• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 16 °C

Sanal alemden dipnotlar-16

Serkan Erkan

            02.08.2004

Hava nasıl atılır

Şimdilerde herkesin derdi bu... Hava atmak, caka satmak. Eğer öyle olmasaydı aldıkları maaşla zor geçinen insanlar milyarlarca liralık otomobilleri satın alıp, büyük bir yük altına girerler miydi?

Etrafınıza bir bakın, tüketim çılgınlığı had safhaya ulaşmış. Hepsi ihtiyaç mı? Elbette değil. Öncelikli amaç fiyaka... Ne olursa olsun, ama mutlaka fiyakalı olsun. Bayılıyoruz buna. Gösteriş yapmaktan inanılmaz haz alıyoruz. Ev hanımları birbirlerine yeni aldıkları fritözleri, mutfak robotlarını gösteriyorlar. O da yetmezse kızlarının çeyizlerini döküyorlar ortaya...

Erkekler de başka alem. Onların derdi ya araba, ya kadın, ya da para. Bol bahşiş vermek, assolistin ayakkabısından viski içmek, dansözün donuna para sıkıştırmak da hep erkeklere mahsus özgün hava atma biçimlerindendir. Her şey olduğundan daha zengin, daha güçlü ve daha çekici gözükmek için...

Elbette hepsinin bir bedeli var. Hava atmanın bedelide parayla ödeniyor. Ne kadar çok para harcarsanız o kadar havalısınız. Peki ya paranız yoksa? Hava atma zevkinden mahrum mu kalacaksınız? Elbette hayır, az para harcayıpta havalı gözükmek mümkün, işte Fırat kardeşinizden yepyeni taktikler:

1- Çok pahalı bir otomobil satın almaktansa, eski bir Amerikanı tercih edin. Ne de olsa artık LPG sayesinde bu benzin canavarları ile başedebilmek mümkün. Arabaya güzel bir pastacila çektirin. Döşemelerini elden geçirtin ve nikelajlarını parlatın. En yeni ve hızlı arabadan daha fazla ilgi çekeceğini garanti edebilirim.

2- Kendinize taklit bir Rolex saat alın. Kapalıçarşı veya Tahtakale'de rahatlıkla bulabilirsiniz. Merak etmeyin, mesleği saatçilik olmayan biri taklit olduğunu aklına bile getirmez. Yani mesleği saatçilik olan biriyle çıkmadığınız sürece sorun çıkmaz.

3- Kenar mahalle pazarlarının müdavimi olun. Dünyanın en ünlü markalarının en başarılı taklitleri buralarda satılır. Ama dikkat edin, üzerinde dev gibi marka yazan tişörtlerden satın almayın. Ortalıkta tabela gibi dolaşırsanız ve hava atma isteğiniz başkaları tarafından anlaşılabilir. O sebeptendir ki, yazıları küçük olan tişörtleri tercih edin.

4- Pahalı bir alışveriş merkezinde dolaşırken, lüks mağazalardan poşet isteyin. Sizi kırmayacak vereceklerdir. Önceden satın aldıklarınızı bu poşete koyun. Herkes en "baba" yerden alışveriş yaptığınızı zanneder...

5-Çöp torbanız asla cılız ve küçük olmasın. Battal boy çöp poşeti kullanın. Eski gazeteleri buruşturup biraz ıslatın ve çöp poşetinizin içine yerleştirin.Komşularınız boğazınıza ve damak zevkinize fena halde düşkün olduğunuzu ve sizin bir "gurme" olduğunuzu düşüneceklerdir.

6- Elden düşme, yani ikinci el bir laptop bilgisayar alın. Şu aralar fiyatları oldukça uygun. Yenisi 3000, ikinci eli sadece 200 dolar. Kimse bilgisayarınızın içini açıp işlemcisine bakmayacağına göre, foyanızın ortaya çıkma ihtimali de olmayacaktır.

7- Giyim kuşamınızda devamlı açık renkleri tercih edin. Bu sizi olduğunuzdan daha koyu tenli gösterecektir.

8- En çok yakan güneş kreminden alın. Her fırsat bulduğunuzda yüzünüze sürüp balkonda çay için. "Nerede bronzlaştın?" diye soranlara "Devamlı turbo solaryuma giriyorum" cevabını verirsiniz.

9- Bir konuyu derin derin düşünmek istiyorsanız, kalın bir felsefe kitabını yanınıza alın ve güzel bir kafeye gidin. Kitabın ortasını açıp, öküzün trene baktığı gibi bakın. Herkes "Çok derin bir kişilik" olduğunuzu düşünecektir. Ayrıca bu yoldan gelecek karizmanızı da unutmayın.

10- Tatil için yurtdışındaki olanakları değerlendirin. Mesela bu aralar Yunan adaları ve Bulgaristan oldukça ekonomik. Herkes tatil köyü, pansiyon maceralarını anlatırken, siz Yunan adalarında çekilmiş fotolarınızı gösterip 1-0 öne geçebilirsiniz.

11- Gece eğlencesine yalnız gitmeyin. Eğer erkekseniz, bütün paçoz ve sırıtkan kız arkadaşlarınız toplayıp öyle gidin. Unutmayın, diğer kızlar, yanınızdaki kızları neşeli bir halde görürlerse, sizin çok espritüel bir tip olduğunuzu düşüneceklerdir. Bu sayede de piyasanız otomatikman artacaktır. Kızlar için durum biraz farklı. Onlar kız kıza eğlenmeye gitmelidirler. Eğer bu mümkün değilse yanlarına en pasif ve cılız erkek arkadaşlarını alıp dışarıya öyle çıkmalıdırlar. Bu diğer erkeklerin onlara asılmasını bir nebze kolaylaştıracaktır. Evinizde hiç dinlemeseniz bile bir kaç tane klasik müzik cd'si bulundurun. (Mozart, Paganini, Bach vs.) Diğer cd'lerinizi dolapta muhafaza edebilirsiniz. Konuklarınız yalnızken Ferdi Tayfur dinlediğinizi hiç bir zaman bilemeyeceklerdir.

Tercih yaparken dikkat edilecek hususlar:

-Tercih ettiğiniz üniversitedeki öğle yemekleri ucuz, hatta mümkünse beleş olmalı.

-Kalacağınız öğrenci yurdunun kız yurduyla karşı karşıya olmasını sağlayın bu sizin üniversite eğitiminizdeki performansı arttırır.(erkek öğrenciler için)

-Seçtiğiniz bölümün halk tarafından kolay telaffuz edilebilir olmamasına dikkat edin, örneğin Jeodezi ve Fotogametri, Hungaraloji, Papua Yeni Gine dili ve edebiyatı vs. bölümleri seçin, mezun olunca iş bulamazsınız ama havası size yeter, düşünsenize çoğu insan adını bile telaffuz edemezken siz bu okuldan mezun oluyorsunuz bu Madagaskar'a Maliye Bakanı olmaktan bile daha havalı. (Ben oldum ordan biliyorum)

-Sahile yakın turistik bölgelerdeki okulları tercih ederseniz hem okur, hem de baba parasıyla tatil yaparsınız.

-Üniversite eğitiminiz esnasında da açıktaki elektrik kablolarına işemeyin, zira elektrik her yerde elektriktir gene çarpılırsınız .

Hepinize başarılar.

Haftanın fıkrası

Cenaze Namazı

Temel'in annesi ölmüş. Cenaze namazında bir kenarda duruyormuş.

Soranlara:

-Pen cenaze namazi kilmasini pilmeyrum diyormuş.

Bir müddet sonra kayınvalidesi ölmüş. Namazda Temel'i en ön sırada görenler:

-Hani sen çenaze namazi pilmezdun?

-Pu çenaze namazu tegil çi, payram namazu.

İntihar Yemeği

Bir Amerikalı, bir İtalyan, bir de bizim Karadenizli Temel, hep birlikte bir inşaatta çalışıyormuş.

Her gün yemek torbalarını açıyorlar; Amerikalınınkinden Hamburger, İtalyalınınkinden spagetti, bizim Temelinkinden de hamsi çıkıyormuş.

Bir gün, iki gün derken bunlar dayanamamış, yarın da aynı yemekler çıkarsa hep birlikte intihar edelim diyerek, karar almışlar. Ertesi gün torbalarını açmışlar ki ne görsünler; gene aynı yemekler. Hep birlikte intihar etmişler.

Bunların hanımları cenaze töreninde bir araya gelmiş.

Amerikalının eşi: "Söyleseydi yemeği değiştirirdim. İntihar etmesine gerek yoktu" diyerek ağlıyormuş.

İtalyalının eşi de: "Bu kadar basit bir konu için intihar mı edilir. Söylese değiştirirdim" diyerek ağlıyormuş.

Temelin karısı ise; "Aaaah, aaahhh, her gün yemeğini kendi hazırlardı" diyerek ağlıyormuş.

Bu yazı toplam 448 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim