• BIST 97.894
  • Altın 145,758
  • Dolar 3,5755
  • Euro 3,9991
  • Bolu 16 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 18 °C

SAHA!

N. Gürkan Yetkin

Ne zaman seçim kelimesi gündeme gelse, şu “sahaya inme!” ifadesi de gündeme gelir ya ,ben de içten içe gülerim.
İki mizan sel canlanır gözümün önünde!
Birincisi ,rakiplerin ikisi içinde önemli olan bir derbi maçı.Yalnız rakiplerden biri ayladır bu maç için hazırlık yapmış ,diğeri yan gelip yatmış.Bu karşılaşma sonucu baştan belli iken maç öncesinde her iki takımında iddialı konuşmaları.
Yan gelip yatan,maça ne fiziksel ne de teknik açıdan hazırlanmamış takımın ,karşılaşmadan zaferle ayrılma beklentisi.Maç sonrasında kabahati hakeme yüklemesi!
İkinci sahnede,şehrin yüksek bir mevkisinde yaşayan elit bir tabakanın ,önemli bir etkinlik sebebiyle ovaya inmesi ve halk ile buluşması.
Bu iki sahnenin elbette baş rolünde nedense her seçimde CHP yer almakta.İçinde halk kelimesi olduğu halde ,halktan bu kadar kopuk bir partinin ,bu sahaya inme, yani halkla karşı karşıya gelme heyecanını da bir türlü anlamamışımdır.
Bu saha muhabbeti açılınca diğer taraf olarak görülen Ak Parti İl Başkanı'na gazeteciler soruyorlar “Siz ne zaman sahaya ineceksiniz?”diye .İşte bu soru İl Başkanına en komik fıkra gibi geliyor ve güldürüyor elbet.İçinden soruyu sorana “Biz zaten hep sahadayız ya!”diyor gözleriyle!
Üç dönemdir Ak Parti'den seçilmiş olan her vekil,Ankara'da katılmaları zorunlu programlardan arda kalan tüm zamanlarını Bolu'da geçirmişler ,özellikle halkın yoğun katıldığı etkinliklerde yer almışlar ,partinin hazırlamış olduğu gezi programlarında üzerlerine düşen görevleri yapmışlardır.
Bakınız, iki dönemdir Belediye başkanlığı görevini yürüten ve üçüncü dönemine hazırlanan Sayın Alaaddin Yılmaz'a.Yıllardan beri her Perşembe gününü hasta ziyaretlerine ayırır,hastalara moral verir ,hasta yakınlarının ihtiyaçlarına yetişmeye çalışır.
Çok kişi eminim şahit olmuştur.Yapılan hizmetleri kontrol etmeye giderken muhakkak o anda yanında kim varsa, ya da Belediye Binasından çıktığı anda tanıdık tanımadık kimi görürse yanına alır, hem yapılan faaliyetleri gösterir hem de fikrini alır.
Ramazan ayı etkinliklerini saymıyorum bile!
Teşkilata gelince.Arı gibi çalışırlar,teşkilat yapısı incelendiğinde, yönetimi oluşturan her bireyin, ayrı bir görev alanı vardır.Her yürütme kurulu üyesi ,bağlı olduğu teşkilatta, o teşkilat başkanının yardımcısıdır.İl teşkilatında ,İl Başkan Yardımcısı,İlçede, İlçe Başkan Yardımcısı,Beldede, Belde Başkan Yardımcısı.Bu yardımcılar, en alttan genel merkeze kadar zincirleme bağlıdır.İl Başkan Yardımcıları belirli periyotlarla Genel Merkeze çağrılıp bağlı oldukları Genel Başkan Yardımcısı ile istişare edeler ,döndüklerinde tüm teşkilatlarda aynı görevi yürütenlerle görüşme konularında bilgi aktarırlar.
Bu dinamik yapı ,o kadar hızlı çalışır ki ,bazen gündelik işlerinizi yetiştirmekte zorluk çekersiniz.
Diğer taraftan bakıldığında CHP ve MHP kanadında, sadece pratik metotların kullanıldığı görürsünüz.Sadece basın açıklamaları ve belli noktaları ziyaretlerle yürütülen siyasi faaliyet.
Muhalif kanatta bu kabuğu kırabilen tek kişi, bu gün Bolu Milletvekili görevini yürüten Sayın Tanju Özcan'dır.Ne yapmıştır kabuk kırma anlamında?
Çok basit!
Önce Ak Parti'nin seçim taktiklerini incelemiştir.Tespit ettiği farklılıkları kendi seçim programında kullanmıştır.Halkın içine girmiştir.kapı kapı dolaşarak her gördüğü vatandaş ile istişare etmiştir.Sarılmıştır.Kucaklaşmıştır.Bu sayede 2009 seçimlerinde kıl payı Belediye Başkanlığını kaçırsa da, kısa bir süre sonra milletvekili seçilmeyi başarabilmiştir.
CHP'de aktif siyaset yürüten iki üç kişi dışında hiç kimse ile görüşmemiz yoktur yıllardan beri.Bu iki üç kişinin başında sayın Tanju Özcan ,Sayın Mustafa Aksoy,Sayın Mehtap Özcan Mısırlıoğlu ve Sayın Hüseyin Serin vardır.Ne gariptir ki Sosyal Demokrat bir aile geleneğinden gelmiş olduğum halde, Ak Parti'de siyaset yapabilmiş ve hatta Belediye Meclis Üyeliği görevi üstlenebilmişken ,bu gün CHP bünyesinde siyaset yapanlar için “öteki” olmaktan kurtulamamışımdır. CHP nin eskileri olarak tabir edilen aslında bana göre hakiki CHP'li olarak gördüğüm ve bildiğim baba dostlarım dahi, sanki hainlik etmişim gibi davranırlar gördüklerinde
Öyle ki bağlı olduğum meslek odasının temsilcilik başkanı bu gün belediye başkanlığı aday adayı Sayın Cahit Çıngı aday adaylığını açıkladıktan sonra her gün belirli ziyaret faaliyetinde olduğu halde, ne gariptir ki sadece benim büromu değil hiçbir meslektaşımızın bürosunun kapısını çalmamıştır.
Daha önce anlatmıştım ancak tekrar edeyim.Bu gün Belediye Başkanı olan ,meslektaşımız sayın Alaaddin Yılmaz ile tanışıklığımız 1995 senesindedir.Bir gün büroda otururken ve mesleğe yeni atılmışken ,o günkü büromuzu ziyaret etmiş ve hayırlı olsun dileklerinde bulunmuştur.O tarihlerde kendisi belediye meclis üyeliği görevini yürüttüğü için bir çok genç arkadaşın ve meslektaşın bürolarını ziyaret eder teknik konularda istişarelerde bulunurdu.
Genç mühendislere ayrı bir ilgi gösterir parti ayrımı gözetmeksizin siyasi faaliyetlerde bulunmalarını tavsiye ederdi.
İşte aradaki fark!
Ne ekersen onu biçersin!
Ötekileştirirsen, sen de ötekileştirdiğinin ötekisi olursun! .
Bu sebepledir ki ,her ne kadar Ak Parti'den istifa etmiş olsam da ,hala Ak Parti'ye gönül vermiş insanlardır görüştüklerim, sohbet ettiklerim.İstifa ettikten sonra dahi dost ziyaretinde bulunmak için birkaç kez Ak Parti İl Başkanlığı'nı ziyaret ettiğim halde, Ak Parti'de görev yaptığım süreçte bir bayram ziyareti dışında CHP teşkilat binasına hiç girmedim.Bunda bir kasıt olduğu için söylemiyorum.Gitmem için bir sebep olmadı.Bu kadar zamandır bu köşeyi işgal eden bir köşe yazarı olarak hiç davet almadım mesela.Bu süreçte kaç kez teşkilatlar değişti.Kongreler yapıldı.Hiçbirinde davetli değildim.
Neden?
Birilerine göre “öcü” olduğum için mi?
Bilemem!
Ancak Ak Parti'den istifa etmiş olmama rağmen tüm kongrelerde davetli olduğumu ve bu davetlere icabet ettiğimi söylemeliyim.
“Siyaset insan kazanma sanatıdır!”diyenler çoktur siyaseti tarif ederken. Kucaklamak gerekir sadece uzaktan selamlaşmak yetmez!
Bir tarafta istifa etmiş üyesi ile dahi irtibatını, gönül bağını koparmayan bir parti diğer tarafta geçmişin izlerini bir çırpıda silip atabilen statükocular!
Bir tarafta her daim sahada olanlar!
Diğer tarafta seçimden seçime sahaya inen burjuvalar!
Bu kafa yapısı ile tabelada sonuç belli de yinede oynamak isteyenler için saha her daim hazır!
Buyurun maça! Sonradan hakeme sallamak yok ama!

Bu yazı toplam 923 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim