• BIST 97.583
  • Altın 145,649
  • Dolar 3,5726
  • Euro 3,9955
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 15 °C

Şaşırtan nezaket

Mustafa Namdar

            13.07.2005

Olması gereken doğal davranışlarla karşılaştığımızda, şaşırmaya başladık. Herkesin kendine göre, kabullendiği doğrular sonucu, yaşanan karmaşaya alışan insanlar, herkese göre doğru olan bir eylemle karşılaştığında, inanın ne yapacağını şaşırıyor. Hani tarihten akıp gelen gelenek göreneklerimiz, örf ve adetlerimiz, kültürümüz vardı ya. Son dönemlerde yitirdiğimiz nazik davranışların mayasını oluşturan sevgi ve saygı vardı ya. "Gücü yeten güccük eşşeğe" anlayışında filizlenen magandacı davranışların sonucu, kaybolmaya başladı diyorduk ya, meğer kaybolmamış.

Nasıl mı? Şu son günlerde mevsim özelliklerine hiç de uymayan yağmurlar. Kırk ikindiler ya da, Nisan yağışları olarak bilinen yağmurlar, biçimde Haziran, Temmuz’a sarkarak kendini göstermeye başladı.

Yağmurlar; kentlerde alt yapının ne konuda olduğunu ve asfalt yolların ne kadar düzgün yapıldığının göstergesi gibidir. Yağmur yağar, kimi yerleri su basar. Yağmur yağar, bereket yerine mahsule zarar verir, kimi yollarda da gölcükler oluşturur. Yağmur yağdı diye hasat durmuyor. Kimileri şemsiyenin altında nefes nefese, kimileri de yağmur sonu güneşli havada toprak kokusunu içine sindire sindire gideceği yere ulaşmaya çalışır. Kafalarda binbir soru. "Doluya koyuyorsunuz almıyor. Boşa koyuyorsunuz dolmuyor." Yaşam terazisini dengeleyebilmek için, ince hesaplarla boğuşurken, olanlar oluyor. Yanınızdan geçen bir otomobil, şehir içi hıza meydan okurcasına, dalıveriyor asfaltta oluşan gölcüğün içine. Yerden yağan su zerreciklerinin serinliği ile uyanıyorsunuz hayal aleminden. Üstünüzü başınızı batmış gördüğünüzde, başlıyor sürücünün ailesiyle ilgili hatır sormalar...

Böylesi günlerde, otomobil sürücülerinin olabildiğince özgür davranışlarını yaşadığım olaylardan gerekli dersimi aldığım için, su birikintilerinin olduğu yerlerde, otomobille kesişmemek için, adımlarımı ayarlamaya çalışırım.

İşte böyle birgün, Konuralp Caddesi’nde ilerliyorum. Köroğlu Tıp Merkezi’ne geçtim, su birikintilerini kollayarak yürüyorum. Arkamdan hızla gelen bir otomobil, faş diye dalıyor suyun içine. Sınırı geçtiğimden üzerimde başımda oluşan bir kirlenme yok. Ucuz atlattık diye düşünüyorum. Ya biraz geç kalsaydım!? Üstten yağmur, alttan çamur, üzerinizde açık renk giysi..!

O da ne? Yanımdan geçen otomobil, biraz ileride duruyor ve geri geri gelmeye başlıyor. Herhalde tanıdık biri diye düşünüyorum. Yaklaşık 25-30 yaşlarında bir genç. Camı açıyor, son derece üzgün bir tavırla "Özür dilerim! Özür dilerim! Bir ara dalmışım, farkedemedim, zarar verdim mi? Üzerinize su sıçradı mı? Bağışlayın! Gerçekten üzgünüm!" dedi.

Şaşırmıştım. Günümüzde böyledi kaldı mı? diye şaşkınım. Belki de dikiz aynasından tavrımı görmüş, ne demesini istiyorsun der gibi geldiğini beklediğimden şaşırmıştım. "Yok birşey! İlginize teşekkür ederim. Gerçekten birşeyim yok" dedim. Nezaketi herşeyi unutturmuştu. "14 ED" plakayı bile tam alamadım. Teşekkürler delikanlı.

Nezaketi elden bırakmayanların da olduğunu görebilmek ne güzel. Teşekkürler.

Bu yazı toplam 242 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim