• BIST 99.292
  • Altın 237,287
  • Dolar 6,1419
  • Euro 7,2263
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 12 °C

SANDIKTA NEYİ OYLAYACAĞIZ?

SANDIKTA NEYİ OYLAYACAĞIZ?

Pazar günü sandıktayız, hemen bütün muhalefet partilerinin düşüncesine göre iktidarın güvenoyu oylamasına dönüşen bir seçim, kimilerine göre ise Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ve Anayasa Mahkemesinin (AYM)'nin yasama üzerindeki egemenliğine son verecek bir halkoylaması. Siyasi partilerin AK Parti ve Saadet Partisi dışındaki tamamı, başta CHP ve MHP olmak üzere halkoylamasının iktidarın gizli emellerine hizmet ettiğini Yüksek Yargı üzerinde AK Parti'nin gizli bir ajandası olduğunu iddia ediyorlar. Bu bağlam da genel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasaları üzerinde bir inceleme gerçekleştirdik.

Tarafsız bir gözle, halkımızın 12 Eylül'de neyi oylayacağına çok genel ve kuşbakışı bir değerlendirme yaptık. En azından Bolu Gündem okuyucularına bir fikir verelim dedik. Değişiklik içeren maddeler neyi içeriyor, özellikle HSYK ve AYM'nin yeniden yapılandırılmasında eğer değişiklikler kabul edilirse ne gibi faktörler belirleyici olacak, onları kısaca inceledik.

Ülkemizde, bugüne dek 4 Anayasa kabul edilmiş.

1982 Anayasası bunlardan dördüncüsü. Diğerleri ise 1921, 1924 ve 1961 Anayasaları.

Ancak ülkenin iktidar sahiplerinin bir alışkanlığı var, buna temayül de diyebilirsiniz, ya da günün icaplarına göre yapılan revizyon…

Kabul edilen anayasalarda ilerleyen yıllarda mutlaka değişiklikler, revizyonlar ve düzeltmeler yapılıyor.

Bu değişiklikler, ilerleyen yılların gereksinmesinden mi kaynaklanıyor, yoksa Anayasaların ilk kabulünde özgürlük kemerlerinin sıkı sıkı tutulması mı amaçlanıyor?

Yoksa bir müddet sonra kemerleri gevşet adına kimi değişikliklerin gündeme gelmesi mi?

Ya da her siyasi iktidarın kendi siyasal görüşlerine göre Cumhuriyetin Yüksek Kurumlarından başlayarak yukarıdan aşağıya toplumu yeniden biçimlendirmeye yönelmesi mi?

Bu birbirinden oldukça farklı örneklerin tespitlerin yorumunu okuyucuya bırakıyoruz.

Buna göre;

1921 Anayasası; 1923 Yılında değişikliğe uğramış.

1924 Anayasası ise 1928-1937 Yıllarında değişikliğe uğramış.

1961 Anayasası ise 1971-1973 Yıllarında değişikliğe uğramış.

1982 Anayasasının hikâyesi ise diğerlerinden çok farklı.

1982 Anayasası tam 16 kez değiştirilmiş.

1987-1993-1999(A)-1999(B)-1995-2001-2002-2004-2005 Yıllarında bilinen 16 kez.

12 Eylül 2010'da ise 17'nci değişiklik halk oylamasına sunulacak.

Tabii burada akla ister istemez bu kadar değişikliğin yerine, yeni bir değişikliğin daha eklemlenmesi mi, yoksa tamamen sil baştan yeni bir Anayasa mı sorusu akla getiriyor. Son iki anayasanın 1961 ve 1982 anayasalarının bir benzerliği var. O da her iki anayasanın askeri cunta ürünü olması. 1961 Anayasası, 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra, askeri diktatörlüğün oluşturduğu kurucu meclis tarafından üretilmiş. 1982 Anayasası ise yine askeri diktatörlük tarafından oluşturulan Danışma Meclisi'nin ürettiği bir anayasaya. Üstelikte Milli Güvenlik Konseyi'nde son şekli verilmiş ve bilahare askeri diktatörlük koşullarında anayasa halkoyuna sunulmuş.

Kısaca 27 Mayıs 1960 Kurucu Meclis. 12 Eylül 1980 Danışma Meclisi ve bu oluşan kurulların ilgili komisyonlarının anayasaları.

***

1921-24 ANAYASALARI CUMHURİYETİN İLK SİVİL ANAYASALARI

1921 ve 1924 Anayasaları ise Türkiye'de Cumhuriyet döneminde, TBMM tarafından yapılan ilk ve son anayasadır.

Şimdi isterseniz, yine çok kısa 1921 ve 1924 Anayasalarını inceleyelim, daha doğrusu bu anayasaların yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ilişkinin nasıl tesis edildiğini irdeleyelim. 1921 Anayasası (23+1) maddeden oluşan çok kısa ve o günkü somut koşulların en acil gereksinmelerini gidermeye yönelik olarak oluşturulmuş kısa bir anayasa metni. 1921 Anayasası'nın en temel özelliğini “Yürütme erki ve yasama yetkisi milletin tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi'nde bulunur ve toplanır.” maddesi belirler.

21 ANAYASASI BİR "İCRA VEKİLLERİ HEYETİ" OLUŞTURMUŞTUR

21 Anayasası güç bileşkesini yasama ve yürütme kuvvetlerini birleştirmiş ve ikisini de tamamen Büyük Millet Meclisine vermiştir. Ve dolayısı ile Bakanlık Kurulu ve ayrı bir kuvvet organize edilmemiş ve oluşan heyettekilere vekil, geneline ise icra vekilleri heyetidir denilmiş. Zaman zaman günümüzde de bakanlara “vekil” diye hitap edilmesi geleneği 1921'lerden bu yana süren bir hitap alışkanlığının ürünüdür.

21 ANAYASASI, NEREDE İSE FEDERALİST BİR ANAYASADIR

Bir de 1921 Anayasası'nın diğer anayasalardan çok önemli farkı da Merkezi yönetim- Yerel yönetim ilişkilerinde neredeyse federalist bir yaklaşım sergilemesidir. 11'inci Madde'de; İç dış siyaset, Şeri'i, adli ve askeri ilişkiler uluslararası, iktisadi ilişkiler merkezi yönetimin, “Vakıf, eğitim, sağlık, iktisat, tarım, bayındırlık, sosyal yardım işlerinin düzenlenmesi ve yönetimi vilayet şuraların yetkisi dâhilindedir” denilmektedir. Ve getirilen “genel müfettişlik” kurumu ile de yerel yönetimlerin kontrol ve denetimi sağlanmaktadır.

İkinci Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kabul ettiği 1924 Anayasası ise yasama-yürütme-yargı erklerinde ki 21 Anayasası'nda ki yaratılan katı bileşke ile günümüz cumhuriyetlerinin benimsediği “Kuvvetler Ayrılığı” prensibinin arasında bir geçiş anayasasını andıran maddelerle donatılmıştır.

1924 Anayasası, yani bugünde çok tartışılan hatta 12 Eylül 2010 referandumunda muhalefetin çok eleştirdiği “Parlamenter Meşruiyet” yasamanın üstünlüğü prensibini gevşetmeye gayret göstermiştir.

24 ANAYASASI BAKANLAR KURULU'NU TESİS ETMİŞTİR

Dolayısı ile ayrıca tesis edilen “Bakanlar Kurulu” artık “İcra vekilleri heyeti” değildir, Kısmen bağımsız yetkilerle yetkilendirilmişlerdir.

Tabi 1924 Anayasası'nın kısmi değişiklikler gösterdiği 1928 Yılı değişikliğinde laiklik ilkesine de vurgulamalar getirilmiştir.

"VALLAHİ"NİN YERİNE, NAMUSUM ÜZERİNE

Buna tipik örnek ise, 1928 yılından itibaren milletvekillerin yemin ederken daha önceki yıllarda yeminlerinin arasında söyledikleri “vallahi” sözcüğünün yerini “namusum üzerine söz veririm” ibaresinin almasıdır.

Ve yine “Türklerin Kamu Hakları” bölümünde yurttaşlara örgütlenme- dernek şirket kurma, mülkiyet hakkı, haberleşme özgürlüğü, can, mal, ırz ve konut dokunulmazlığı gibi kanunlara yer verilmesi de 1924 Anayasası'nın içerdiği oldukça önemli maddelerdir.

Ancak 1937 Anayasa değişikliğinde ikinci maddeye “Türkiye Devleti Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılâpçıdır” şeklinde konulan bir cümle, CHP'nin altı okunu çağrıştırmış ve CHP ile devleti bütünleştiren bir anlam kandırılmıştır. Bu tabii yani 1937 değişikliği çoğulculuk prensibini kökünden yaralamıştır.

***

1961-1982 ANAYASALARINA DAİR KISA KISA

Türkiye Cumhuriyeti'nin sivil son anayasası 1924 anayasasıdır. 1961 ve 1982 anayasaları bilindiği gibi askeri darbeler sonrası hayata geçirilen kamuoyunun, halk iradesinin hiçe sayıldığı anayasalardır.

ANAYASALAR SÖZ EKONOMİSİ YAPMALIDIRLAR

Anayasalar kısa ve öz olma; söz ekonomisi yapma durumunda olmalıdırlar. 1961 ve 1982 anayasalarında ise bu kurala uyulmadığı gibi, anayasaların özüne 1960'da ki Milli Birlik Komitesi'nin, 1980'deki Milli Güvenlik Konseyi'nin sosyal siyasal görüşleri ve bunların dayandıkları çevrelerin çıkarları damgasını vurmuştur.

Her iki anayasada ise öne çıkan unsurlar birbirinden farklıdır. 1961 Anayasası'nda (“…Hürriyete, adalete ve fazilete âşık evlatlarımızın uyanık bekçiliği”) gibi ifadeler anayasa metnini romantizme sürüklemiş.

82'DE TÜRK-İSLAM SENTEZİ HAVASI VAR

1982 Anayasasında ise, “Kutsal Türk Devleti”, “Ölümsüz önder ve eşsiz kahraman”, “ Kutsal din duyguları” gibi ibareler mevcut anayasanın bundan sonra gelen maddelerini biçimlendirmiştir. Ve bu üçleme; “Kutsal Din, Kutsal Devlet ve ölümsüz önder” üçlemesi 1982 Anayasası'na bir Türk İslam Sentezi havasını vermiştir.

Bu kutsal sayılan üçlemenin biçimlendirdiği anayasada elbette; Yurttaş hakları, kuvvetler ayrılığı, düşün ve özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, hak arama yollarının yurttaşlara sonuna kadar açık olması, eşitlik vb. gibi konulara tam açıklık getirmesi beklenemezdi.

TAM 16 KEZ DEĞİŞTİRİLDİ

Ve bu yüzden 1982 Anayasası yukarıda belirttiğimiz gibi 2010 Yılına kadar değişik hükümetlerle ve bir kez de halkoyuna sunularak (Cumhurbaşkanın görev süresinin 5 yıla düşmesi ve Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesi) Tam 16 kez değiştirilmiştir.

BU KEZ 26 MADDE BİRDEN DEĞİŞTİRİLMEK İSTENİYOR

Şimdi 12 Eylül 2010 referandumunda 1982 Anayasası'nın bu kere tam 26 maddesinin değiştirilmesi planlanıyor. Ve bu değişiklik paket halinde bir seferde ve bütün halinde halkoyuna sunuluyor.

Paket, 12 Eylül 1980 Milli Güvenlik Konseyi üyelerinin yargılanmasından, yurttaşların yurt dışına çıkış yasağı konusuna, yüksek yargı organlarının oluşturulmasından Anayasa Mahkemesi üyelik seçimine kadar pek çok maddeyi konuyu içeriyor. Ancak bu değişiklik paketi ile ilgili olarak, daha doğrusu iki maddesinde mutabakat sağlanamadığı için yasa gereği halkoyuna başvuruluyor.

ANAYASALAR BİR TOPLUMSAL UZLAŞMA BELGESİDİR

Anayasalar aynı zamanda bir “Toplumsal uzlaşma” belgesi olarak da tanımlanmaktadır.

Toplumsal uzlaşmanın oluşturulması için referandum bu aşamada zorunlu hale gelmiştir.

****

Aslında siyasi partiler referandum öncesi propaganda döneminde her ne kadar Anayasa değişiklikleri dışında hemen her şeyi konuştularsa da biz gene de bu anayasa değişikliklerinin tartışma yaratan ayrıntılarına beraber girelim istedik.

AYM VE HSYK TARTIŞMALAR BU İKİ YÜKSEK YARGI ORGANINA DAİR

Örneğin; en çok tartışılan konular AYM ve HSYK'nın üyelerinin belirlenmesindeki yöntemler. Bu konuda, eğer referandumda “Evet” oyu çıkarsa muhalefet; seçilecek üyelerde nitelik aranmayacağını, siyasi iktidarın etkisinin belirleyici olacağını iddia ediyor.

İktidar ise yüksek yargı ve AYM'nin yapısının siyasallaştığını ve bu organların oluşma tekniğinin değiştirilmesi gerekliliğinden bahsediyor.

HSYK ve AYM kurumlarının seçilme teknikleri de yetkisini bizatihi anayasadan alıyor.

Bir başka deyişle bu yüksek kurumlara seçilecek kişilerin seçilme yöntemleri yine anayasa tarafından belirlenmiş. Ve bu konu öyle 2010 Yılının sorunu falan değil. 1961 Anayasası'ndan bu yana bu konu gündemdeki yerini koruyor.

1961 Anayasası'nın AYM ile ilgili maddesi 1971'de değiştirilmiş, 1982 'de ise yeniden biçimlendirilmiştir. 2010 12 Eylül referandumunda ise tekrar biçimlendirilmesi önerilmektedir.

***

1982 ANAYASASINA GÖRE AYM ÜYELERİNİN BİÇİMLENDİRİLMESİ

AYM 11 asil, 4 yedek üyeden oluşuyor. Cumhurbaşkanı'nın 3 asil ve 1 yedek üye atama kontenjanı var. Kalan 8 asil ve 3 yedek üyeyi Anayasa Mahkemesine gönderme yetkisine de sahip olan kurumlar ise şöyle;

Cumhurbaşkanı       Yargıtay'dan                        2 asil,                 1 yedek

Cumhurbaşkanı       Danıştay'dan                        2 asil                 1 yedek

Cumhurbaşkanı       Askeri Yargıtay'dan                 1 asil

Cumhurbaşkanı       Askeri Yüksek İdari Mahkemesi'nden  1 asil

Cumhurbaşkanı       YÖK'ten                             1 asil

Cumhurbaşkanı       Sayıştay'dan 1 asil

Cumhurbaşkanı                                           3 asil                  2 yedek

Toplam:                                             11 asil             4 yedek

Burada Cumhurbaşkanının atayacağı üyeler, ilgili kurumların genel kurullarından seçilerek geliyor.

12 EYLÜL 2010 AYM ÜYELERİNİN SEÇİMİ İLE İLGİLİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİSİ

Yargının, muhalefetin bazı STK'ların karşı çıktığı 2010 12 Eylül'ünde ise AYM'nin üyelik sistemi ve biçimlendirilmesi şöyle:

Üyelik 19'a çıkıyor. Buna göre;

TBMM      Sayıştay'dan                   2 üye

TBMM          Barolardan seçilen avukatlar arasından  1 üye

Cumhurbaşkanı  Yargıtay'dan                            3 üye

Cumhurbaşkanı Danıştay'dan                            2 üye

Cumhurbaşkanı    Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nden     1 üye

Cumhurbaşkanı   YÖK'ten                                 3 üye

Cumhurbaşkanı   üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar,AYM raportörlerinden 5 üye

Cumhurbaşkanı  Yurttaşlardan       2 üye

Tabi burada da yüksek yargı organları ve YÖK adayların kendi genel kurulları vasıtasıyla tespit ediyor ve Cumhurbaşkanına öneriyor.

Evet, gürültü koparan konulardan biri bu. Yüksek Yargı organları muhalefet

partilerinin hemen hemen tamamı bu üyelik seçim sistemine göre

Cumhurbaşkanı'nın subjektif davranarak kendi yandaşlarını AYM'ye seçeceğini, böylelikle “Ilımlı İslam” retoriğine göre biçimlendirilecek olan AYM'nin Cumhuriyet'in temel değerlerini yavaş yavaş ortadan kaldıracağını iddia ediyorlar.

İktidar ise AYM'nin sadece hukukçular tarafından oluşmasını katı devletçi tutumun, ülkeyi özgürleştirmeyeceğini buna göre AYM'nin demokratikleşmesini ileri sürüyor.

Tabi kuvvetler ayrılığı prensibinin yasama, yargı ve yürütme erklerinin yasama lehine düzenlendiği de muhalefetin iddiaları arasındadır.

12 EYLÜL 2010 ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE HSYK SEÇİM YÖNTEMİ

HSYK 21 Asil, 10 Yedek üyeden oluşuyor.

Kurulun Başkanı Adalet Bakanı

Adalet Bakanlığı müsteşarı tabi üye…

Buna göre,

Cumhurbaşkanı, iktisat, siyasal, hukuk
konularında ders veren öğretim
üyeleri ve üst kademe yöneticilerinden                       4 asil.

Anayasa Mahkemesi AYM raportörleri
arasından   1 Asil,            1 Yedek.

Yargıtay Genel Kuruldan                            3 Asil,            2 yedek.

Danıştay Genel Kuruldan                            1 Asil,            1 Yedek.

Adli hakim ve savcılarca, birinci sınıf adli
hakim savcılar arasından                          7 Asil,            4 Yedek.

İdari hakim ve savcılarsa birinci sınıf idari
hakim ve savcılardan                              3 Asil,            2 Yedek.

TOPLAM                                          21 Asil                     10 Yedek

HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU DA ANAYASA MAHKEMESİ GİBİ 12 EYLÜL 2010'DA HALK OYUNA SUNULACAK OLAN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİN ODAK NOKTASINDA

Burada da tartışmanın esas konusu HSYK üyelerinin seçim maddesinden kaynaklanıyor.

1982 Anayasası'ndaki HSYK'nın seçim yöntemi

Kurulun Başkanı Adalet Bakanı,

Adalet Bakanlığı Müsteşarı tabii üye.

Cumhurbaşkanı                 Yargıtay'dan             3 Asil             3 Yedek

Cumhurbaşkanı                 Danıştay'dan             2 Asil             2 Yedek'ten oluşuyor.

Burada da Cumhurbaşkanı bu üyeleri Yargıtay ve Danıştay genel kurullarının önerdiği adaylar arasından seçebilecek.

HSYK'nın yeniden biçimlendirilmesinde-ki bu yaygınlık ya da HSYK üzerinde çok farklı yapıların ve Cumhurbaşkanı'nın oldukça etkili olması muhalefet tarafından “subjektivizm” olarak nitelendiriliyor. Ve bunun sonuçlarının siyasi idarenin yargıyı ele geçirmesi olarak değerlendiriliyor. Yasamanın her şeyin önüne geçeceğini, iktidarda kim varsa yargı ve Anayasa Mahkemesi'nde onun borusunun öteceğini, bunun da demokratik ilke ve temayüllere temelden aykırı olduğunu iddia ediyor. İktidar ise HSYK'nın kilidinin çözülmesini farklı yapılardan, farklı hukuki uzmanlardan oluşan bir HSYK görmek istiyor.

Aylardır sürdürülen tartışmaların, mitinglerin, propaganda faaliyetlerinin özünde HSYK ve AYM'nin seçim maddeleri ve yeniden biçimlendirilmesi yatıyor. Tabi meydanlarda siyasetçiler her ne kadar patatesten, PKK'dan, işsizlikten, villalardan, milli gelirden bahsetseler de konunun özü bu.

Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu ve Anayasa Mahkemesi ve bunların yeniden

B İ Ç İ M L E N D İ R İ L M E S İ…

Muhalefetin eleştirdiği bir diğer konuda memurlara sendika ve toplu sözleşme yapma hakkının verilmesine karşın grev hakkının verilmemesi.

Bu konuda da anayasa değişikliği muhalefetin eleştirilerini alıyor. Kamu emekçileri değişikliğin bu maddesinin eksik bırakıldığını öne sürüyorlar. Muhalefet partileri anayasa değişikliği maddelerinin ayrı ayrı oylanmayıp, paket halinde halka sunumundan da rahatsızlar. 26 maddelik bu paketin bir hap gibi blok halinde sunumunu ret ediyorlar.

İktidar partisi ise bu 26 maddenin hepsinin birbiri ile ilintili olduğunu birinin ret edilmesi halinde içeriğin ve bütünlüğün ortadan kalkacağı tezini savunuyorlar. Mührü basarken aslında HSYK ve AYM'nin seçim sistemini oylayacaksınız. Maddelerin yukarıda zikrettiğimiz bir kaçı dışında geri kalan maddelerde hemen herkes mutabık gözüküyor.

HERKESE GÜVENLİ, HUZURLU BİR SEÇİM ORTAMI VE ESENLİKLER DİLERİZ.



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Mantar sezonu açıldı26 Eylül 2018 Çarşamba 00:05
  • Hayvan severler şikayetçi oldu25 Eylül 2018 Salı 14:16
  • Beni öptü dedi, şikayetinden vaz geçti25 Eylül 2018 Salı 14:01
  • Yalanı mahkemede ortaya çıktı25 Eylül 2018 Salı 13:53
  • Kaymakama “Hayırlı Olsun” ziyareti25 Eylül 2018 Salı 13:34
  • Milyonluk vurgun yapan çete yakalandı25 Eylül 2018 Salı 12:11
  • Bolulu sanatçı hayatını kaybetti25 Eylül 2018 Salı 11:22
  • Tartışılan kuranın sonuçları açıklandı25 Eylül 2018 Salı 11:20
  • Kış geldi böyle oldu25 Eylül 2018 Salı 11:15
  • Destek Hizmetlerinden “Bolu Kart” duyurusu25 Eylül 2018 Salı 11:08
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim