akraba topluluklar Başkanlığının desteği ile Romanya'dan İstanbul ve Çanakkale şehitliğine bir gezi düzenleniyor. Geziye yaklaşık 50 öğrenci katılıyor.

Biz bu geziye katılamadık ama, Talebe yurdunda geziye katılan öğrencilerle görüştük. Öğrenciler bu Geziden çok etkilenmiş...Bilhassa Arap, Tarar Türkü ve  çeşitli milletlerden öğrenciler, kendilerini burada şehit olan dedelerinin ruhlarının karşıladığı heyecanını duymuşlar. Şehitliklerde, ülkelerinden  şehit isimlerini aramışlar. Hediye olarak aldıkları mermi çekirdeğinin içerisine koydukları ecdat toprağını bana gösterdiler. Çok duygulandım.

Ogün, inandıkları dava için, böylesi birlik ve beraberlik içerisinde olunurken, bugün Nasıl oldu da bölünüp, küçük lokmalar haline getirildik . Esasında herkesin bunun cevabını araması lazım.

Çanakkele’de zamanının en son teknolojisiyle bize saldıran güçler, maalesef, bugün de taşeronlar kullanarak saldırıyor, terörle, canlı bombalarla gücümüzü kırmaya çalışıyorlar. Bu da yetmedi, bizi birbirimize düşman ediyorlar.

 Bizim birbirimize karşı kazanacak bir savaşımız yok ama, birlikte kazanacağımız çok zaferler olduğunu bilmemiz lazım, vesselam...

untitled-2-009.jpg

Bu yazı toplam 2022 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim