• BIST 97.717
  • Altın 144,143
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 12 °C

SANKİ DAHA MUTLUYDUK

Mustafa Namdar

Günümüz teknolojik gelişmesini hayal bile edemeyen insanlar geçmişin yokluğu içinde sanki daha mutlu, daha kanaatkar, daha huzurluydular. Belki ekonomik sıkıntıları vardı. Belki teknoloji bu kadar gelişmemişti. Çamaşırlarını otomatik tezgahları yerine sıra sıra kazanların dizildiği mahalle hoyratlarında yıkıyorlardı. Belki günümüz çeşitli detarjanları yerine çamaşır kişi, soda, çivit kullanıyorlardı, tokaçla ağartmak için. Belki bulaşıkkap kaçak, çatal, kaşık bulaşık makinaları yerine ocak külü ile ovularak parlatılıyordu kalaylı tencereler, bakır sahanlar. Buzdolabı yerine yemekler tel dolaplarda, sular içi sırlı küplerde saklanıyordu ama insanlar daha mutluydular.

Gösterişli tiril tiril desenli kumaşlar yoktu ama olsun! Onlara yetiyordu nasırlı ellerin kınalı parmaklarıyla dokudukları alaca kumaşlaarı kendi el emeği dokuamlar sarıyordu bedenleri. Ankara lastiği çarık yemeniler sıkmıyordu nasırlı ayakları.

Dünyalarını zindan etmiyordu yokluklar. Lüks lokantalar yerine şekerci dükkanlarında çeyrek ekmekle helva veya reçelle gidiyordu açlıkları. Olsum genede yardıma koşmasını biliyordu saf, temiz yürekli insanlar kin ve hasetten uzak...

Çikita muzla tanışmamış insanlar, yıldızlı oteller yerine tahta kerevetler üzerine serili yataklarda tahta kurularıyla geçiriyordu akşamları soğuk hanlarda. Televizyon mu? O da ne siyahı beyazı, renklisi mi vardı evlerde. Pillisi bataryalısı radyolar bile lükstü. Yoktu her evde. İletişim bugunkü imkanlar kadar gelişmediğinden komşuların radyolarından alınırdı memleket haberleri... Göz görmüyordu belki genede, spikerin anlattıklarıyla aydınlanıyordu dünyaları insanların.

Ya radyo gibi kitle iletişim aracı olmayanlar? Onlar da bulmuştu hayatın tadını çıkaracak oyunları. Kötü keyif taşımanın anlamı varmıydı? Gelenek göreneklerin içindeydi cezalı kös, arap, yüzük oyunları gibi uzun gecelerin tadı çıkarılırdı muhabbetler, sohbetlere. Yenilir içilir dertde sevinçde paylaşılırdı dostlar arasında.

Ramazan aylarında özellikle sabahlara kadar çalışılırdı ayakkabıcılarla terziler bayram siparişlerini yetiştirmek üzere.

İnsanlar birbiriyle barışık. Nasıl ki iki  el bir gövde içinse komşuluk ilişkilerinde insanlar sevgi ile komşuluk görevlerini pekiştirmeye çalışıyorlardı el ele birlik içinde geleceğe koşarak...

Ya şimdi! Erkek kadınıyla evlat ailesiyle barışık değil. Başkan partisiyle, parti seçmeniyle, seçmen seçtiğiyle barışık değil. Siyaset tek elde, düşüncenin hükmü yok. Sevgi mesajları yerine vur beline kazmayı misali, belden aşağı vurmalarla veriliyor hamasi söylemler. Sanki herkes kavga içib birlik olmuş, tırnak kaşıyor gibi. Mutluluk mu, huzur mu, sevgi saygı, dirlik birlik beraberlik, hakça paylaşım araki bulasın.

Dünya geniş olumş ayakkabı darsa neye yarar...

Bu yazı toplam 520 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim