• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C

Şahsiyetli dış politika

Mustafa Öz

Türk Devleti’nin tarihi derinliği ve tecrübesi binlerce yıl. Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan 16 yıldızdan her biri geçmişte kurulup yıkılan Türk devletlerini simgeliyor. Bugüne gelindiğinde ise, bu devlet Dünya devletleri içinde nüfusu, ekonomik gücü, askeri gücü ile ciddi bir yere sahip.

Dünyanın 17. ekonomik gücü 70 milyonluk nüfusu ile 27. sırada, askeri gücü ile 47 arasında. Bu sıralamaya rağmen ülkemiz Dünya siyasetinde ve çevre ülkelerle olan münasebetlerinde pek sözü geçen, konuştuğu kaale alınan ülke durumunda değil.

Özellikle Hıristiyan dünyası yönümüzü hep Batı’ya dönmemize ve AB’ye girme çalışmalarımıza rağmen bize karşı önyargılı, bazen hasmane gelebilecek bir tutum bile sergileyebiliyor. Peki, neden bizi anlamıyorlar? Neden biz kendimizi anlatamıyoruz?

Bu soruların cevabı ŞAHSİYETLİ DIŞ POLİTİKADA yatıyor. Şahsiyetli dış politika yapabilmek için önce kendine güven, TARİH ŞUURU, MİLLİ ŞUUR, Devlet adamlığı lazım. Tanzimat'tan beri kendine güvenini kaybeden TÜRK AYDINI, DİPLOMATI, DEVLET ADAMI, başkalarının bizi aşağılamasına gerek kalmadan kendi kendimizi aşağılamıştır.

“BİZDEN ADAM OLMAZ”, BİZİ KİMSE DİNLEMEZ inancımız, kültürümüz bir işe yaramaz deyip baştan TESLİM OLUNMUŞ. Bu teslim olma sonucunda şahsiyetimiz kaybolarak yerine şahsiyetsiz, ciddiyetsiz, TESLİMİYETÇİ bir politikayı ortaya koymuşuz.

Hatırlayın! AB'nin diğer aday ülkelerden istemediklerini bizden istemesi, hatta dayatması, bize karşı çifte standart uygulaması karşısında tam teslimiyetçi bir politika izlemiştik.

Uluslararası TERÖR'den etkilenen ABD ve AB ülkeleri, bize bölücü terörü ihraç ederken de, beslerken de sesimizi tam çıkaramadık. Amerika’nın IRAK'I işgalinden sonra ülkemizde yüzlerce şehit verilmesine neden olan bölücü terör IRAK'TA korunmaya, gelişmeye devam etmiş, yine şahsiyetli bir dış politika izleyememiştik.

Hatta askerlerimizin başına ÇUVAL geçirildi, yine şahsiyetimizi ortaya koyamadık.

Ermeniler’in en son Karadağ ve Hocalı katliamları ortada iken, sürekli SOYKIRIM yalanını ortaya atanlara, yasa kabul edenlere karşı da şahsiyetli bir politika ortaya koyamadık.

Kıbrıs'ta ÇÖZÜMSÜZLÜK ÇÖZÜM değildir diyerek ÇÖZÜMÜ sağlayacakmış gibi davrandık ama bir arpa boyu yol gidemedik. Sorun aynen duruyor. Yunanistan'la sorunlar duruyor.

Irak'taki bölücü yuvalarının dağıtılmasına karşı sonuç alabilecek bir politika ortaya koyamadık.

Oysa bunlar ülkemizi doğrudan ilgilendiren, hayati derecede önemli olan dış politika sorunlarımız.

Türk Devleti savaş yerine barışı, haksızlık yerine adaleti, savunmak durumundadır. Bizim milletimize daima mazlumun yanında yer almak düşer. Mazlum kim olursa olsun, hangi inançtan olursa olsun bizim için fark etmez, etmemelidir.

İsrail Ortadoğu’da tartışmalı bir şekilde kurulmuştur. Kurulduğu günden bu yana 60 yılı aşan süre geçmiştir.

Bu sürede ne kendi halkı, ne de çevresindeki halklar barışla tanışmamışlardır. Bu savaşta akıtılan kanları masum insanların, çocukların ölümü ne İSRAİL'E, ne de FİLİSTİN'E ve ARAP ülkelerine bir yarar sağlamamıştır.

Tarih ders almak için vardır. Tarihten ders almamak demek bir anlamda insanlığını kaybetmek demektir.

Dünya kamuoyuna iletişim imkânlarıyla bile hâkim olunamamaktadır. Dünyada demir perdeler kalmış ve dünya küçülerek bir MEGA KÖY olmuştur. Artık HAK KUVVETLİNİN DÖNEMİ BİTMİŞTİR.

DAVOS'TA hak kuvvetlinindir hastalığını yaşayanlara Sayın Başbakan güzel bir cevap vermiştir. Üç hafta önce yazdığım yazıda, bize neye mal olursa olsun DAİMA haklının yanında yer almalıyız, demiştim. Korkaklığa, yılgınlığa teslimiyete gerek yok. 70 milyon insan şahsiyet istiyor. Hakkı haklıya teslim edelim diyor.

Özellikle milletimizi ilgilendiren iç ve dış politikada da ŞAHSİYET ve aynı dirayeti istiyor. Özellikle dış politikada sen ben olmaz, kararsızlık olmaz. Liboşluk, döneklik hiç olmaz. Kararlı, adaletli, barıştan yana, teslimiyetten uzak bir politik duruş, saygınlığımızı artırır, şahsiyet kazandırır.

Siyasetimiz, aydınımız, bürokratımız, yazar ve çizerimiz bence buna dikkat etmelidir. Başbakanın “EFELENMEDEN DİK DURMAK” sözü güzel bir sözdür.

06.02.2009

Bu yazı toplam 598 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim