• BIST 89.496
  • Altın 146,559
  • Dolar 3,6433
  • Euro 3,9136
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 17 °C

ŞAMPİYON OLMAK İSTEMİYORUM

Serkan Erkan

 Birlik beraberlik içersinde tek yürek halinde Güngören Belediyespor'u ağırladık sahamızda.

Bu bütünlüğün içersinde taraftardan basınına, teknik heyetten futbolcusuna, yönetiminden yöneticisine hedef süper lig parolasıyla başladı maç.

Maç öncesi yöneticilerin takımın çıkış tünelinde kortej oluşturması ve son maç konuşmasında bile el ele vermesi takdire şayandı.

Sezon başı kargaşa ortamı içersinde olan yönetim, özlenen ve beklenen resmi verdi sonunda.
Maça gelecek olursak;

İlk yarı açık söylemek gerekirse şampiyonluğa oynayan bir takım anlayışından uzak bir Boluspor gördüm.

Bu kanıya nerden vardım derseniz, oyun kurgusundan kaynaklandığını söylemek isterim.

Levent hoca ne kadarda ofansif oyun oynayacağız dese de, Güngören karşısında defansif ağırlıklı bir kadro sürmüştü sahaya.

Zaten bu oyun anlayışı, sonucunu pozisyon kısırlığı ve cılız futbol olarak verdi.

Örnek vermek gerekirse, Boluspor ilk yarı boyunca sadece bir korner kullanabildi.

Birkaç pozisyon haricinde varla yok arasında gidip geldik.

Sahadaki ilk yarı kadrosunu performans düşüklüğü açısından değerlendirmek gerekirse, Ramazan'ı ve Yaser'i ilk sıraya koyabilirim.

Ramazan; oyun kurma görevi olarak topu ileri ve kanatlara yayması gerekirken, orta sahada bol bol top çevirmesi sayesinde takımı atağa bir türlü kaldıramadı. Bu eksiklik beni biraz gerilere götürdü. “Ömer Çuğ'un suçu ne?” der gibiydim.

Gününde değil miydi? Yoksa yerini mi yadırgadı? Bilemem ama gerçek Ramazan bu değildi.

Yaser'e gelecek olursak, takımın cılız ataklarında kaleye şut çeken tek kişiydi diyebilirim. Lakin ayakta durma konusunda denge problemi yaşadığı aşikâr.

Hemen her pozisyonda ikili mücadelelerde yerde kalması, hakemin bile ön yargıyla yaklaşmasına, gerçekten kendisine yapılan faullerin bile es geçilmesine sebep oldu.

Yaser Yıldız kalitesini kendide biliyor, ben gerçek Yaser'i görmek istiyorum, bu kumaş onda fazlasıyla var eminim.

İkinci yarı ise tam bir Levent Eriş ekolu vardı sahada.

Ramazan'ı defansa çekti. Murat Önür ve Yaser'in yerine Gökhan ve Caner'i oyuna sokması, dengeleri bir anda değiştirdi.

Defansif takım gitti, ofansif bir takım geldi.

Zaten meyvelerini de toplamaya başladı.

Takım atağa kalkıyor ve gol yollarında sayamadığım kadar pozisyona giriyordu.

Sonuçta 3 gol ve güzel futbolla altın değerindeki puanları hanemize yazdırdık.

Bu satırlardan Gökhan Güney kardeşime bir çift sözüm var.

Yüreğiyle oynayan aslan parçasısın, maç esnasında taraftar söylemlerine kulak asmamanı öneririm, herkes oturduğu yerde futbolu iyi bilirim, ahkâm keserim edasında, Milletin ağzı torba değil büzesin Takma kafana, kulaklarını tıka işine bak.

Takımın bu haftaki kare asları kimler derseniz?

Erdem, Gençer, Landry, Alp ve Fabi diyebilirim.

Herkesin emeğine ve alın terine sağlık diyorum.

Son olarak da!

Biz nedense yıllardır oynadığımız bu ligde başka takımların puan kaybetmesinden medet umduk. O kaybeder bize yarar anlayışı şimdiye kadar sürüp gitti. Şimdi ise ayrı bir hava içersinde puanımızı alıp işimize bakıyoruz, Bunu alışkanlık haline getirmek ve özgüvenimizi kaybetmemek ümidiyle aslanlar gibi mücadele ediyoruz.

Bu yolun sonunda şampiyon olmak istemiyorum.

Bir ya da iki, ne fark eder?

Saygılarımla………..

05.04.2011


Bu yazı toplam 1415 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim