• BIST 99.028
  • Altın 281,374
  • Dolar 5,8739
  • Euro 6,4829
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C

Selvi Boylum, Al Yazmalım

Yüksel Gültekin

Yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın, müziklerini ünlü Moğollar Grubu’ndan Cahit Berkay’ın yaptığı, başrollerini Kadir İnanır, Türkan Şoray ve Ahmet Mekin’in paylaştığı Türk sinemasının bana göre tartışmasız en güzel aşk filminin adıydı "Selvi Boylum Al Yazmalım."

Bir sevgi iklimi ancak bu kadar anlatılabilir, bir duygu yoğunluğu izleyiciyi ancak bu kadar sarabilirdi. Defalarca seyredilse bile insanda hiç eksilmeyen bir seyir zevki uyandıran bu hikayenin arkasındaki gerçek kahraman, daha sonra öğrendim ki “Cengiz Aytamov” adında Kırgız bir romancıydı.

Eserleri tam 150 dilde tercüme edilen ve bugüne kadar altmış milyon kişiyle buluşarak yazarına dünyanın en çok okunan yazarı ünvanını kazandıran bu eserlerin çıkış menbağı, Kırgızistan’dı. Onun eserlerinin kahramanları, yaşadığı toprakların ve yaşadığı insanların tüm özelliklerini yansıtan basit, sıradan kahramanlardı.

Onun büyüklüğü, yazı hayatının çok büyük bir bölümünde katı bir rejimin egemen sürdüğü topraklarda böylesine derin ve anlamlı eserleri kaleme alabilmesinde gizliydi.

O, yaşadığı coğrafyanın bir efsanesi olan Işık Gölü kadar derin, mensubu olduğu Kırgız milletinin tarihi öyküsünü anlatan Manas Destanı kadar şiirsel bir anlatımla kaleme almıştı eserlerini. Belki de okuyucu hemen yakalaması, bu derinliğin ama bir o kadar da mütevazi ve sadeliğin eseriydi.

Selvi Boylum Al Yazmalım filminin özellikle son sahnesi, izleyenlerin tüylerini diken diken eden ve bir o kadar da unutulmaz olan repliklerle doluydu. Sevginin iki açılımını aynı duyarlılıkla ve aynı hassasiyetle veren yazar, son kararı okuyucuya bırakıyor, ama o tercihini emekten yana kullanıyordu.

Fonda beliren sevgi nedir sevgi sorusuna yazar, “Sevgi hoşgörüdür, sevgi çabadır, sevgi emektir” cevabını veriyor ve bunun sonucu olarak mutlu sona sevgiye emek vereni layık görüyordu. Fakat ilginçtir fonda “Sevgi deli bir rüzgar mı ne? Uzatsa elini tutuverse elimi sesim çıkar mı? Aman Allah’ım kalbim duruverecek” sözleriyle de sevginin kural ve kaide tanımaz bir his olduğunu da belirtiyor. Okuyucuya ben emeği seçtim, fakat sen emek ya da kalbinin sesini dinleme konusunda özgürsün diyordu.

Zaten o memleketindeki bozkırlarda gönlünce gezinen yılkı atlar gibi hep özgürlükten yana olmuştu. Savaşa karşıydı hep. Eserlerinde gözle görülür bir biçimde bu savaş karşıtlığını ve barışa duyduğu büyük özlemi işlemişti. Varlığını savaş ve ihtilaf üzerine kurmuş bir demir perde rejiminde, onun bu yürekli tutumu ancak alkışı hak ediyordu.

İşte bu büyük romancıyı, çağdaş ozanı, büyük barışseveri 77 yaşında kaybettik. Almanya’da gözlerini hayata yuman bu büyük yazar, aynı zamanda gerçek bir Türk dostuydu. Bizi ve memleketimizi severdi. Ölümün onun için bir hiç olmayacağı ve eserlerinin dünya kaldıkça aynen şevk ve heyecanla ve aynı duygularla okunmaya devam edeceği muhakkak.

Sanatçı olmak zor. Fakat, evrensel sanatçı olmak çok daha zor. Bu sebeple eserleri başka dillere çevrilen ve başka ülkelerde okunan yazarlarımıza, resimleri, heykelleri başka ülkelerde sergilenen ressam ve heykeltıraşlarımıza, kısaca bizi dünyada temsil eden sanatçılarımıza sahip çıkmalıyız. Çünkü bizi dünyaya en iyi ve doğru şekilde tanıtacak olan, evrensel sanatçılarımızdır.

Saygılarımla.

16.06.2008

Bu yazı toplam 853 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim