• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara -2 °C

SALDIRGAN AYILARA GÜÇLÜ BİBER GAZI, TÜRKÜ VE KAÇIŞ PLANI…

Suat Tosun

Şubat ayı içinde TBMM gündeminde bir soru önergesi…

Yabani hayvanların saldırılarına karşı alınacak tedbirler ne olmalıdır?

 Orman ve Su İşleri Bakanı sayın Prof. Dr. Veysel EROĞLU’dan alınan yanıt ise: Ayı ve kurtlardan korunma yolları olarak,  ıslık çalmak, sesli türkü söylemek ve biber gazıyla uzaklaştırma yöntemleri… Bu yanıt başta önergeyi veren Artvin Milletvekili Sayın Uğur BAYRAKTUTAN olmak üzere ulusal ve yerel medya, Artvin, Erzurum, Bayburt illeri avcılık derneklerince hayali ve yaban algısı zayıf bir yanıt olarak yer aldı. Sayın Bakanın, top, tüfek dururken, fazlaca hayvan sever, “doğada, önce insan gelir” gerçeğinden uzaklaşmış, pratik gözükmeyen bu yanıtı, bana da ilk anda basitçe savuşturulmuş bir çözüm gibi gelmişti. Oysa yaban hayatı uzmanı sayılmasam da internetten önemli bilgilere erişmem hiçte zor olmadı. Sonuçta Bakanlıkça verilmiş yanıtın şuanda verilebilecek en doğru bir görüş olduğuna hemfikir oldum.

 Bugün kuzey yarımkürede yayılmış 250 bin civarında boz ayı nüfusu bulunmaktadır. Türkiye de ise 3000-4000 adet arasında bulunduğu tahmin edilmektedir. Dünyanın evrim tarihinde ilk ayı bireylerinin 20 milyon yıl öncesinden ortaya çıktığı belirtilmektedir. Yani 250-35 milyon yıllar öncesinden yaşamış dinazorlar kadar eski olmasa da en eski ev sahiplerinden…

Yaban hayatı araştırmalarına göre, boz ayıların yaşam alanlarının daralması, bölünmesi, hayvanların aç kalması, günden güne insan aktiviteleriyle kesişen yaban hayatı patikaları, bozulan psikolojilerini düşününce, insanlara yakışan kararların hoşgörülü paylaşımdan geçtiğini görmekteyiz.

 

FRANSADA PİRENE AYI LARI NIN PRESTİJİ…

 

 Ekolojik piramidin tepesindeki ayı, Pirene Dağlarında şemsiye bir tür olarak kabul edilir. Bugünlerde Fransa çevre dergilerinden birinde, bir sivil toplum kuruluşu olan FERUS COUNTRY BEAR’ın Fransa Cumhurbaşkanı Sayın François HOLLANDE’den Pirene ayılarının korunması üzerine artık bir pozisyon alma zamanının geldiğini duyuruyor. Zira Fransada, 30 yıldır özellikle tüm Cumhurbaşkanları, Pirene ayılarının korunması üzerine aktif politika göstermişler, etkili olmuşlardır.1982 yılında François MİTTERAND şahsen, hiçbir Avrupa direktifi olmaksızın boz ayıları koruma politikasını başlatmıştır. Sonrasında Sayın CHİRAC ve SARCOZY zamanında ayı nüfusu sayılmış, her bireye kimlik bile verilmiştir. Ancak şimdilerde dişi ayı nüfusu azaldığı için endişe duyulmaktadır. Romanya’dan ayı transferi konusunda ilişkilerin sürdürülmesi arzulanıyor.

 

AYILARA BİBER GAZI VE OLASI KAÇIŞ PLANLARI

  T24 Bağımsız internet Gazetesinden Sayın IŞIL ÖZ’ün köşe yazısında, Kuzey Doğa Derneği Başkanı Sayın Doç. Dr. Çağan ŞEKERCİOĞLU ve Sayın Dr. Emrah ÇOBAN biber gazı konusunda açıklamalarda bulunmaktadır. Kanada Calgary Üniversitesi’nin bir araştırması, 66 vakayı inceledikten sonra, ayı biber gazının çoğunlukla işe yaradığını bildirmektedir. Tabii ki, bu son çaredir. En önemlisi ayıyla karşı karşıya gelmemektir. Adı geçen akademisyenler, ayılar için özel üretilmiş biber gazını tavsiye ederken, bu gazın muhtemelen şu anda Türkiye’de piyasada olmayabileceğini vurguluyorlar. Counter Assault veya UDAP 2-15 milyon SHU gücünde, yüzde 2-15 Capsaicin içermektedir. ABD’de satılanlar EPA onaylı olmak zorundadır. 7,5 metre uzağa bulut olarak püskürtülmeli, en az 6 saniye boyunca sıkılabilmeli ve son kullanma tarihi geçmemiş olmalıdır. Biber gazını uzaktan bakan ayılara sıkmayın. Eğer üzerinize geliyorsa, ayı 15 metre uzaktayken ona doğru sıkınki ayı içine doğru yürüsün. Yaklaşmaya devam ediyorsa, tekrar kalanının hepsini sıkın. Eğer hala geliyorsa  tüm gücünüzle bağırın.,kaçmayın,ayı yakalayacaktır. Saldırı devam ediyorsa ve ayı ufak ayı ayıysa tüm gücünüzle vurun. Büyükayılarda ise boynunuzu elinizle kapatıp top olun, hareket etmeyin ve dua edin.

Kuzey Doğa Derneği, bu hayvanlara karşı korunma için en emin yolları açıklarken; ayıların olacağı ortamlardan uzak bulunmak, ormanda misafir olanın insan olduğu ve sizin varlığınızın hayvanın kendisini güvende hissetmemesine yol açtığının bilinmesi gerekmektedir. Genelde ayı saldırılarının iki tipi vardır. Birincisi, arı kovanları,  alabalık havuzları,  evcil hayvanlar gibi yiyecek kaynaklarına, meyve bahçelerine saldırı. Bunların etrafının elektro-şok telçit sistemi ile çevrilmesi şart bir örneği Bolu –Aladağ’da Araştırma Ormanında mevcuttur. 2inci tip saldırı,  insana saldırıdır. Bu hemen her zaman ayının korkmasından ve kendini koruma içgüdüsünden kaynaklanmaktadır. Aslında yeme amacı bulunmamaktadır. Ayıyı silahla kalbinden vursak da onun yaklaşık 30 saniye yaşayabildiği bir gerçektir. Bu süre ise, ayının sizi parçalaması için yeterlidir.   Yaralı ayıya arkamızı dönüp kaçmak ise çok tehlikelidir. Burada da biber gazı devreye sokulmalıdır.

Uzmanlık alanı; boz ayı, kurt gibi etobur memeliler olan biyolog Dr. Özgür Emre Can ve Ark. 2006 yılında Artvin Yöresinde yürütülen dış kaynaklı bir projenin sonucunda Boz ayıyla birlikte yaşam rehberi hazırlamışlardır. Bu rehber içindeki eylemler özetle şöyle: Sakin olun, ani hareket etmeyin, arkanızı dönmeden yavaşça yürüyerek uzaklaşın. Boz ayı çok yakın mesafede karşınızda ise,  olduğunuz yerde kalın, normal bir ses tonunda konuşun, ancak kesinlikle gözlerinin içine bakmayın. Boz ayı saldırıya geçerse, parmaklarınızı birbirine kenetleyip ellerinizi boynunuzun arkasına koyun ve cenin vaziyeti alıp ölü taklidi yapın, Bu şekilde yüzünüzü ve iç organlarınızı koruyabilirsiniz. Son söz olarak,  hem kendimizi ve hem yaban hayatını korumak için ayıyla birlikte yaşamayı öğrenelim.                 

 

BİR NEŞELİ VE BİR ACIKLI ANEKDOT                               

    

Benim boz ayıyla tanışmam, 1958 yılı olmalı… Ramazan Bayramında Mudurnu Musalla Mah. Hacı Şakirler Konağının ara sokağında elinde tef ile orta boylu bir ayı oynatıcısının peşinde biz ilkokul çocukları dolaşıyoruz. Parayı veren ayının sırtında. Çok dar bir sokağın içindeyken ayının sırtına binmem ile kendimi yerde bulmam bir oldu. Bayramlıklar çamur içinde…

1981-1993 yıllarında Bolu –Yedigöllere bitişik Ayıkayası Bölgesinde kayın ormanında tohum verimi araştırması için sık sık ayı mıntıkasına gidiyoruz. Kasım ayı ortalarında karlı kayın ormanında,  yaban hayatına ait ayak izleri sergilenir. Ayı ayak izlerini görünce,  üç kişilik silahsız ekibimiz ayıya rastlama endişesiyle ağaçların altındaki ormangülü çalılarını aralayarak EN BÜYÜKAYI,  BAŞKA BÜYÜK YOK! diye ormanı çınlatırdık. Sahadan çıkarken de galvaniz saçtan kapanlarla tempo tutardık…

Galiba 1988 yılıydı. Ayıkayası-Güzerenderesi’nde yol kenarında iri yapraklı bitkilerin arasında iki sevimli ayı yavrusunun cesediyle karşılaşmıştık… Onların ikisini yan yana oturtarak aceleyle bir fotoğraf çekip, onlara yakın olan deneme alanına bu sefer sessizce girip tohum torbalarını toplayıp dodge pikaba dönüşümüz bir fenomendi. Ya civarda yaralı ana babası olsaydı halimiz nice olurdu?      

 

 Ormana çıkıp dolaşmayı özleyen siz doğaseverler, boz ayı ile yolunuzun kesişmemesini diler, saygılar sunarım. Hoşça kalın.

Bu yazı toplam 3850 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim