• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 20 °C

ŞEHİR FELSEFESİ

Suat Tosun

Seçim gündemi esaretinden birazcık kurtuluyor iken önce yerel seçimlerin kazananlarını tebrik eder, seçilememiş fakat sonuna dek gayret göstermiş tüm adayları candan kutlarım. Herkesin Bolu’ya olan hizmet aşkı artarak devam etsin.

Bizler ise felsefeye giriş yapalım.

Felsefe Anadolu ‘da doğmuş.

İlk oluşumu, M.Ö.600 yıllarında bir İyonya şehri olan Didim yakınındaki Miletos’da Thales ile başlıyor.

Bugün üniversitelerimizde  “bilim dalı” diye okutulan hiç bir disiplin henüz oluşmamışken felsefe vardı yeryüzünde.

İstanbul, Bursa, Konya gibi büyük şehirler, Bolumuzun Köroğlu’na sahiplenişi gibi felsefeye sıkı sıkı sarılmışlar.

Eskiden” Yeşil Bursa” simgesiyle anılan Bursa; şimdilerde “Evliya Şehri,Düşünce Şehri,Felsefenin Başkenti “ sloganlarıyla; 2010 yılından itibaren üniversitenin ve derneklerin öncülüğünde -özgürlük ve eşitlik,kardeşlik- şehir ve felsefe- uluslararası kongrelerini düzenlemiş,2014 yılı ekim ayında ise –gelenek ,demokrasi ve felsefe başlıklı uluslararası kongre hazırlığında…

Konya şehri de  “Sanayi ve Felsefe Kenti Konya” diye sloganı benimsemiş. İstanbul’da ise Mimar Sinan, Maltepe ve Şehir Üniversiteleri felsefe kongreleriyle sesini duyurmakta…

8 Ocak 2014 tarihli Sivas Postası yerel Gazetesinde köşe yazarı Sayın Osman Çelik “Sivas’ın Felsefesi Oluşturulmalı ”başlıklı yazısında;

Çağın ürettiği son buluş felsefesiz şehirler olsa gerek. Felsefesiz şehirler, felsefesiz insanlar. Oysa Doğu medeniyeti felsefeyle iç içedir. Sivas’ın şu anda bir felsefesi yok.Onca değerler silsilesi mevcutken,onca insan gününü magazin cendereleriyle ve tüketim açlığıyla bir miras gibi, yeni gelen nesilleri de zehirlemekte” diye yakınmakta.

2012 yılında Bursa’daki "Şehir Felsefesi" kongresinde sunulan bildirileri yayınlayan "Felsefe Gazetesi"nin (felsefe gazetesi.com) izniyle faydalandığım yazılardan çok kısa cümleler aktararak sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sayın Prof. Dr. Ahmet İnam (O.D.T.Ü.);Yüksek Öğrenim Kurumu  (YÖK)nün, üniversitelerde felsefenin ders olarak okutulması ile ilgili olarak; felsefi duyarlılığın bir üniversiteye kazandırılmasında salt 80-100 kişiye Platon bunu demiş, Sokrates şöyle söylemiş diye yırtınan hocaları dinlemeyen, dalgasını geçen bir sürü insana felsefe anlatmağa çalıştığını söylüyor. Felsefi duyarlılığın muhakkak felsefe dersleri konularak olmayacağını, eğitim politikasında öyle etkinlikler düzenlemelidir ki, örneğin, fikir kulüpleri, öğrenci kulüpleri oluşturma, tiyatro ve tartışma programları, konserler, bunlarda felsefi duyarlılığı oluşturacaktır. Onun için bu işleri ezbere ve papağan gibi yapmamak lazım “diyor.

Sayın Prof. Dr. Ömer Naci Soykan ( Mimar Sinan Üni.); Felsefeye açık olmak, kendisiyle yüzleşmek, kendisine gizlisi saklısı olmamak demektir. Türkçede” bakar kör” deyimi vardır. Görmek için tensel gözün bakışına tinsel gözün katılması gerekir. Bakan gözümüzdür, gören ise beynimizdir. Ama beynin görme işlemi ruhun ve bilincin etkisiyle biçimlenir. Bu yüzden aynı olaya tanık olan farklı kişilerden sanki başka başka olayları anlatıyormuş gibi durumlarla karşılaşırız. Felsefeyle bilinçlenen ruh, sanatla o bilincin edimsel olmasını sağlar. Felsefe-sanat eğitiminden birinden birinin eksik olması, eğitimden amaçlanan şeyin eksikliği sonucunu verir. Felsefe eksik olunca, sanat pusulasını yitirir, ruh yolunu şaşırır.

Sayın Prof. Dr. Betül Çotuksöken (Maltepe Üni.); bildirisinde,” insanlar arası ilişkilerin yüz yüze olmaktan çıktığı, kentlerin artık özellikle iletişim ilişkileri bakımından sınırlanamadığı, nerde başlayıp nerede bittiği, sınırlarının ne olduğu konusundaki belirsizliklerin öne çıktığı bu yenidünya durumunda üzerinde durulacak sorunlar her an artmaktadır. Kent bu yeni durumuyla çokça “mekân oburu” olarak biçimlenmektedir(özellikle Türkiye örneğinde olduğu gibi). Bu ortamda her şey salt mekândan, hatta yapıdan, binadan ibarettir. Yeni olan bu, yapıların mekânların, binaların yalnızca somut varoluşudur.

Sayın Prof. Dr. Gabriel Vargas Lozano (Meksika); Şehir ve felsefe adlı sunumunda; felsefe, ortaklık ve koordinasyon bazında “şehrin “ problemlerine bir yanıt oluştururabilecek tek disiplindir. Bunu tamamlayabilmek için felsefe kendi akademik çerçevesi içinde kalmamamalı, daha aktif, diyaloğa dayalı olarak faaliyetini sürdürmelidir “diye belirtmiştir.

Sayın Prof. Dr. Abdülkadir Çüçen  (Uludağ Üni); Siyasetin yeni projesi “düşünen şehirler” adlı bildirisinde,”mutlu insanlarla huzurlu bir şehir “noktasından, şehre gelen ve tutunmayı başarıp şehir yaşamını öğrenenler yavaş yavaş ekonomik yaşamın ötesinde, insanca bir yaşam için başka şeylerinde olması gerektiğini düşünür. Hatta bunu talep eder. Bu da sanat olabilir, kültürel etkinlik olabilir, sinema, tiyatro olabilir. Fakat yaşamdan beklenti gittikçe artarak bunlarında ötesine geçer. İşte tamda bu noktada felsefe devreye girer. Felsefenin şehre katkısı, orada yaşayanların daha üst düzeyde düşünsel faaliyetlerle ülke ya da siyaset sorunlarını düşünüp uğraşmasını ve görüş bildirmesini sağlamak olabilir” demektedir.

Kongre bildirileri dışında,”sakin/yavaş (citta slow) şehir felsefesinden” bahsetmeden geçemeyeceğim (Radikal-2012).

Bu kavram 1999 yılında İtalya’da doğdu. Bir birlik oluşturdu. Avrupa’da 150 yi aşkın şehri üye kaydetti. Ülkemizde ilk defa İzmir-Seferhisar üye oldu. Sayı kısa sürede 8’e ulaştı, Ülkemizden Muğla-Akyaka, Aydın-Yenipazar, Çanakkale-Gökçeada, Sakarya-Taraklı ilçeleri kabul edildi. Yalvaç, Vize, Perşembe, Ş.Urfa-Halfeti ilçeleri başvurularına yanıt bekliyor. Sakin şehir olabilmek için, çevre ve alt yapı politikaları, kentsel kalite, yerel üretimi korumak, konukseverlik, benzeri 59 ölçüt aranıyor. Trafik yoğunluğu, hava kirliliği, yerel üreticilere sahip çıkılması, organik tarımın teşviki, kültürel mirasın korunması, geleneksel değerlerin korunması aslında tüm kentlerimiz için geçerli olan özelliklerdir.

Aklımın bir köşesinden Mudurnu, Göynük, Seben ilçelerimiz sakin şehir olabilir mi diye geçiyor?

Sağlık ve esenlik dolu günler dileğiyle hoşça kalınız.

08.04.2014

Bu yazı toplam 2109 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim