• BIST 1.418,030
  • Altın 481,17
  • Dolar 8,5050
  • Euro 9,9850
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 14 °C

Sayın Tanju başkan Vur Fakat Dinle!

Cevat Özsoy

 

Geçen hafta Belediye Başkanımız Tanju Özcanbir konuştu pir konuştu diyebilirim. Ülkemiz de, adeta, yer yerinden oynadı. Hemen hemen tüm ulusal kanallar da Bolu ve Bolu Belediye Başkanı hakkında müspet menfi yorumlar yapıldı. Ben bile Bolu’nun ismi geçtikçe mutlu oldum.

Meseleye PİAR çalışması olarak baktığımız da, başarılı bir çıkış olarak değerlendirebiliriz. Gerçi, kendi partisi ve yapılan yorumlar da beklediği desteği bulamasa da, sosyal medya âdete patladı, destek yağmuruna tutuldu.

Bura da biz, insanların yabancılar ile ilgili farklı düşünmelerini, onların gitmelerini istemelerini, bir yerde, anlayışla karşılayabiliriz; ama bunu şiddet ve öfke diline dönüştürmelerini anlamakta zorluk çekiyoruz. Hâlbuki tarih boyu hicret yurdu olan ülkemiz insanına bu şiddet dili ne derce yakışıyor,? Nasıl Bu duruma geldi, bilemiyorum.  Bunun sosyolojik nedenleri araştırılması lazım.

Bu araştırmayı ilgililere bırakıp, Bolu’daki yabancılarla ilgili gözlemlerimi ve bazı gerçekleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle şunu belirteyim ki, Bolu tarih boyunca pek göç almamış, kendi yağıyla kavrulan sakin bir ilimiz. Pek göç almadığı için de, başka illerden gelenleri bile hep yabancı olarak görmüş; hele böylesi başka ülkelerden gelenleri caddelerde gördüğünde afallayıp, “ne oluyoruz” diye tepki gösterdiğine şahit oluyoruz. Bir yerde bunu doğal karşılıyoruz. Zaten Başkan Özcan’da gelişen bu tepkiyi dile getirdiğini söylüyor.

Bura da, bilhassa idarecilerin, duygusallığı bırakıp “ bu yabancılar Bolu’ya fakirlik mi getiriyor, yoksa şehrimize zenginlik mi katıyor? Bizce işin bam teli burada…

Ben, bu konu da iddialı bir cümle kurarak diyorum ki, Bolu, ülkemize gelen yabanların imkânlarından en fazla yararlanan illerin, belki de, en başında gelmektedir. Çünkü Bolu, iş gücünün az olması, hayatın pahalı olması gibi nedenlerle imkânları kısıtlı Suriyeli göçmenler için pek cazip değil. Genel de Bolu’ya, başkanımızın dediği gibi, Iraklı sığınmacılar geldiler.

Bu Iraklı göçmenler, genelde, Saddam rejiminin üst düzey bürokrat, asker ve karakol görevlileri. Rejim yıkılması ile canlarını korumak için, biraz da Amerika’nın desteği ile geçici olarak ülkemize sığındılar. Zaman içinde bazıları birleşmiş millet kararı ile Amerika ve Kanada’ya gittiler; fakat birçoğu da, aileleri ile beraber, şehrimizde kalmayı yeğlediler.

Zaman zaman kendileri ile çat pat Türkçe, Arapça konuşuyorum. Çocuklarını bilmem ama;büyükler oldukça kültürlü, bilgili entelektüel insanlar. Mesela,  kendisin Müderris yani bizde karşılığı profesör olduğunu söyleyen Iraklı, iki bin dolar emekli maaşının her ay hesabına yattığını, bir başkası da, karakol komutanı olduğunu, bir başkası Saddam’ın koruma müdürü olduğunu, iki bin dolar maaş aldığını söylediğinde “çok para” diyorum;” ama ben altı nüfusa bakıyorum” diye cevaplıyor. Bunların sayılarını çoğaltabilirsiniz. Şöyle, kabataslak bir hesap yaptığımızda, her ay şehrimize milyon dolara varan para akışı olmakta ve bu para Bolu esnafının kasasına girmektedir. Kalabalık aileler ve su gibi para harcamaktadırlar.

Eskiden Bolu caddeleri akşam karanlığı ile beraber ıssızlaşır, esnaf dükkânını kapatırdı. Şimdi ise Iraklılar,  biraz da kendi geleneklerine uygun olarak, akşamları dışarı çıkmakta, açık olan lokantalarda yemek v.s. yemektedirler. Onun içindir ki ulusal firmalar Bolu ya şube açma ihtiyacını duymaktadır.

Sayın Tanju Başkan “gidin diyorum, gitmiyorlar” derken zaten zayıf olan Bolu ticari hayatına darbe mi vurmak istemektedir.

Bu konu da Valiliğin cılız açıklaması dışında başka bir açıklama duymadık. Belki de, sosyal medya da linç edilirim korkusuyla, ticaret odası ve esnaf odaları da sessizliğe büründüler.

Diyeceksiniz ki, “sen linç edilmekten korkmuyor musun”? Korksam da, ben kimseye hakaret etmeden, sadece fikrimi söylüyorum. Değerli okuyucularımdan da aynı hassasiyeti göstereceğine inanıyorum.

Yetkililer, “Bolu’da ki yabancılar şehrimize fakirlik mi yoksa zenginlik mi katıyor” diye araştırılıp kamuoyuna açıklamalıdır. Böylece bilgilenmiş oluruz. Belki de biz yanılıyoruz.

Biliyorum,  hani bizde “ne Şam’ın şekeri, ne de Arap’ın yüzü” diye bir söz vardır. Maalesef, bu düşünce zihinlere adeta kazındı.

Osmanlının çekildiği topraklar da İngilizler, bu bölgenin ekonomik kaynaklarına Türklerin değil de, kendilerinin ulaşabilmesi için aramıza inanılmaz kin ve nefret tohumları ektiler. Ve oldukça başarılı oldular. Bize düşen bu oyunu bozmaktır.

Zaten emperyalist güçlerin en büyük korkusu TÜRK, KÜRT ve ARAP güçlerin bir araya gelip bir sinerji oluşturmasıdır.

Daha dün Suriye Afrin bölgesine giden yetkilileri ellerinde Türk bayrağı ile karşılayıp,

“Adil TÜRK, vicdanlı TÜRK, ağabey TÜRK” diye Arapça tempo tutulduğunu gören gazeteci, bu durumu okuyucularına anlatıyor.

İşte bizim özlemimiz bu… Tarafımız bu…  Büyük güçlü Türkiye…Tabi anlayana….

Ve Tanju Başkanımızdan böylesi polemiklerden güç alan değil de, Bolu’nun kaderini değiştirecek projelerden güç alan bir Başkan olmasını istiyor ve bekliyoruz.

Kalın sağalacakla…

 Günün sözü:

Nefreti yaymak kolaydır; ama

 Sevgiyi yaymak zordur.

Vicdansız olmak anlıktır; ama

Yürekli olmak sonsuzdur.

Bu yazı toplam 2029 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim