• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 5 °C

Şehitler ölmez derken

Mustafa Namdar

Kınalı parmakla tüfeğin tetiğinde otomatiğe bağlanmış gibi. Kınalı parmakların inançla atan yürekleri, ulusun bağımsızlığı, halkının namusu için çarpıyordu Çanakkale’de. Kınalı kuzular dakikalar saniyelerle yarışırcasına ölüme kucak açıyor gibiydiler, sağnak sağnak yağan mermiler altında. Savaşın vahşetini yaşayanlar anlatıyorlardı sevdiklerine yazdıkları son mektuplarında yaşadıkları vahşeti.

18 Mart 1915, 250.000 kınalı kuzunun vatan topraklarına “Asla yabancı bir bayrak dikilemez” diyerek direnip şehit olanları anma günü. Fen Lisesi Müdürü Sn. Yusuf Ziya Zeybek yaptığı anlamlı konuşmasında anlatıyordu kınalı kuzuları. Kınalı kuzular gene var. Bu kez kınalı kuzuların düşmanı cehalettir diyordu...

Sorgulanması gereken; dün bu vatan için canlarını verenler adına, bu vatanın gelişmişliği adına, bu toprakların korunması adına bırakın şehit olmayı, ne kadar alın teri döküyoruz olmalı. Bugün düşmanımız cehalet derken, bilim adına neler yapıyoruz oturup düşünmek gerek. Dünyanın, Çanakkale savaşlarında tanıdığı Cumhuriyetin kurucusu Atatürk’ün adını vaizlerde, hutbelerde anamıyorsak iki kere düşünmemiz gerek.

Öğrenciler, kısa ve anlamlı bir oyunla o günün yaşanan bir dramını sahnelerken, salonun arka taraflarından yükselen slogan dikkatimizi çekiyor: “Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez.” Ayranımızı kabartan hamasi bir söylem. Acaba şehitler ölmez derken onların, uğruna şehit olduğu değerler için neler yapıyoruz diye düşünebiliyor muyuz? Öğrenciysek öğrenciliğimizi, memursak memurluğumuzu, işçiysek işçiliğimizi ülkenin kalkınmışlığı adına hangi ölçüde ne kadar yerine getirebiliyoruz?

Bu ülkenin ormanlarını, göllerini, derelerini, denizlerini ve de topyekün çevreyi, çevremizi ne kadar koruyabiliyoruz? Sevgi saygı düzeyimiz ne? Neden birbirimizle barışık değiliz?..

Şehitler bıraktıkları eserlerle yaşarlar. Onların bıraktığı mirası koruyamadığımızda bir kez daha öldürdüğümüzü bir anlayabilsek, deftersiz-kitapsız okula gelmeyi marifet saymayız.

Binlerce şehidin kanıyla kurulan Cumhuriyetin yücelmesi için alın teri döküp üretime katkıda bulunabiliyorsanız, şehitler ölmez. Toprağını çölleştirip ayağının altından akıp gitmesine müsaade etmiyorsanız, şehitler ölmez. Sanayini, teknolojini güçlendirip yeni fabrika bacalarını yükseltirseniz, şehitler ölmez. Alınteriyle kazandığınıza yabancı elin değmesine müsaade etmezseniz, şehitler ölmez. Dost geçinmesini bilir, kardeşi kardeşe kırdırmazsanız, şehitler ölmez. Devlet malına hor bakmazsanız, şehitler ölmez. Helal kazanca itibar eder haram yemezseniz, şehitler ölmez. Çalışanın hakkını verirseniz, şehitler ölmez. Demokrasiyi yozlaştırmazsanız, adalette kantarın topunu kaçırmazsanız şehitler ölmez.

Ne diyor Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal geleceğin teminatı olan gençliğine: “Erzurum’dan İzmir’e düşmanı kovduk. Şimdi İzmir’den Erzurum’a cehaleti yok etmek üzere savaşacağız.” Şimdi sormak gerek, bu savaşın neresindesiniz? Bu savaş için gerekli taktik bilginin ne kadarını alıyorsunuz? Yarın alacağınız göreve ne kadar hazırsınız? Bağımsızlık adına her yaşta görevimizi ne ölçüde yerine getirebiliyoruz?

Durduk yerde vatan bölünmez. Vatan üretime katkıda bulunamazsan bölünür. Vatan ekonomik bağımsızlığını koruyamazsan bölünür. Vatan birbirimize yüz çevirip el ele tutamadığımız zaman bölünür...

22.03.2007

Bu yazı toplam 432 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim