• BIST 83.217
  • Altın 147,255
  • Dolar 3,7734
  • Euro 4,0515
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -3 °C

Sanal alemden dipnotlar -34-

Serkan Erkan

             24.01.2005

Bedel

Bir gün Avrupa'nın ünlü sanat merkezi kentlerinden birinde gezen çocuğun biri bir vitrinde çok hoş bir tablo görür. Tablo bedeli oldukça pahalıdır.

Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile mağazaya gider.

Şanslıdır, tablo hala satılmamıştır. İçeri girer ve tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve "Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum, tüm paramda bu kadar" der.

Ressam bir süre düşündükten sonra, resmi paketler ve resmi satar. Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar.

Mağazada adamın arkadaşları da vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar; "Sen ne yaptın o resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar cüzi bir rakama sattın?"

Adam cevap verir:

"Evet ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi bulabilirdim?..."

GÜNÜN SÖZÜ

Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor, fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar.

NEDENNNNNNNNNNNNNNN?

*Neden dükkanını kapatıp giden esnaf, kapıya "10 dakika sonra dönücem" yazar, ne zaman gittiğini nasıl anlarız?

*Televizyona çıkan insanlar neden kendilerini Türkiye'deki bütün insanların izlediğini sanırlar? Örn: "Şu anda 70 milyon kişi bizi izliyor..."

*Neden bazı kadınlar hem (içlerini gösteren) beyaz pantolon giyip hemde olayı örtbas! etmek için bir çaba harcarlar? Mini etek olayı da buna dahildir...

*Cumartesi ve Pazartesi'nin neden kendi isimleri yoktur?

*Neden öğrenciler ilköğretimin beşinci sınıfına kadar öğretmene "öğretmenim" diye seslenirken altıncı sınıfta bir anda "hocam" diye seslenmeye başlarlar?

*Neden sınavlarda "4 yanlış bir doğruyu götürür" şeklinde bir uygulama ile öğrenciler cezalandırılırlar da "4 doğru bil, bir doğru da bizden" şeklinde bir kampanya başlatılıp zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?

Atasözleri ve Tezatlar

Güzel Türkçemiz o kadar zengin ki hemen hemen yaşadığımız her olayın ardından "ee atalarımız boşuna dememiş" ile başlayan bir atasözü kondurabiliyoruz. Peki atalarımız bizim yaşadığımız olayları önceden biliyorlar mıydı? Cevabı çok basit. Hayır! Onların yaptığı tek şey yaşayabileceğimiz her olayın ardından bize öğüt verici birkaç anı bırakmaktı. Hal böyle olunca ortaya birbiriyle çelişen olayların doğurduğu birbiriyle çelişen atasözleri ortaya çıkmış. İşte böylece her olaya uydurabileceğimiz bir atasözü bulabiliyoruz. Eee hakikaten atalarımız işlerini biliyorlarmış. İşte size birkaç tane örnek :

*Damlaya damlaya göl olur.

Taşıma suyla değirmen dönmez.

*İyi insan lafın üstüne gelir.

İti an çomağı hazırla.

*Bir elin nesi var iki elin sesi var.

Nerde çokluk orda bokluk.

*Fazla mal göz çıkarmaz.

Azıcık aşım ağrısız başım.

*Kervan yolda düzelir.

Balık baştan kokar.

*Söz gümüşse,sükut altındır.

Sükut ikrardan gelir.

*Harama uçkur çözülmez.

Güzele bakmak sevaptır.

*İki gönül bir olunca samanlık seyran olur.

İki çıplak bir hamama yakışır.

*Bülbülün çektiği dili belası.

Bilmemek ayıp değil öğrenmemek (sormamak) ayıp.

*Düşenin dostu olmaz.

Dost kara günde belli olur.

*Erken kalkan yol alır.

Acele işe şeytan karışır.

*Birlikten kuvvet doğar.

Körler, sağırlar; birbirlerini ağırlar.

*Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.

Lafla peynir gemisi yürümez.

*Gün ola harman ola.

Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.

*Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.

Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma.

*İyilik yap denize at.

Merhametten maraz doğar.

*Yüzü güzel olanın huyu da güzel olur.

Yüzü güzel olanı değil huyu güzel olanı sev.

*Akıl akıldan üstündür.

Aklın yolu birdir.

FIKRALAR

PARA ÜSTÜ

Genç adam evlenmişti. Ertesi gün

Arkadaşlarından birine rastladı.

"Nasıl geçti?" diye sordu arkadaşı.

Sorma birader dedi, damat üzüntüyle başını sallayarak. Feci birşey oldu.

Ne oldu?

Gece gayet iyi geçti.

Sabahleyin kalkınca nerede olduğumu hatırlayamadım.

Bekarlıktan kalma alışkanlıkla karımın eline para tutuşturup gitmeye kalktım.

Deme. Peki karın ne yaptı?

O da uyku sersemliğiyle kalkıp paranın üzerini geri verdi...

AKRABA

Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti..

Gazetesine, iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen uyanık foto muhabiri çemberleri aşamayınca, "Yol verin.. Yol verin.. Ben kaza kurbanının oğluyum" diye bağırmağa başladı. Kenara çekilip yol verdiler.. Foto muhabiri yaklaştı.

Arabanın önünde bir eşek yatıyordu. :-))))

Bu yazı toplam 262 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim