• BIST 99.028
  • Altın 281,198
  • Dolar 5,8739
  • Euro 6,4829
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C

Sayın Valim, Tahsin Bey’in durumu ne olacak?

Yüksel Gültekin

Bize has bir özelliktir, sıkışınca duygusallaşmak. Çıkış yolu olarak, merhamete, sevgiye sığınmak. En önemlisi de meseleyi rayından çıkarıp çamura yatmak.

Bu da olmazsa, çıkış yolu bulamazsanız çirkefleşmek, doğruyu söyleyen muhatabınıza hakaret etmek. En acısı da, delikanlı gibi muhatabınızın yüzüne söylemeye cesaret edemediğinizi ima etmek.

Şimdi başka bir moda başladı. Fıkra ve mesel modası. Mesel de nedir diye sormayın. Eskiden ninelerimiz anlatırdı. Modern adı masaldır. Ama, onlar mesel derlerdi. Şimdi piyasada duygu ve düşüncelerini adam gibi anlatmaktan aciz olanlar, en önemlisi anlatacak yüzü olmayanlar, fıkraya ve mesele başvuruyorlar.

Amaç; işi sulandırmak. Amaç; meseleyi çarpıtmak. Amaç; işi rayından çıkartmak. Bunu yapanlar, koskoca makamları işgal etmiş adamlar. Peki biz sulandırmaya müsaade eder miyiz? Biz etsek bu ağır abilerin işgal ettikleri makamlar sulandırmaya gelir mi? Asla. Peki bunlar onun farkında mı? Maalesef, problem de bu.

Şimdi gelelim konumuza. Ne demiştik? Kamunun mallarının şahsi reklamımıza alet edilmesine müsaade etmeyiz. Etmemeliyiz. Bu kim olursa olsun, böyledir. Böyle davranan mutlaka hesabını vermeli, en önemlisi kamudan özür dilemedidir. Lafonten’den masallarla geçiştirilecek mesele değildir bu mesele.

Peki İl Özel İdaresi kaynaklarıyla dergi çıkartıp bu dergide 19 adet resmini basan ve 20 sayfalık derginin 13 sayfasından tasarruf ederek reklamını yapan İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Tahsin Akduman Bey’in yaptığı bu davranış karşılıksız mı kalacak?

Tahsin susacak, her zaman konuşunca mangalda kül bırakmayan İlin Valisi susacak, en önemlisi seçilmiş İl Genel Meclisi Başkanı Mücahit Kutlu Bey susacak, sonuç mesele kapanacak öyle mi

Mesele kapanacak, biz de söylediklerimizle kalacağız.

Buradan İlin Valisi, seçilmiş İl Genel Meclisi Başkanı ve en önemlisi bu ayıbın üzerinde oturan Tahsin Akduman’a sesleniyorum. Tahsin Akduman Bey, bu yaptığı yanlışın hesabını kamuoyuna vermeden bu iş kapanmaz. Size rağmen kapanmaz. Eğer tüm bu çağrılara rağmen susmaya devam ederseniz, iş korkarım ki susarak içinden çıkamayacağınız hale gelecek. Ve meseleyi başka mercilere taşımak zorunda kalacağız.

Buradan Ak Parti İl Başkanı Ali Ercoşkun Bey’e ve Ak Parti’nin İl Yönetim Kurulu üyelerine seslenmek istiyorum. Biz yetim malının hesabını sormak, kamunun (Beytül malın) kaynaklarının israf edilmesini önlemek için iktidara gelmiş bir partinin ve misyonun sahipleriyiz. Sizler de bu partinin ve bu misyonun şu an Bolu’daki temsilcilerisiniz. Tahsin Bey, sizin temsil ettiğiniz iradeyle oradadır. Sizden ricam, bu fütursuzluğun, bu vurdumduymazlığın, hesabını sorun.

Sakın ha kol kırılıp yen içinde kalmasın. Kimse kendini kuralların, kaidelerin üzerinde görmesin. Eğer bu yapılan davranış yanlışsa, bu yanlışın hesabını sormak Ak Parti İl Başkanına ve yönetimine düşer. Bu konuda suskunluk, ayrımcılık asla Ak Parti’ye ve bu misyona yakışmaz. Ben bunun hesabını soracağınıza inanıyorum. Umarım o irade sizde vardır. Hep söyleriz ya, makamları işgal etmek önemli değil, önemli olan o makamların hakkını vermektir. Hadi bakalım, destanların sahipleri onun hakkını versinler. Yoksa boş nara kimseyi ürkütmez.

Tahsin, susarak bu işler geçiştirilseydi, senden önce bu işleri yapanlar, yani kamu kaynaklarını şahsi reklamları için kullananlar, hiç konuşmazlardı. Örneklerine bakınca yaptığın yanlışı anlarsın. Özür dile kurtul. Kamuoyuna yaptığın işin yanlışlığını deklare et, İl Özel İdaresi tarafından çıkarılan derginin ikinci sayısının maliyet masraflarını öde, bu işten kurtul. Belki bu dürüst davranışından sonra, milletvekilli ümidin bile olabilir. Ama, şark kurnazlığıyla devletin parasını kullanarak şahsi reklamını yapmaya kalkarsan, bak işte bu olmaz. Ben sana kötülük değil, bilirsen iyilik yapıyorum. Sen şu özrü bir dile de, sonra seninle karşılıklı Lafonten’den masalları anlatırız. Hatta karşılıklı aşk şiirlerinin kralını okuruz.

Bende yalnızca kayınvalide, gelin hikayeleri yok, bunlara diğer aile fertlerini de katarız. Hele bir kılıbık damadın düştüğü durumu anlatan mesel var ki, gülmekten kırılıp geçersin. Yeter ki dürüst olalım.

Kamunun kaynaklarını kullanmayalım, özür dilemesini bilelim. Adam gibi fıkramızı da anlatırız, hikayelerimizi de.

Saygılarımla.

28.05.2009

Bu yazı toplam 1022 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim