• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 20 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 25 °C

Sanat yoluyla çevre eğitimi-2

Mustafa Namdar

Çeşitli kurum ve kuruluşlar, çevreci vakıflar, dernekler kendi etkinlikleri içinde çevre kirlenmesinden, alınması gerekli önlemlere yönelik bir dizi etkinlikler yaptığını biliyoruz. Bir bilim yuvasının olayı ele alışı hele de, geleceğin mimarları genç beyinleri şekillendirecek olan öğretmen adaylarının bu işe soyunması çok önemli. Belki de ana babaların, bizlerin, görevli görevsiz biz büyüklerin yapamadığını, alacakları eğitimlerle çocuklarımız yerine getirecektir.

Sanat Yoluyla Çevre Eğitimi projesinde Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidobiyoloji Anabilim Dalı Doç.Dr. Sn. Okan Kulköylüoğlu ve Yrd. Doç.Sn. Muzaffer Dügel de yer almış.

Çevre ve sanatla biyoloji dalının ilgisi nedir?diye sorabilirsiniz diye başlıyor Kulköylüoğlu sözlerine. Ve devamla; İlk çağların insanları kendi kafalarında tanrılar yaratmış. Duvarları kazıyarak resimler yapmışlar. Geçmişimizi bu alandaki bilim adamlarımızın çalışmalarından anlıyoruz. Çizilen resimlerden, yüzyıllarca yıl öncesinde varolan hayvan ve bitki olduğunu anlıyoruz. İçimizin dışı çevredir. Bugün Bugün dışımıza baktığımızda, doğada varolanların birçoğunu göremiyorsak, bu insanların çevreye olan duyarsızlığından olmalı. Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek, devletin ve vatandaşların ödevidir. Canlıların beslenmesi için buğday ve kirazın ilk yetişme yeri anadoludur. Sanat geçmişi geleceğe taşır. Doğadaki birçok türlerin bugün yok olduğunu görüyoruz. Dünyadaki 9000 bitki türünün 3000 tanesi endemik bitki olarak ülkemizdedir. Hayvan türünde Avrupa’dan 1,5 kat fazlayız. Çevreye olan duyarlılığımız sonucu birçok türün yok olduğunu görüyoruz. Abant’a ait alabalık türü yok olma tehlikesinde.

Çiğnediğimiz sakız 5 yıl, alüminyum 10-20 yıl, plastik 1000 yıl topraktan kaybolmuyor. 1 sigara filtresi 2 yıl topraktan kaybolmuyor ama, bir meşe ağacı 72 kişinin yaşam için oksijenini sağlıyor. Çevreye bakışını artık değiştirmeliyiz. Doğayı kendimize değil, kendimizi doğaya uydurmalıyız. Küresel ısınma sonucu tedbirlerimizi almalıyız. Suyumuzu kullanmada, ormanlarımızı korumada, sanayi atıklarımızda çöplerimizin dökülmesinde çok dikkatli olmalıyız diye özetleyerek bitirdi.

Kulköylü’den sonra konuşmacı olarak Üniversitemizden Yrd.Doç.Sn. Muzaffer Dügel söze başladı. Bir araştırma yapmışlardı Bolu’nun gölleri ve akarsularına ait. Ön araştırmalar yapılmadan her istenen yerde baraj, termik santral, çimento fabrikasının kurulması sonucunda çevre dengesinin bozulmasına işaret etti. Doğada varolan milyonlarca bitki ve hayvan türünün kaybolduğunu ve dengenin bozulmasına neden olduğunu söyledi. Bir solucanın yılda 69 ton toprağı havalandırdığı düşünülürse, doğada varolan türlerin önemi daha iyi anlaşılır. Bugün göllerimizin kuruması, suların çekilmesi tamamen küresel ısınmaya bağlı değil. Yeraltı sularının kaybı, tarım sulamak için bilinçsizce çıkarılan artezyenler nedeniyledir.

Araştırması yapılmayan yerlerde kurulan barajlar, bitki türlerinin yok olmasına sebeptir. Su mecrasının değiştirilmiş olması, o havzadaki yeraltı su kaynaklarının yok olmasını sağlar.

Büyüksu merkezden çıkıştan itibaren Beypi’yi geçtikten sonra, Çatakören Köyü’ne kadar olan bölümde yapılan incelemelerde, işletmelerin sanayi atıkları, evsel ve kanalizasyonlar, arıtmaların çalıştırılmaması sonucu kirlidir. Belediyece başlatılan kollektör çalışmalarının sonucunu göreceğiz. Günümüzde kendini temizleyen akarsuyumuz yok dedi. Bilgilendirmede bir konuk vardı. Okan Üniversitesi’nden Muhittin Karaoğlu. Çevreyi en çok etkileyenin savaşlar olduğunu söyledi. Çevre ile ilgili karikatürlerine ait Cd’yi izledik. Savaş ağırlıklıydı karikatürler. Doğaya ve insanlara verdiği zarar anlatılıyordu anlamlı ve düşündürücü.

Sonunda İlköğretim Okulu öğrencileri arasında sponsorluğunu Kızılay Bolu Şubesinin yaptığı şiir-kompozisyon dalında dereceye girenlere ödülleri verildi.

Bu program uygun zamanlarda tüm ilköğretim okullarında uygulanmalı diye düşünüyorum. Emeği olanlara teşekkürler.

***

Gazetemizin değerli Köşe Yazarlarından Sn. Raif Yavuz’un oğlu Hürriyet Yavuz, elim bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetmiştir. Merhuma Allah’tan rahmet, kederi ailesine ve yazarımıza başsağlığı dileriz.

01.11.2007

Bu yazı toplam 325 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim